SON DAKIKA
Trafik ve Kasko Sigortasında Rekor Ödeme: 2,4 Milyon Mağdura 145 Milyar Liralık Dev Destek Diyarbakır'da Nişan Yolunda Katliam Gibi Kaza: 5 Ölü, 11 Yaralı CEO Maaşlarında Tarihi Rekor: Elon Musk’ın Dev Paketi Piyasaları Salladı Süper Lig'de Yeni Sezonun İlk Haftasında VAR Hakemleri Açıklandı: Fenerbahçe Maçına İskoç Hakem! Diyarbakır Lice'de Katliam Gibi Kaza: Nişan Yolunda Can Kaybı 5'e Yükseldi Atletico Madrid Savunmaya Duvar Ördü: Cristian Romero İmzayı Attı! Avrupa Merkez Bankası'ndan Kritik Uyarı: Kriz Dönemleri İçin Evinizde Nakit Para Bulundurun! Filistin'de Tarihi Adım: 20 Yıl Sonra İlk Seçim İçin Seçmen Kayıt Süreci Başladı Kronik Pulmoner Emboli Hastası Balon Anjiyoplasti Yöntemiyle Yeniden Hayata Tutundu Türkiye-Suriye İlişkilerinde Yeni Dönem: Büyükelçi Nuh Yılmaz'dan Şam'da Tarihi Açıklamalar Trafik ve Kasko Sigortasında Rekor Ödeme: 2,4 Milyon Mağdura 145 Milyar Liralık Dev Destek Diyarbakır'da Nişan Yolunda Katliam Gibi Kaza: 5 Ölü, 11 Yaralı CEO Maaşlarında Tarihi Rekor: Elon Musk’ın Dev Paketi Piyasaları Salladı Süper Lig'de Yeni Sezonun İlk Haftasında VAR Hakemleri Açıklandı: Fenerbahçe Maçına İskoç Hakem! Diyarbakır Lice'de Katliam Gibi Kaza: Nişan Yolunda Can Kaybı 5'e Yükseldi Atletico Madrid Savunmaya Duvar Ördü: Cristian Romero İmzayı Attı! Avrupa Merkez Bankası'ndan Kritik Uyarı: Kriz Dönemleri İçin Evinizde Nakit Para Bulundurun! Filistin'de Tarihi Adım: 20 Yıl Sonra İlk Seçim İçin Seçmen Kayıt Süreci Başladı Kronik Pulmoner Emboli Hastası Balon Anjiyoplasti Yöntemiyle Yeniden Hayata Tutundu Türkiye-Suriye İlişkilerinde Yeni Dönem: Büyükelçi Nuh Yılmaz'dan Şam'da Tarihi Açıklamalar

15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin Türkiye Ekonomisine Ağır Faturası: 500 Milyar Dolarlık Kaybın Perde Arkası

15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye ekonomisine 500 milyar dolarlık devasa maliyetini ve yapısal etkilerini Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu analiz etti.

Timur HAN Timur HAN 13 Temmuz 2026, 14:02
12 0
Paylaş:
15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin Türkiye Ekonomisine Ağır Faturası: 500 Milyar Dolarlık Kaybın Perde Arkası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirdiği hain darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti. Bu karanlık gece sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yapısını hedef almadı, aynı zamanda ülke ekonomisine de çok ağır bir darbe vurdu. Finansal piyasalardan turizm gelirlerine, doğrudan yabancı yatırımlardan uluslararası kredi notlarına kadar geniş bir alanda derin yaralar açan bu girişim, Türkiye'nin orta gelir tuzağından kurtulma sürecini de sekteye uğrattı.

Yapılan kapsamlı araştırmalar ve ekonomik analizler, bu hain kalkışmanın Türkiye ekonomisine toplam maliyetinin yaklaşık 500 milyar doları bulduğunu gösteriyor.

Kocaeli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, darbe girişiminin ekonomik etkilerini mercek altına alarak çok önemli değerlendirmelerde bulundu.

Soylu, bu hain girişimin Türkiye ekonomisinde hem ani ve yıkıcı bir finansal şok yarattığını hem de yıllar boyu süren yapısal bir tahribata yol açtığını belirtti. Borsa İstanbul ve döviz kuru gibi piyasa göstergelerinin ilk bir yıl içinde toparlanma eğilimi gösterdiğini ifade eden Soylu; kredi notu kayıplarının, turizm sektöründeki daralmanın ve doğrudan yabancı yatırımlardaki düşüşün ise çok daha kalıcı etkiler bıraktığını vurguladı.

 Doç.Dr. Özgür Bayram Soylu

Tek Bir Gecenin Çok Katmanlı Ekonomik Mirası

Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, ekonominin darbe girişimine verdiği tepkileri yalnızca borsa endekslerindeki dalgalanmalar veya döviz kuru hareketleriyle okumanın büyük bir hata olacağını, bunun buzdağının sadece görünen yüzünü temsil ettiğini belirtti.

