Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye'nin Ekonomik Büyüklüğü 1,6 Trilyon Dolara Ulaştı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 1,6 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve daha büyük hedeflere ulaşmak için çabaların sürdüğünü açıkladı.
Yatırımcıların Türkiye'de rahat bir ortamda faaliyet göstermesini sağlamanın önemine dikkat çeken Yılmaz, ülkenin mevcut yatırımcıları memnun etmek ve geliştirmek için uygun koşullar yaratmaya çalıştığını belirtti.
YASED'in kamu ve özel sektör arasındaki stratejik iş birliğinde önemli bir rol oynadığını vurgulayan Yılmaz, özellikle günümüzde artan riskler ve belirsizlikler ışığında bu diyaloğun eskiye göre daha da önemli hale geldiğini ve makro ile sektörel politikalar düzeyinde devam ettirilmesinin çok değerli olduğunu ifade etti.
Yılmaz, Türkiye'nin son 23 yılda sergilediği üstün performansı vurgulayarak, ülkenin dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri haline geldiğini belirtti ve şu şekilde konuştu:
"Geçtiğimiz 23-24 yılda dünya ekonomisi yıllık ortalama yüzde 3,5 büyürken, Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5,3'lük büyüme kaydetmiş, 239 milyar dolardan 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye ulaşmıştır. Bu önemli bir ilerleme, ancak yeterli değil. Daha büyük hedeflere birlikte ulaşmamız gerekiyor. Şu anda Türkiye, nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesinde ise 11. sırada yer alıyor ve daha iddialı hedeflere birlikte yürüyeceğiz. Dünya Bankası sınıflandırmasına göre, 2025 yılında ilk kez yüksek gelirli ülkeler grubuna katılmış durumdayız. Bu, en düşük seviyeden üst lige çıkmamız açısından çok değerli. Yeni ligde daha üst sıralara çıkmamız gerekiyor. Bunu kamu ve özel sektör olarak birlikte başaracağız."
ABD-İsrail ve İran Arasındaki Gerilimin Ekonomik Yansımaları
Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, küresel büyüme oranlarının ticaret tarihinin ortalamalarının altında olduğunu belirten Yılmaz, küresel yatırım iştahının geçen yıl bir miktar toparlanmasına rağmen istenen düzeyde olmadığını, yaşanan gerilimler nedeniyle küresel düzeyde çok parlak bir yıl geçirilemeyeceğini dile getirdi.
Yılmaz, ABD ve İsrail'in İran ile olan savaşının bölgeye ve küresel ekonomiye ciddi zararlar verdiğine dikkat çekerek, bu durumun tüm dünyayı olumsuz etkilediği gibi Türkiye ekonomisi üzerinde kısa vadede bazı etkiler yaratabileceğini söyledi.
Dünyada büyümenin aşağı yönlü, enflasyonun ise yukarı yönlü riskler taşıdığını belirten Yılmaz, "(Savaşın) Ticaret kanalları, turizm ve enerji piyasaları üzerinde etkilerini gözlemliyoruz. Temennimiz bu etkilerin kısa vadeli kalması ve hızlıca normale dönülmesidir. Ancak savaş sona erse bile artçı etkilerle bu tahribatın giderilmesi maalesef biraz zaman alacaktır. Bunu gerçekçi bir şekilde görmemiz gerekiyor. Her durumda, bu savaş sona erecek ve sonrasında yeni bir ortamla karşı karşıya kalacağız. Bu yeni dönemi iyi okumamız gerektiğini vurgulamak isterim. Şimdiden bu yeni döneme özellikle ekonomi politikalarında hazırlıklı olmakta büyük fayda var." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin orta vadeli istikrarını koruyan, doğru politikalar izleyen ve öngörülebilirlik sağlayan bir ülke olduğunu belirterek, "Kısa vadeli etkiler ile orta vadeli etkileri ayırt etmemiz gerekiyor. Orta vadede Türkiye çok daha olumlu bir perspektife ve yeni fırsatlara sahiptir. Bunu kamu ve özel sektör olarak iyi değerlendirmek zorundayız." dedi.
