ABD'yi Sarsan Küba Raporu: Washington Yönetimine Sızıp 4 Ülkeye Bilgi Aktarmışlar!
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı 100 sayfalık raporda, Küba'nın Washington'ın en üst kademelerine sızarak Çin ve Rusya'ya istihbarat sağladığı iddia edildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve diplomatik çevrelerde büyük yankı uyandıran "Küba: 21. Yüzyıl Komünizminin Başkenti" başlıklı 100 sayfalık rapor, iki ülke arasındaki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı. Resmi raporda, Havana yönetiminin yaklaşık 70 yıldır ABD topraklarında sistematik ve organize bir "bozgunculuk kampanyası" yürüttüğü iddia edildi. Küba'nın, Amerikan devlet mekanizmasının en hassas noktalarına sızarak küresel ölçekte bir casusluk ağı kurduğu savunuluyor.
Yarım Asırlık Sızma ve Gizli Yıpratma Stratejisi
Raporda yer alan iddialara göre Küba, Washington yönetiminin karar alma mekanizmalarının üst kademelerine sızmayı başardı. Havana'nın, ABD'li aktivistleri kendi ideolojik çizgisine çekerek ülke içindeki "sol terör dalgalarını" el altından desteklediği ve aktif dış istihbarat faaliyetleri yürüttüğü belirtiliyor.
Havana yönetiminin askeri açıdan ABD ile doğrudan savaşabilecek bir kapasiteye sahip olmadığı vurgulanan raporda, Küba'nın bunun yerine asimetrik yöntemlere başvurduğu ifade edildi. Raporda, "Kübalılar, casusluk, sızma, sabotaj, vekil ağlar ve ABD'yi kendisine karşı kışkırtmayı amaçlayan devrimci bir yapılanma üzerine kurulu, uzun süreli bir yıpratma savaşı için yeni bir model mükemmelleştirdi." denilerek, yürütülen faaliyetlerin son derece planlı ve gizli olduğuna dikkat çekildi.
Dört Ülkeyle İş Birliği: Benzeri Görülmemiş Bir Tehdit
ABD ulusal güvenliği için Küba'nın istihbarat operasyonlarının "benzeri olmayan bir tehdit" teşkil ettiği savunulan raporda, elde edilen bilgilerin sadece Havana ile sınırlı kalmadığı öne sürüldü. İddiaya göre Küba, ABD içerisindeki ajan ağı vasıtasıyla elde ettiği kritik askeri ve siyasi istihbaratı Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi Washington'ın küresel rakiplerine servis ediyor. Bu durum, siber güvenlik ve karşı istihbarat birimlerini kırmızı alarma geçirmiş durumda.
Diplomatik ve Ekonomik Ambargo Kıskacı
ABD ile Küba arasındaki gerilim, ekonomik yaptırımlarla da tırmanmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak tarihinde imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, Küba'ya petrol tedarik eden veya satan ülkelerden gelen tüm ürünlere ek gümrük vergisi uygulanacağını duyurmuştu. Beyaz Saray, bu radikal hamlenin, ABD'nin ulusal çıkarlarını Küba'nın "zararlı eylemlerine" karşı korumak amacıyla atıldığını açıkladı.
Trump, yaptığı açıklamalarda İran'ın ardından rotayı tamamen Küba'ya çevireceklerini ve Havana yönetimiyle doğrudan masaya oturacaklarını ifade etti. Küba'yı "çökmüş bir devlet" olarak nitelendiren Trump, ülkedeki kronik siyasi ve ekonomik krizleri yalnızca ABD'nin çözebileceğini iddia etti.
Bu sert ithamlara Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel'den yanıt gecikmedi. Diaz-Canel, ABD'nin ülkelerine yönelik olası bir askeri müdahale için asılsız "bahane" arayışında olduğunu belirterek, böyle bir girişimin tüm bölgeyi "kan gölüne çevireceği" uyarısında bulundu. Gerilimin ekonomik boyutunda ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 23 Haziran'da Küba ordusunun kontrolündeki dev holding GAESA ve bağlı şirketlerini yaptırım listesine aldıklarını duyurarak, bu yapının Küba halkının kaynaklarını "çalarak" kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını savundu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!