Piyasalardaki dayanıklılığın arkasındaki dinamiklere dikkat çeken Soylu, süreci şu sözlerle özetledi:

“Darbe girişiminin hemen ardından gelen ilk işlem gününde BIST 100 endeksi yüzde 7'yi aşan sert bir kayıpla sarsıldı. Dolar kuru ise birkaç gün içinde yüzde 5'in üzerinde bir yükseliş kaydetti. Ülke risk primini gösteren CDS oranları ise hızlıca 300 baz puanın üzerine fırlayarak küresel yatırımcıların endişesini gözler önüne serdi.

Buna karşın, söz konusu finansal göstergeler altı ay ile bir yıl gibi kısa bir sürede darbe öncesindeki seviyelerine dönmeyi başardı. Hatta Borsa İstanbul, bir yıl içinde yüzde 50'yi aşan bir ralli ile kayıplarını tamamen telafi etti. Ancak bu hızlı toparlanma, 'ekonomi darbe şokunu tamamen atlattı' demek için yeterli değildir. Bu durum, likit piyasaların ve hızlı düzenleyici müdahalelerin küresel likidite desteğiyle şokları emme kapasitesini gösterir. Asıl yapısal sorunlar, bu hızlı fiyatlama mekanizmasının dışında kalan daha derin katmanlarda birikmiştir.”

Milyarlarca Dolarlık Fatura Orta Gelir Tuzağını Derinleştirdi

Hain kalkışmanın ülke ekonomisine getirdiği toplam yük hakkında farklı hesaplama modellerinin bulunduğunu aktaran Soylu, bu durumun doğrudan ve dolaylı maliyetlerin ayrımından kaynaklandığını dile getirdi. Can kayıpları, fiziki hasarlar ve GSYH kayıplarının doğrudan maliyetleri oluşturduğunu belirten Soylu; bozulan yatırım iklimi, yükselen risk primleri ve büyüme kayıplarının ise dolaylı maliyetler kategorisinde yer aldığını ifade etti.

Soylu, tüm akademik çalışmaların ortak bir noktada buluştuğunu belirten Soylu, toplam faturanın yüz milyarlarca dolara ulaştığını ve bu olumsuz etkinin sonraki 3-4 yıla yayıldığını söyledi. Soylu, “Eğer bu hain girişim yaşanmasaydı, Türkiye'nin kişi başına düşen milli geliri 2018 yılında 15 bin dolar sınırını aşarak orta gelir tuzağından çıkışı sağlayabilirdi. Yaşanan süreç bu tarihi fırsatı geciktirmiş, kamu kaynaklarının ekonomik istikrarı korumak amacıyla kullanılması ise sosyal yatırımlardan feragat edilmesine yol açmıştır” dedi.

Finansal Şok ve Borsa İstanbul’un Reaksiyonu

Borsa İstanbul'un darbe girişimisi sonrasındaki ilk işlem günü olan 18 Temmuz Pazartesi günü tarihi bir düşüşe sahne olduğunu anımsatan Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, şu detayları paylaştı:

“Hafta genelinde hakim olan düşüş trendi, ekonomi yönetiminin ve sermaye piyasası otoritelerinin zamanında aldığı önlemlerle kontrol altına alındı ve kayıplar kısa sürede geri kazanıldı.

BIST 100 endeksinin yaklaşık altı ay içinde eski dengesine kavuşması, uluslararası piyasaların bu krizi geçici bir siyasi dalgalanma olarak gördüğünü kanıtlıyor. Ancak borsadaki bu hızlı fiyat toparlanması, kurumsal yatırımcıların güven tazelemekte zorlandığı gerçeğini ve doğrudan yabancı sermaye girişlerindeki yapısal düşüşü gizleyemedi.

Borsada yaşanan ani değer kayıpları, özellikle bireysel yatırımcılar ile bireysel emeklilik sistemi (BES) katılımcılarının portföylerinde geçici erimelere neden oldu. Bu durum, küçük tasarruf sahiplerinin risk algısını tetikleyerek birikimlerini döviz ve altın gibi güvenli limanlara yönlendirmesine zemin hazırladı.”

Döviz Kurlarında Yaşanan Dalgalanma ve Rezerv Gücü

Hain darbe girişiminin haberi duyulur duyulmaz döviz kurlarında sert bir hareketlilik yaşandığını ancak olayın hafta sonuna denk gelmesi ve kalkışmanın hızla bastırılması sayesinde kurlardaki baskının sınırlı kaldığını belirten Soylu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Dolar kurundaki artışın yüzde 5 seviyesinde kalması, 2018 ve sonraki yıllarda görülen kur krizleriyle kıyaslandığında oldukça hafiftir. Bu durum, 15 Temmuz'un döviz piyasasına olan doğrudan etkisinin kısa vadeli bir risk primi artışıyla sınırlı kaldığını, kalıcı kur bozulmalarının ise sonraki yıllarda ortaya çıkan diğer makroekonomik dinamiklerin birikimli bir sonucu olduğunu ortaya koyuyor.”

