5. Uluslararası Marmara Lisansüstü İletişim Öğrencileri Kongresi Tamamlandı
Marmara Üniversitesi'nde düzenlenen kongrede yapay zeka ve toplumsal etkileri tartışıldı. AA'dan Büşra Tosun Durmuş, geleceğe hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.
Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortağı olarak yer aldığı ve "Yapay Zeka ve Geleceğimiz: Aile, Çocuk ve Toplum" başlığını taşıyan kongre, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Doç. Dr. Yalçın Lüleci Konferans Salonu'nda düzenlendi.
Kongrenin kapanış panelinde "Yapay Zeka ve Geleceğimiz: Aile, Çocuk ve Toplum" konusu ele alındı. AA Yönetim Kurulu Üyesi ve Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden Dr. Öğretim Üyesi Büşra Tosun Durmuş, iletişim teknolojilerinin tarihsel evrimine değinerek, matbaanın icadından dijital devrime kadar geçen süredeki hızlı gelişmelere vurgu yaptı.
Son yıllarda yapay zekanın kazandığı ivmeye dikkat çeken Durmuş, 2016 sonrası "web 4.0" ve "simbiyotik web" kavramlarıyla birlikte yapay zekanın arka planda süreçleri yönetme kabiliyetine ulaştığını belirtti.
Durmuş, yapay zeka arama motorlarının henüz beş yıldır faaliyette olduğunu ve bu kadar kısa bir sürede önemli sonuçlar doğurduğunu ifade ederek, "Bu gerçekten dikkat çekici bir gelişme. Çok kısa bir süre içinde büyük bir değişime tanıklık ediyoruz. Bu, gelecekte daha büyük değişimlere de hazırlıklı olmamız gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle kongre başlığını çok anlamlı buluyorum." dedi.
Hızla değişen bu süreçte geleceğe hazırlıklı olmanın zorunlu olduğunu belirten Durmuş, "Bugünü konuşmak için artık biraz geç kalmış olabiliriz. Bugünü değerlendirip politika belirlerken aynı zamanda geleceğe yönelik konuşmaları da geç kalmadan yapmalıyız. Gelecek hakkında konuşmak ve bunu tüm paydaşlarla birlikte yapmak son derece önemli." şeklinde konuştu.
Durmuş, algoritmaların bazı toplumsal konuları olduğundan daha büyük ve yaygın gösterdiğini belirterek, yapay zeka teknolojilerini geliştirenlerin "söylem üretme gücünü" de elinde bulundurduğuna dikkat çekti.
Türkiye'deki bazı tartışmaların dışarıdan ithal edilen problemler olduğunu söyleyen Durmuş, sözlerine şöyle devam etti:
"Kimlik, annelik ve babalık gibi alanlarda üretilen söylemler aile yapısını doğrudan etkiliyor. Bu konular, Türkiye'de aslında ithal bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Kişisel görüşüm, cinsiyet ve transseksüellik meselelerini toplumsal düzeyde minimal ölçüde deneyimlemekteyiz. Ancak bu sorunlar, ithal edilerek aile sorunlarına dönüştürülüyor. Bu durum, algoritmik kolonyalizmin bir başarısıdır. Kendi toplumumuzda olmayan problemleri tartışmak zorunda bırakılıyoruz ve bu konulara yönelik politikalar geliştirirken yanlış yönlendirmelere maruz kalabiliriz."
Durmuş, yapay zekanın kullanım alanlarına dair güncel verilere göre, özellikle 20-40 yaş arası bireylerin bu teknolojiyi daha çok kişisel gelişim ve psikolojik destek için kullandığını belirtti ve "Bu, algoritmaların ön kabulleriyle kimlik karmaşasını destekleyen bir güç oluşturuyor." dedi.
Medya kuruluşları ve üniversitelerin bu süreçteki sorumluluklarına değinen Durmuş, "Anadolu Ajansı gibi medya kuruluşlarının, söylem aktarımında dikkatli olması, özellikle aile, kadın, erkek, annelik ve babalık konularında hassas bir söylem aktarımı yapması gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca, bu ithal kavramların medya tarafından sorgulanması ve toplumumuza doğrudan hitap etmeyebileceğinin vurgulanması gerektiğini düşünüyorum." dedi.
İki gün süren kongrede yapay zekanın toplumsal yaşam üzerindeki etkileri, aile, çocuk ve toplum bağlamında 24 bildiri sunuldu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!