ABD-İran Gerilimi: Hürmüz Boğazı'nda Yeni Kriz Tehdidi
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ABD ve İran'ı yeniden karşı karşıya getirirken, ateşkesin geleceği tehlikede.
ABD ve İran arasında imzalanan anlaşmaya rağmen, Hürmüz Boğazı’nda patlak veren yeni kriz ve karşılıklı saldırılar, iki ülkeyi yeniden tehlikeli bir dönemece sürükledi. Her iki taraftan da gelen sert açıklamalar, ateşkesin geleceği konusunda kaygıları artırıyor. Körfez’de yaşanan bu çatışmalar, iki hafta önce varılan mutabakat çerçevesinde yapılan barış görüşmelerinin askıya alınmasına neden oldu.
Karşılıklı Saldırılar ve Yeni Kriz
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın bölgedeki ticari taşımacılığa yönelik saldırılarını gerekçe göstererek, İran’da bulunan bazı hedeflere saldırılar düzenlediğini duyurdu. CENTCOM, Amerikan güçlerinin Hürmüz Boğazı ve çevresinde İran’a ait 10 askeri hedefi vurduğunu belirtti. Sirik kenti ve Keşm Adası yakınlarında patlama sesleri duyuldu; bu saldırılar İran’ın askeri gözetleme altyapısı, iletişim sistemleri, hava savunma noktaları, İHA depoları ve mayın döşeme kapasitelerini hedef aldı.

Trump'tan Sert Açıklamalar
ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan uçaklarının “ateşkesi yeniden ihlal ettiği” gerekçesiyle İran’a ait füze ve insansız hava araçlarının depolandığı yerleri ve kıyı radar tesislerini vurduğunu belirtti. Trump, İran’ın bu durumdan ders almadığını savunarak, “Artık makul olamayacağımız bir noktaya gelebiliriz ve başarıyla başlattığımız işi askeri olarak tamamlamak zorunda kalabiliriz. Bu olursa artık İran İslam Cumhuriyeti diye bir şey kalmaz” ifadelerini kullandı.
İran'ın Yanıtları ve Tehditler
İran da misillemede bulunarak, Kuveyt’teki Ali es-Salim Hava Üssü ve Bahreyn’deki Selman Limanı’nda bulunan ABD Beşinci Filosu dahil olmak üzere toplam 8 önemli ABD askeri tesisini hedef aldı. Kuveyt’te hava savunma sistemleri devreye girerken, Bahreyn’de sirenler çaldı ve gece saatlerinde bir konut binası İran’ın saldırısı sonucu ağır hasar gördü. Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, İran’ın saldırılarını kınayarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı.
Diplomatik Çıkmaz ve Barış Görüşmeleri
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin saldırılarını kınarken, İran’ın ulusal egemenliği ve çıkarlarını koruma hakkına sahip olduğunu ve ABD unsurlarına yönelik karşı hamlelerin meşru müdafaa kapsamında gerçekleştiğini ifade etti. Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, “düşmanın” güvenilmez olduğunu vurgulayarak müzakere sürecinde dahi harekete geçtiklerini belirtti.
Çatışmaların Müzakerelere Etkisi
Washington ve Tahran, karşılıklı saldırılar nedeniyle birbirlerini geçici ateşkesi ihlal etmekle suçlarken, iki ülke arasında yaklaşık iki hafta önce imzalanan 14 maddelik anlaşma çatışmaların durdurulmasını ve Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden açılmasını hedefliyordu. Wall Street Journal’ın haberine göre, bu görüşmeler yaşanan çatışmalar nedeniyle askıya alındı. Haberde, iki ülke arasındaki saldırıların, İsviçre’de yeniden başlaması beklenen görüşmelerin durdurulmasına yol açtığı iddia ediliyor ve İran heyetinin görüşmelere katılmadığı bildirildi.
İsrail'in Lübnan Müdahalesi
İsrail ordusu, Lübnan ile imzalanan çerçeve anlaşması, ateşkes ve ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a yönelik hava saldırıları düzenledi. İsrail’e ait İHA, Nebatiye vilayetine bağlı Yukarı Nebatiye beldesini hedef alırken, İsrail savaş uçakları Deyr Suryan beldesi çevresine hava saldırısı gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD’yi İsrail’e baskı yaparak Lübnan’daki saldırılarını durdurmaya çağırdı.
Müzakere Masası Katar'a Taşınıyor
ABD merkezli Axios haber sitesinin ismi açıklanmayan üst düzey ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD ve İran’ın birbirlerine yönelik saldırıları durdurma konusunda anlaşarak, Hürmüz Boğazı konusundaki anlaşmazlıkları çözmek için 30 Haziran’da Katar’da görüşme planladığını öne sürdü. Bir başka yetkili ise her iki tarafın da “şimdilik” saldırılardan el çekeceğini ve İsviçre’de yapılan teknik görüşmelerde “gemilerin serbestçe hareket edebileceğini” söylediği iddia edildi.
Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun düşmesi için yeni bir diplomatik sürecin başlamasına olanak sağlayabilir. Ancak, taraflar arasındaki güvensizlik ve önceki ihlaller, sürecin başarılı bir şekilde ilerlemesini zorlaştırıyor. Gelecek günlerde, uluslararası toplumun da bu krize çözüm bulmak için daha aktif bir rol oynaması bekleniyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!