Dövizdeki bu ani yükselişin ithalata bağımlı tüketim ürünlerinin fiyatlarını artırarak vatandaşın alım gücünü düşürdüğünü belirten Soylu, döviz borcu olan şirketlerin ve bireylerin borç yükünün arttığını, bunun da toplumda dolarizasyon eğilimini tetikleyen psikolojik bir zemin hazırladığını ifade etti.

Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) döviz rezervlerinin ve cari açığın GSYH'ye oranının kritik bir tampon görevi gördüğünü belirten Soylu, darbe öncesinde yükselişte olan brüt rezervlerin piyasaya güven verdiğini, cari açığın ise %3,7'den %3,8'e sınırlı bir değişim göstererek dış dengenin korunduğunu aktardı.

Turizm Sektöründe Güven Kaybı ve Tarihi Daralma

2016 yılında turizm sektörünün bölgesel çatışmalar, diplomatik krizler ve darbe girişiminin bir araya gelmesiyle tarihi bir çöküş yaşadığını hatırlatan Soylu, şu verileri paylaştı:

“2016 yılındaki bu sert gerileme, Türkiye turizmini adeta on yıl öncesine götürerek turist sayısını 2006 yılı seviyelerine çekti. Diplomatik gerginlikler nedeniyle bazı pazarlarda çok büyük kayıplar yaşanırken, Avrupa pazarında da yüzde 30'u aşan daralmalar meydana geldi.

Turizmdeki bu büyük yıkım sadece tek bir olayla açıklanamaz; bu, 2015-2016 döneminde biriken krizlerin kümülatif bir sonucudur. Ancak darbe girişimi, küresel medyada oluşan 'güvensiz ülke' algısını derinleştirerek seyahat uyarılarının uzamasına yol açtı. Sektör ancak 2018 yılında turist sayısında eski zirvesine yaklaşabildi.”

Faiz Kıskacı, Enflasyon ve Yükselen Risk Primi (CDS)

Darbe girişimi öncesinde yüzde 8 seviyesinde seyreden politika faizinin, artan risk primi, kur baskısı ve enflasyon beklentileriyle kademeli olarak yükselerek 2018 yılında yüzde 24'e kadar çıktığını belirten Soylu, bu sürecin arka planını anlattı.

Enflasyonun faiz artışlarındaki en büyük etken olduğunu ifade eden Soylu, 15 Temmuz öncesi yüzde 7,64 olan yıllık TÜFE enflasyonunun 2016 sonunda yüzde 8,5'e, 2018'de ise kur geçişkenliğiyle yüzde 20'nin üzerine tırmandığını söyledi.

“Ülkenin risk derecesini gösteren CDS priminin 2016 yılı başında 281 baz puan iken, 15 Temmuz günü kapanışta 225 baz puana kadar gerilediğini ancak darbe girişimi ve not indirimleriyle hızla 300 baz puanın üzerine çıktığını belirten Soylu, bu durumun yatırımcı güvenini zedelediğini ifade etti.”

Faiz oranlarındaki bu sert yükselişin doğrudan darbe girişiminin anlık bir sonucu olmaktan ziyade, süreç içerisinde biriken makroekonomik kırılganlıkların bir sonucu olduğunu kaydeden Soylu, CDS priminin ise anlık risk algısını yansıtan çok hassas bir erken uyarı göstergesi olduğunu belirtti.

Doç. Dr. Soylu'ya göre; politika faizindeki artışlar konut, taşıt ve ihtiyaç kredisi maliyetlerini yükselterek hanehalklarının harcama kararlarını ertelemesine neden oldu. KOBİ'lerin finansman maliyetlerinin artması istihdamı sınırlandırırken, yükselen enflasyon ise dar gelirli kesimin reel alım gücünü doğrudan eritti.

Uluslararası Derecelendirme Kuruluşlarının Not Operasyonu

Hain girişimin hemen ardından üç büyük küresel kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye'nin kredi notunu masaya yatırdığını belirten Soylu, bu kuruluşların farklı zamanlarda ve farklı gerekçelerle not indirimine gittiklerini söyledi.

