Biriktirme Hastalığı Tedavi Edilmezse Hem Fiziksel Hem Dijital Alanlar 'Çöplüğe' Dönüşebilir
Biriktirme bozukluğu fiziksel ve dijital alanları etkiliyor; tedavi edilmezse yaşam alanları çöplüğe dönüşebilir.
Zonguldak
Zonguldak'ta konuşan Atasoy, 'istifçilik' ya da 'çöp ev' vakalarıyla dikkat çeken dispozofobi sorununa dikkat çekerek, bu durumun günümüz dünyasında sadece fiziksel değil, dijital alanları da etkilediğini vurguladı.
Dispozofobinin depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, psikoz ve şizofreni gibi ruhsal bozukluklarla birlikte görülebildiğini belirten Atasoy, 'Biriktirme alışkanlığı olan kişilerin yaşam alanları dolup taşarak adeta bir çöp yığınına dönüşüyor,' dedi.
Bu rahatsızlığın arkasında çeşitli nedenlerin olabileceğine işaret eden Atasoy, bazen bu durumun kişinin içsel boşluğunu doldurma çabası olarak ortaya çıkabileceğini ifade etti.
📲 Artık haberler size gelsinAtasoy, dispozofobinin hem kadınlarda hem de erkeklerde görüldüğünü belirterek şu şekilde konuştu:
'Yaşlılarda bu sorun daha belirgin hale geliyor. Yaşlanmanın getirdiği bilişsel sorunlar neticesinde demans hastalarında da istifçilik davranışı gözlemlenebiliyor. Bir hastam, kullandığı tuvalet kağıtlarını biriktiriyordu ve bu oldukça rahatsız edici bir durumdu. Ailesi gizlice bu kağıtları atmaya kalkıştığında ise büyük tartışmalar yaşanıyordu. Bir başka hastam ise sürekli kitap alıyor ama asla okumuyordu, evde oturacak yer bile kalmamıştı, mutfak dahi kitaplarla doluydu.'
Atasoy, modern dünyada dispozofobinin boyut değiştirdiğini ve dijital alanlarda da kendisini gösterdiğini belirterek, 'Teknolojik anlamda bireylerin e-posta kutuları gereksiz postalarla dolup taşıyor, bu da önemli e-postaların gözden kaçmasına yol açıyor. Sonsuz bir depolama alanı olmadığı için gerekli bilgiler için yer bulunamıyor. Bu durum enerji ve zaman kaybına yol açarak, kişinin diğer işlerini aksatmasına ve işlev kaybına neden oluyor,' şeklinde konuştu.
'Sorunun Kaynağı Çocukluk Döneminde Öğrenilen Davranışlar Olabilir'
Atasoy, dispozofobi fark edildiği anda hastanın ve yakınlarının profesyonel destek almasının önemini vurgulayarak, uygun terapilerle bu davranışın ortadan kaldırılabileceğini söyledi.
Dispozofobinin genetik bir yönü de olabileceğini belirten Atasoy, ailesinde takıntı ya da depresyon öyküsü olan bireylerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti.
Atasoy, sorunun bazen çocuklukta öğrenilen davranışlarla bağlantılı olabileceğini belirterek, evde hiçbir eşyayı atmayan ebeveynlerle büyüyen çocukların gereksiz eşyalara aşırı değer verebileceklerini ve tedavi sürecinde bu faktörlerin hem hastayla hem de ailesiyle birlikte ele alındığını açıkladı.
Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!