Ani Şişlikler Derin Ven Trombozu İşareti Olabilir
Ani gelişen tek taraflı şişlik, derin ven trombozunun habercisi olabilir. Prof. Dr. Oğuzkurt, erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, atardamarlardaki tıkanıklıkların çoğunlukla damar duvarı hastalıklarından kaynaklandığını, toplardamar tıkanıklıklarının ise genellikle pıhtı nedeniyle oluştuğunu belirtti. Oğuzkurt, toplardamar tıkanıklıklarının vücudun çeşitli bölgelerinde, özellikle bacak ve kollarda görülebileceğini ifade etti.
Oğuzkurt, bacakta veya kolda görülen ani ve tek taraflı şişliklerin derin ven trombozu adı verilen bir durumu işaret edebileceğine dikkat çekti. Bu tür şişliklerin önemli bir belirti olduğunu vurgulayan Oğuzkurt, bacakta meydana gelen şişliklerin genellikle ağrı ile birlikte ortaya çıktığını belirtti. Bununla birlikte, bacak şişliğinin her zaman ciddi bir sorun olmadığını, ancak tek taraflı ve ani gelişen şişliklerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bacaklarda pıhtılaşmanın sık görüldüğünü anlatan Oğuzkurt, İstanbul nüfusu örneği üzerinden her yıl 15 bin kişide bacak damarlarında pıhtılaşma görülebildiğini belirtti. Akciğere pıhtı atma riskinin nadir olduğunu ancak hayatı tehdit edebileceğini ifade eden Oğuzkurt, bu durumun pulmoner emboli olarak adlandırıldığını ve özellikle yaşlılar ile kalp veya akciğer hastalığı olan bireylerde ölümcül olabileceğini vurguladı.
Genetik Faktörler ve Riskler
Oğuzkurt, toplardamar tıkanıklıklarında genetik faktörlerin önemli bir rol oynadığını belirtti. Ayrıca, uzun süre hareketsiz kalmak, cerrahi müdahaleler, gebelik ve bazı kanser türlerinin de bu hastalığın gelişiminde etkili olduğunu söyledi. Oğuzkurt, yaşam tarzı değişikliklerinin riski azaltabileceğini, ancak tamamen önlenmesinin zor olduğunu ifade etti.
Erken teşhis ve tedavinin önemine değinen Oğuzkurt, cerrahi müdahalelerin denenmesine rağmen pıhtıların tekrar oluşabileceğini belirtti. Kan sulandırıcı ilaçların yeni pıhtı oluşumunu ve pıhtının akciğere gitmesini engelleyebileceğini dile getirdi.
Girişimsel Radyoloji ile Tedavi
Prof. Dr. Oğuzkurt, girişimsel radyoloji yöntemleriyle yapılan tedavilerde anjiyo yardımıyla toplardamara girilerek pıhtıların temizlenebildiğini açıkladı. Bu uygulamanın bacak, kol, böbrek ve karaciğerin bazı damarlarında kullanılabildiğini belirten Oğuzkurt, pıhtının erken dönemde mekanik ve ilaçla temizlenebileceğini söyledi.
Pıhtının 10-20 gün gibi bir süre kalması durumunda damar kapakçıklarının zarar görebileceğine dikkat çeken Oğuzkurt, tedavinin erken başlanması halinde bu tür hasarların önlenebileceğini belirtti. Geç müdahale edilmesi durumunda ise kapakçıkların bozulabileceğini ve kalıcı sorunların oluşabileceğini ifade etti.
Oğuzkurt, toplardamardaki pıhtıların genellikle küçük boyutlarda sorun yaratmayabileceğini, ancak büyük pıhtıların ciddi nefes darlığı ve hayati tehlike oluşturabileceğini vurguladı. Akciğerlere pıhtı atma riskinin genellikle bacak ve nadiren kol toplardamarı tıkanıklıklarından kaynaklandığını belirtti.
Son yıllarda gelişen anjiyografi yöntemleri sayesinde vücuttaki damar pıhtılaşmalarının daha etkili bir şekilde tedavi edilebildiğini ifade eden Oğuzkurt, gelecekte bu yöntemlerle birçok akciğer embolisinin önlenebileceğini veya tedavi edilebileceğini söyledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!