Bu not indirimlerinin zamanla Türkiye'yi yatırım yapılabilir seviyenin oldukça altına gerilettiğini ifade eden Soylu, “15 Temmuz ve sonrasında eklenen riskler birikimli bir itibar kaybına yol açtı. Kredi notu düşüşleri vatandaşın günlük hayatına doğrudan yansımasa da, dış borçlanma maliyetlerini artırarak dolaylı yoldan kredi faizlerine ve yatırımlara olumsuz yansıdı” dedi.

Bankacılık Sektörünün Direnci ve Savunma Bütçesindeki Zorunlu Artış

Bankacılık sektörünün darbe sonrasında ilk etapta temkinli bir duruş sergilediğini ancak 2017'de hayata geçirilen Kredi Garanti Fonu (KGF) destekleri ve makro tedbirlerle kredi hacminde ciddi bir büyüme yaşandığını belirten Soylu, güvenlik harcamalarındaki artışa da dikkat çekti.

Savunma harcamalarındaki artışın, OHAL süreci ve değişen güvenlik ihtiyaçlarının zorunlu bir sonucu olduğunu belirten Soylu, “Kamu otoritelerinin KGF gibi adımlarla krediye erişimi kolaylaştırması 2017'de ekonomiyi canlandırdı ancak bu hızlı genişleme sonraki dönemlerde kredi riskini de beraberinde getirdi” dedi.

Güvenlik bütçesindeki artışın sosyal harcama kalemleriyle rekabet ettiğini belirten Soylu, KGF destekli hızlı kredi büyümesinin hanehalkı ve KOBİ borçluluğunu artırarak Türkiye'yi 2018 kur şokuna karşı daha kırılgan bir bilanço yapısıyla yakalattığını ifade etti.

Kısa Vadeli Şok ile Yapısal Aşınmanın Dengesi

Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, 15 Temmuz darbe girişiminin ekonomik etkilerini iki temel boyutta ele almak gerektiğini belirtti:

Kısa vadeli şiddetli şoklar: Borsa ve döviz kurlarındaki ani dalgalanmalar ve geçici panik havası.

Orta ve uzun vadeli yapısal tahribat: Kredi notlarının düşmesi, yabancı yatırımcı güveninin zedelenmesi, kalıcı faiz ve enflasyon artışları, turizm gelirlerindeki büyük kayıp ve beşeri sermayedeki aşınma.

Ekonomi Yönetiminin Hızlı Refleksleri Hasarı Sınırlandırdı

Finansal göstergelerin 6 ay ila 1 yıl gibi kısa bir sürede toparlanmasının, ekonomi yönetiminin aldığı hızlı ve kararlı tedbirlerin bir sonucu olduğunu belirten Soylu, buna karşın kalıcı not indirimleri, doğrudan yabancı yatırımlardaki gerileme ve kurumsal kapasitedeki değişimlerin Türkiye'nin uluslararası ekonomik itibarı üzerinde derin ve uzun vadeli izler bıraktığını ifade ederek sözlerini tamamladı.

Etiketler: büyük 500 milyar dolarlık ağır ekonomiye faturası yüzü Temmuzun öteki kaybın
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumlar moderatör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Konumunuz

Şehir bulunamadı

Süper Lig

# Takım O G B M P
1 Gençlerbirliği 1 1 0 0 3
2 Çaykur Rizespor 1 1 0 0 3
3 Galatasaray 1 0 1 0 1
4 Çorum FK 1 0 1 0 1
5 Corendon Alanyaspor 1 0 1 0 1

Malatya Bugün Hava Durumu

Rain
25°C
hafif yağmur
Nem: %41
Rüzgar: 0 km/s

Malatya Namaz Vakitleri

16 Ağustos 2026 - Pazar
İmsak
04:02
Güneş
05:34
Öğle
12:36
İkindi
16:23
Akşam
19:29
Yatsı
20:54

Döviz & Altın

Çeyrek Altın
0,00%
₺11.091,07
EUR Euro
+0,31%
₺55,5063
GBP İngiliz Sterlini
+0,26%
₺64,8964
Gram Altın
+0,01%
₺6.737,19
Tam Altın
0,00%
₺44.229,44
USD Amerikan Doları
+0,10%
₺47,9147
Yarım Altın
0,00%
₺22.215,85

Malatya Nöbetçi Eczaneler

KARACA ECZANESİ
Köylü MAH. Hükümet Caddesi NO: 45/1 44850 Pütürge Malatya
YAZIHAN ECZANESİ
Doğuş MAH. Hastane Caddesi NO: 36 44350 Yazıhan Malatya
BADE ECZANESİ
Kiltepe MAH. Sunguroğlu Sokak NO: 7/1 44900 Yeşilyurt Malatya
ANIL ECZANESİ
Özalper MAH. Kara Caddesi NO: 13 44090 Yeşilyurt Malatya
SITMAPINARI ECZANESİ
İstiklal MAH. Atatürk Caddesi NO: 55 44760 Kuluncak Malatya