Bayram Ali Öztürk Cinayetinde 20 Yıl Sonra Çarpıcı Gelişme: "Dosya Yeniden Ele Alınsın" Talebi ve Ezber Bozan Yeni Deliller
İsmailağa Camii'nde katledilen Bayram Ali Öztürk Hoca'nın ölümüne ilişkin dosyanın yeniden açılması istendi. Avukatlar, karanlık noktaları sarsacak yeni deliller sundu.
İsmailağa Camisi'nde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden imam ve vaiz Bayram Ali Öztürk, şehadetinin 20. yılında Eyüpsultan'daki Sakız Ağacı Kabristanlığı'nda bulunan mezarı başında dualarla anıldı. Şehit Bayram Ali Öztürk Platformu tarafından düzenlenen anma merasiminde bir araya gelen hukukçular, ailesi ve sevenleri, cinayetin arkasındaki karanlık odakların ortaya çıkarılması ve dosyanın zaman aşımına uğramadan yeniden açılması için adalet çağrısında bulundu. Platform adına açıklama yapan avukat Emrecan Çetin, aradan geçen yirmi yıla rağmen suikastın arka planının, azmettiricilerinin ve organizasyon boyutunun halen karanlıkta kaldığını vurguladı.
Sıradan Bir Adli Vaka Değil: FETÖ ve Soruşturmadaki İhmaller Zinciri
Avukat Emrecan Çetin, Bayram Ali Öztürk'ün sadece bir din görevlisi olmadığını; derin ilmi birikimi, yabancı dillere olan hakimiyeti, geniş kütüphanesi ve özellikle genç nesiller üzerindeki güçlü tesiriyle döneminin en önemli kanaat önderlerinden biri olduğunu belirtti. Öztürk'ün İsmailağa Cemaati içerisindeki nüfuzuna dikkat çeken Çetin, bu cinayetin asla sıradan bir adli vaka olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Dosyadaki vahim eksikliklere değinen Çetin, failin kişisel notlarının yeterince çözümlenmediğini, HTS kayıtlarının dosyaya geç girmesine rağmen ilgili şüphelilerin yeniden sorgulanmadığını ve dijital delillerin görmezden gelindiğini iddia etti.
Soruşturma sürecindeki en çarpıcı detaylardan birinin ise yargıdaki kadrolaşma olduğunu belirten Çetin, ilk savcının ardından dosyayı devralan sonraki savcıların FETÖ/PDY üyeliği gerekçesiyle meslekten ihraç edildiğini hatırlattı. Bu durumun dosyada yapılan tüm işlemlerin bağımsız bir gözle yeniden incelenmesini zorunlu kıldığını söyleyen Çetin, adalet taleplerini destekleyen 20 bin imzayı kamuoyuyla paylaştı ve dosyanın zaman aşımı karanlığına terk edilmemesini istedi.
HTS Kayıtlarındaki Sır ve "21 Saat" Detayı
Dosyanın avukatlarından Hamza Uçan, cinayetin işlendiği döneme ve teknik verilere dair sarsıcı açıklamalarda bulundu. O dönem HTS kayıtlarının gerektiği gibi incelenmediğini belirten Uçan, katilin telefon trafiğindeki garipliklere dikkat çekti. 3 bin kişinin gözü önünde cinayeti işleyen katilin, olaydan tam 21 saat önce kardeşiyle son telefon görüşmesini gerçekleştirdiğini ve telefonunun cinayetten önceki 5 gün boyunca kapalı olduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Yapılan derinlemesine incelemede katilin telefonunun özellikle salı günleri tamamen kapatıldığının belirlendiğini ifade eden Uçan, bu durumun planlı bir organizasyona işaret ettiğini söyledi.
Avukat Uçan, 2006 yılının Eylül ayında üst düzey bir kamu görevlisinin İstanbul Emniyeti'ne gelerek katile ait dijital bir materyali teslim aldığına dair çok ciddi duyumlar aldıklarını dile getirdi. 2006 yılında bürokraside FETÖ ve Batı Çalışma Grubu (BCG) arasında örtülü bir savaş yaşandığını savunan Uçan, "Biz Bayram Hoca cinayetinin bu iki yapının ortak bir konsensüsü olduğuna inanıyoruz. Dosyada çok kritik iki şahıs var. Cumhuriyet savcısı bu kişilerin HTS kayıtlarını istemesine rağmen ifadelerini almadı. Burada ne saklanmaya çalışılıyor?" sorusunu yöneltti.
Ezber Bozan Yeni Delil: Katil Cinayetten İki Gün Önce Camideydi
Avukat Hamza Uçan, kamuoyunda ilk kez duyulacak çok kritik bir delili de paylaştı. Cinayetin pazar günü saat 07.30'da işlendiğini belirten Uçan, katilin olaydan iki gün önce, yani cuma günü İsmailağa Camisi'nde cuma namazı kıldığını tespit ettiklerini açıkladı. Bu bilginin mevcut dava dosyasında yer almadığını söyleyen Uçan, "Bu delil dosyaya girdiğinde yer yerinden oynayacak. Bu cinayetin İsmailağa Cemaati'ni dizayn etme operasyonunun bir parçası olduğuna inanıyoruz. Hızır Hoca ve Abdülmetin Hoca'nın ölümlerini de bu çerçevede değerlendiriyoruz" dedi. Uçan, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi'nin çalışmalarını umut verici bulduklarını ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sundukları dilekçelerle sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.
Anma töreninde söz alan avukat Recep Tayyip İçen, devletten 20 yıllık bu yaranın kapatılmasını talep ederken; avukat Ahmet Yılmaz, aydınlatılan her faili meçhul davanın adalete olan güveni pekiştireceğini ifade etti. Avukat Cihat Gökdemir ise o dönem olaya tanıklık eden herkesi ellerindeki en ufak bilgi kırıntısını dahi platformla paylaşmaya davet etti. HÜDA PAR İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Hasan Ece de parti olarak davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve ailenin haklı mücadelesini desteklediklerini belirtti. Anma etkinliği, Mazlum-Der Genel Başkanı Kaya Kartal, Öztürk ailesi ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla sona erdi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!