15 Temmuz Şehidi Mustafa Solak'ın Ailesi 10 Yıldır Aynı Acı ve Gururla Yaşıyor
15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde şehit düşen Mustafa Solak'ın eşi ve oğlu, aradan geçen 10 yıla rağmen gururla ayakta duruyor.
Türkiye'nin karanlık gecelerinden biri olan 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişimine karşı koymak için tereddüt etmeden sokağa çıkan kahramanlardan biri de boya ustası Mustafa Solak'tı. Ankara'nın Etimesgut ilçesindeki evinden çıkarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne giden 45 yaşındaki Solak, darbeci hainlerin F-16 savaş uçaklarından attığı bombaların hedefi olarak şehadet şerbetini içti. Aradan geçen 10 yıllık süreçte, eş ve baba hasretini yüreklerinde taşıyan eşi Melek Solak ile oğlu Emre Solak, şanlı şehadetin verdiği gururla hayata tutunmaya devam ediyor.
Şehadete Sevdalı Bir Ömür: Mardin’den Külliye’ye Uzanan Yol
Şehit Mustafa Solak'ın oğlu Emre Solak, babasının kendisi için sadece bir ebeveyn değil, aynı zamanda en yakın arkadaş ve hayat rehberi olduğunu vurguladı. Babasının vatanına son derece bağlı bir insan olduğunu ifade eden Solak, onun her zaman şehitlik mertebesine ulaşmayı arzuladığını dile getirdi. Babasının askerlik vazifesini Mardin'de yaptığını aktaran Emre Solak, "Babam hayatı boyunca şehadete aşık bir insandı. Mardin'de vatani görevini yaparken terör örgütü PKK ile amansız mücadelelere girmişler ancak orada şehitlik nasip olmamış. Nasibinde 15 Temmuz 2016'da, vatan savunmasında şehit düşmek varmış" şeklinde konuştu.
"O Gece Hastane Bahçesi Benim İçin Bir Ateş Çukuru Oldu"
İhanet girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesinin kendileri için sıradan bir gün gibi başladığını belirten Emre Solak, babasının gece saat 02.00 sularında bir arkadaşından gelen telefonla durumun ciddiyetini anladığını söyledi. Babasının hemen Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmek üzere evden ayrıldığını kaydeden Solak, sabah uyandığında babasını bulamayınca telefonla aradığını ancak yanıt alamadığını ifade etti. Sonrasında yaşanan dramatik süreci şu sözlerle anlattı:
"Amcamı aradım, o da hemen yanımıza geldi. Akrabalarımız, dostlarımız babamı defalarca aramış ama ulaşamamıştı. En sonunda telefonu açan bir kişi, babamın yaralı olduğunu ve Devlet Demiryolları Hastanesi'ne gitmemiz gerektiğini söyledi. Hastaneye ulaştığımızda koridorlar adeta kan gölüne dönmüştü. Amcam yanıma gelip, 'Yeğenim, şehitlik çok yüce bir makamdır, şehit evladı olmak ise daha da büyük bir onurdur' dediğinde dünyam başıma yıkıldı. O an hastanenin bahçesi benim için adeta bir ateş çukuruna dönüştü. Babamı kaybettiğimde henüz 18 yaşındaydım ama o acıyla bir gecede zihnen 40-50 yaş olgunluğuna eriştim. Çok hızlı büyüdüm. Acısı çok büyük ama şehit evladı olmanın verdiği gurur da bir o kadar tarif edilemez."
"Acımız İlk Günkü Gibi Taze, Gururumuz İse Tarif Edilemez"
Eşini kaybetmenin acısını yüreğinde taşıyan şehit eşi Melek Solak ise hayat arkadaşını kelimelerle tarif etmenin imkansız olduğunu, onun her açıdan mükemmel bir insan olduğunu belirtti. Eşinin her zaman şehit olmayı dilediğini söyleyen Melek Solak, "Yüce Rabbim ona bu kutsal makamı nasip etti, zira şehitlik herkese nasip olmaz. Aradan 10 yıl geçmiş olmasına rağmen içimizdeki yangın ilk günkü gibi taze. Bu acı asla dinmeyecek; ancak ben de kara toprağa girdiğimde son bulacak. İnşallah Rabbim bizleri ahirette kavuşturur. Tüm şehitlerimizden Allah razı olsun" dedi.
Bir şehit eşi olmaktan her zaman onur duyduğunu vurgulayan Solak, "Rabbime şükürler olsun ki beni bir şehit eşi olarak seçti. Acımız ne kadar büyükse, gururumuz ondan katbekat daha büyüktür. Bu vatan hepimizin ve ona canımız pahasına sahip çıkmalıyız. Eşim evden çıkarken, 'Ben bugün ölmeyeceksem ne zaman öleceğim' diyerek gitti. Vatanımıza sımsıkı sarılmalı ve her zaman birlik içinde olmalıyız. Devletimizden ve Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun, onları başımızdan eksik etmesin" ifadelerini kullandı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!