Avusturya İslam Cemaati Başkanı Vural'dan Sert Tepki: "Müslümanları Hedef Alan Genellemeler Kabul Edilemez"
Avusturya İslam Cemaati Başkanı Ümit Vural, başörtüsü yasağı ve "siyasal İslam" tartışmalarına tepki göstererek Müslümanların hedef gösterilmesini eleştirdi.
Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ) Başkanı Ümit Vural, ülkede son dönemde tırmanışa geçen Müslüman karşıtı söylemler, okullardaki başörtüsü yasakları ve hükümetin "siyasal İslam" çıkışlarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Anadolu Ajansı (AA) muhabirine konuşan Vural, Müslüman toplumunu zan altında bırakan genellemelerin ve haksız ithamların toplumsal barışa zarar verdiğini vurguladı.
Başörtüsü Yasağına Karşı Hukuki Mücadele Sürüyor
Avusturya'da okullarda 14 yaşından küçük kız öğrencileri hedef alan başörtüsü yasağının 1 Eylül itibarıyla resmen yürürlüğe girdiğini anımsatan IGGÖ Başkanı Ümit Vural, yasağı savunan siyasi iradenin, bu karardan doğrudan etkilenecek ailelerle ve çocuklarla hiçbir şekilde temas kurmamasını eleştirdi. Vural, "Beni bu süreçte en çok rahatsız eden, bu düzenlemeyi hararetle savunanların doğrudan muhataplarıyla konuşmamış olmasıdır. Kanunun makro düzeyde yürürlüğe girmesiyle ilgileniyorlar ancak bu durumun ailelerin ve çocukların dünyasında nasıl bir travma yarattığını kimse hesaba katmıyor" dedi.
Bazı ailelerin kanunlara riayet etmek isterken, çocukların kendi özgür iradeleriyle başörtüsü takmaya devam etmek istediğini belirten Vural, bu tür bireysel hassasiyetlerin göz ardı edildiğini ifade etti. IGGÖ'nün yasağa karşı henüz yürürlüğe girmeden önce, Mart ayında Anayasa Mahkemesine başvurduğunu fakat bu talebin usul yönünden reddedildiğini hatırlatan Vural, konuyu yeniden yargıya taşıyacaklarını açıkladı. Saygın bir anayasa hukuku profesöründen aldıkları bilimsel mütalaanın, düzenlemenin anayasaya açıkça aykırı olduğunu ortaya koyduğunu belirten Vural, yeni başvuruyu bu güçlü uzman raporuyla gerçekleştireceklerini kaydetti.
"Siyasal İslam" Kavramı Suçlu Yaratmak İçin Kullanılıyor
Hükümet yetkililerinin sıkça gündeme getirdiği "siyasal İslam" söylemlerini de değerlendiren Vural, bu kavramın 10 yılı aşkın bir süredir içi doldurulmadan tartışıldığını ifade etti. IGGÖ bünyesinde 2019 yılında geniş katılımlı bir çalıştay düzenlediklerini aktaran Vural, konunun uzmanlarca gün boyunca masaya yatırıldığını ancak kavramın sınırlarının ve kapsamının belirsiz olduğu sonucuna varıldığını dile getirdi. Vural, "Bu kavramın nerede başlayıp nerede bittiği belli değil. Dolayısıyla ucu açık yapısıyla insanları haksız yere suçlu ilan etmek için son derece elverişli bir zemin sunuyor" uyarısında bulundu.
Avusturya hükümetine uzun süredir bu kavramla tam olarak neyin hedeflendiğini sorduklarını belirten Vural, anayasal düzene ve demokratik yapıya yönelik her türlü tehdide karşı olduklarını vurguladı. Mevcut ceza hukuku ve güvenlik mevzuatının, devleti ve toplumu tehdit eden her türlü radikal oluşumu engellemek ve cezalandırmak için zaten yeterli yaptırımlara sahip olduğunu hatırlatan Vural, devletin asli görevinin tüm toplumu korumak olduğunu, ancak bunun genellemelere başvurulmadan, sadece suça karışan küçük gruplar hedef alınarak yapılması gerektiğini söyledi.
Müslümanlara Yönelik Artan Tehditler ve Sessizlik Sarmalı
Son dönemde Avusturya genelinde Müslüman karşıtlığının ve İslamofobik eğilimlerin kaygı verici düzeyde arttığına dikkat çeken Ümit Vural, başörtüsü ve İslam tartışmalarının alevlenmesiyle birlikte IGGÖ'ye yönelik tehdit mesajlarının ve sosyal medyadaki nefret söylemlerinin katlandığını ifade etti. Yaşananların sadece dijital mecralarla sınırlı kalmadığını, kamuoyuna yansımayan ciddi tehditlerin de bulunduğunu belirten Vural, Avusturyalı siyasetçilerin bu tehlikeli gidişat karşısında sessiz kalmasını eleştirdi.
Müslümanların Avusturya'nın asli bir unsuru olduğunu, her gün bu ülkenin kalkınması için çalıştıklarını ve değer ürettiklerini ifade eden Vural, sözlerini şöyle tamamladı: "İslam ve Müslümanlar bu ülkenin ayrılmaz bir parçasıdır. Çocuklarımızın kendilerini hem Müslüman hem de Avusturyalı olarak hissetmeleri için çabalıyoruz. Müslümanların en doğal beklentisi, bu ülkeye sundukları katkıların takdir edilmesi ve eşit vatandaşlar olarak kabul görmektir. Diğer inanç gruplarına yönelik tehditlerde gösterilen reflekslerin, Müslümanlar söz konusu olduğunda da aynı kararlılıkla sergilenmesini bekliyoruz."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!