Bakan Kurum: Küresel Dinamikler Yeniden Tanımlanıyor ve Hepimiz Bu Sürecin İçindeyiz
Bakan Kurum, dünya dinamiklerinin yeniden tanımlandığını belirtti ve küresel sorunlara karşı adil bir dünya düzeni önerdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, dünyanın 'insanlığın ortak yuvası' olduğunu vurgulayarak, "Dünya hızla değişiyor, küresel dinamikler yeniden tanımlanıyor. Bugün içinde bulunduğumuz dönem; jeopolitik gerginliklerin arttığı, belirsizliklerin derinleştiği ve risklerin çoğaldığı bir süreç ve bu durum hepimizi etkiliyor." dedi.
Kurum, Orta Doğu'daki gerginliklerin ve Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin enerji ve su güvenliğini tehdit ettiğini belirterek, Rusya-Ukrayna çatışmasının devam ettiğini, bölgesel güvenlik ve enerji akışlarının baskı altında olduğunu, küresel siyasi dengelerin köklü bir değişim yaşadığını ifade etti.
Bunun yanı sıra, küresel ölçekte kuraklık, su sıkıntısı ve aşırı hava olaylarının arttığını kaydeden Kurum, iklim krizinin olumsuz etkilerinin siyasi, ekonomik ve kültürel bir dönüşümü tetiklediğine dikkat çekti.
Bakan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dünyamıza karşı sorumluluklarımız olduğunu biliyoruz. Artık her gün, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen doğal afetlerin yıkıcı etkileriyle karşılaşıyoruz. Eğer insanlık sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmak istiyorsa, bu ancak tüm ülkelerin eşit haklara sahip olduğu bir dünya düzenine geçişle mümkün olabilir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da belirttiği gibi, kimseyi geride bırakmayan bir anlayış değişikliği ve daha adil bir dünya inşa etmektir amacımız. COP31 vizyonumuzun temelinde de bu yatıyor; daha adil bir dünya için taahhütleri uygulamaya koymak, güveni inşa etmek ve somut sonuçlar elde etmek."
"COP31’i Küresel Bir Dönüm Noktası Olarak Görüyoruz"
Aynı zamanda COP31 Başkanı olan Kurum, dünya nüfusunun yarısının yılın en az bir ayında su kıtlığı yaşadığını ve 2035 yılına kadar elektrik ihtiyacının yüzde 40 ila 50 oranında artmasının beklendiğini dile getirdi.
Kurum, "Belki de en çarpıcı veri şu; küresel iklim finansmanı ihtiyacı yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde. Bugün ulaşılan finansman ise yalnızca 1,9 trilyon dolar düzeyinde. Aradaki bu farkın bize ne söylediğini biliyorsunuz; bu mücadele hızlanmazsa, maliyet katlanarak büyüyecek." dedi.
Bu nedenle COP31'i sadece yeni taahhütlerin dile getirileceği bir platform olarak görmediklerini vurgulayan Kurum, "COP31'i küresel bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz; bu sürece güçlü bir deneyim ve net bir vizyonla hazırlanıyoruz." ifadelerini kullandı.
"Daha Fazla Konuşmak Yerine Daha Fazla Sonuç Üretin"
Kurum, konuşmak yerine çözüm üretmenin önemine dikkat çekerek, "COP31 Başkanlığı yaklaşımımız üç temel ilkeye dayanıyor; diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Diyalogla, insanlığın bize olan güvenini yeniden tesis edeceğiz. Uzlaşıyla, ortak derdimize ortak çözümler bulacağız. Eğri oturup doğru konuşalım, artık dünya şunu bekliyor ve söylüyor; daha fazla söz söylemeyin, daha fazla sonuç üretin. Halklarımızın bu beklentisine cevap vermek zorundayız. Çok taraflı sistemde, güveni yeniden tesis etmeliyiz." dedi.
COP31 Başkanlığı olarak bu konuda somut adımlar atacaklarını belirten Kurum, finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi kritik başlıkları COP31'in "tam kalbine koyacaklarını", finansman olmadan dönüşümün, teknoloji olmadan hızlanmanın, kapasite yoksa sürdürülebilirliğin mümkün olmadığını ifade etti.
Bakan Kurum, şu sözleri ekledi:
"COP31 gündemimiz, somut ve ölçülebilir adımlar atmak olacak. Atık yönetimi alanında emisyonları azaltacak, döngüsel ekonomiyi güçlendireceğiz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlayıp, bugün küresel bir çevre seferberliğine dönüşen sıfır atık hareketini ve kazanımlarımızı tüm dünyayla paylaşacağız. Temiz enerjiye erişimi olmayan 730 milyon insan için çözüm üretmeye katkı sağlayacağız. Sanayi sektörünü net sıfır hedefleriyle uyumlu hale getireceğiz. İklim dirençli şehirleri yaygınlaştıracağız. Su, tarım ve gıda güvenliği alanlarında uyum politikalarını güçlendireceğiz. Biyolojik çeşitliliği koruyan ve karbon yutak alanlarını artıran adımlar atacak, gençlerimizi, iklim kriziyle mücadelenin merkezine taşıyacağız."
Kurum, "Taahhüt niyet beyanı; uygulama ise güvendir." diyerek, COP31 Başkanlığı'nın bu güveni inşa etmeye aday ve Türkiye'nin bu süreci sonuç üreten bir platforma taşımakta kararlı olduğunu söyledi.
"Bu Çağrı, Küresel Bir Öz Dönüş Çağrısıdır"
Kurum, konuşmasının sonunda, "Bugün sizlerin huzurunda, tüm insanlığa bir çağrım olacak; bu çağrı, küresel bir öz dönüş çağrısıdır. Tüm insanlık olarak, doğuştan gelen fıtratımıza, bizi biz yapan özümüze geri dönmeliyiz. Bir insanlık sorunu haline gelen iklim krizine karşı niyetlerimizi, yüreklerimizi ve ellerimizi birleştirmeliyiz." ifadelerini kullandı.
İnsanlığın bir tercih yapmak zorunda olduğunu belirten Kurum, "Ya doğayı korunacak bir emanet olarak gören özümüze döneceğiz ya da yok ettiğimiz dünya ile birlikte biz de yok olacağız. Ya mevcut gidişatı izlemeye devam edeceğiz ya da ortak iradeyle gidişata yön vereceğiz." dedi.
Kurum, "COP31’deki güçlü liderliğimizle; küresel iklim diplomasisinde yeniden güveni, işbirliğini, kardeşliği ve aksiyonu hakim kılacağız." diyerek, salondaki ülke temsilcilerini "bu ortak iradenin parçası olmaya, çözüme katkı sunmaya ve birlikte sonuç üretmeye" davet etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!