Ülkelerin belirli bir kontrol alanına sahip olduğunu ve bunun dışında gelişen bazı olayların izlenen politikaları olumlu veya olumsuz etkileyebileceğini belirten Yılmaz, "Ancak esas olan sizin programınızdır. Dış etkiler geçici ve sınırlıdır. Belli bir süre sonra bu etkiler er ya da geç ortadan kalkar. Bu yüzden biz de uygulamakta olduğumuz programı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Öngörülebilirlik anlamında güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Elbette yeni şartları dikkate alarak, etkilerini azaltan politikaları da değerlendirerek bu programı uygulamaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, akaryakıt fiyatlarının savaş nedeniyle artmasını engellemek amacıyla eşel mobil sistemine geçtiklerini, bunun bütçedeki açığı biraz artıracağını ancak enflasyon üzerinde sınırlayıcı bir etkisi olacağını belirtti. Kısa vadeli olumsuz etkileri sınırlayıcı, orta vadeli fırsatları ise destekleyici politikalarla yola devam edeceklerini vurguladı.
"Daha Fazla Yatırımcıyı Çekme Konusunda Çabalarımızı Artıracağız"
Türkiye'nin son dönemde istikrar merkezi olarak diplomasi, hukuk ve barıştan yana bir ülke konumunda bulunduğunu belirten Yılmaz, bu konumuyla ülkenin yatırımcılar için gelecek dönemde daha cazip ve yeni fırsatlar sunabilecek durumda olduğunu ifade etti.
Yılmaz, Türkiye'nin son 23 yılda gösterdiği makro ekonomik gelişmeyi uluslararası yatırımlar bazında da kanıtladığını belirterek, şöyle devam etti:
"Türkiye, 90'lı yıllarda küresel uluslararası doğrudan yatırımların sadece yüzde 0,2'sini çekerken, bugün bu pay yüzde 1 seviyesine yükseldi. 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde uluslararası doğrudan yatırım çekmiş bulunuyoruz. Bugün Türkiye'de 88 bin uluslararası firma yatırım yapıyor. Türkiye'de yatırım yapan, istihdam sağlayan, ihracat yapan, teknolojik kapasitemize katkıda bulunan bu firmalar bizim firmalarımızdır. Geçen yıl Türkiye, yüzde 12'lik bir artışla 13,1 milyar dolar tutarında uluslararası yatırım çekti. Bu Türkiye'ye küresel yatırımcıların duyduğu güvenin bir ifadesidir. 2025 yılı itibarıyla toptan ve perakende ticaret sektörü, e-ticaret yatırımlarıyla yüzde 32'lik payla en fazla yatırım çeken sektör oldu. İmalat sektörü yüzde 31, bilgi ve iletişim sektörü ise yüzde 14 ile ikinci ve üçüncü sırada yer aldı. Bu dağılım, sadece miktar olarak değil, kalite ve nitelik olarak da uluslararası yatırımların geçen yıl önemli bir gelişme gösterdiğini ortaya koyuyor. Daha fazla yatırımcı çekme konusunda çabalarımızı artıracağız."
Yatırım ortamını iyileştirmek için kararlılıkla adım atmaya devam edileceğinin altını çizen Yılmaz, "HIT-30 gibi teşvik programlarımız önemli. İklim Kanunu, Meclisimizde yasalaştı. Bu, yatırımcılarımızın da çok üzerinde durduğu bir konuydu. Yeşil ve dijital dönüşüm merkezli politikalarımızı sürdüreceğiz. Kalkınma politikalarımızın omurgasını yeşil ve dijital dönüşüm oluşturuyor. Bundan sonraki süreçte de bu konuları güçlü bir şekilde gündemimizde tutmaya devam edeceğiz." dedi.
"Avrupa Birliği ile Pek Çok Alanda Olumlu Bir Gündem Oluşturacak Durumdayız"
Türkiye'nin genç ve girişimci nüfusunu iyi değerlendirmek gerektiğini belirten Yılmaz, Avrupa Birliği ile ilişkilerin çok değerli olduğunu vurguladı. Avrupa'da şu anda güvenlik ve rekabet konularında ciddi tartışmalar yapıldığını, Türkiye'nin bu anlamda Avrupa ile ilişkilerinde öneminin daha iyi anlaşılmaya başlandığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu noktada kamu ve özel sektör olarak Avrupa ile ilişkilerin daha iyi bir noktaya taşınması gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'ne sahip olması, korumacılığın arttığı, bölgeselleşmenin yükseldiği bu yeni ortamda iş dünyamız için önemli bir korunaklı alan oluşturuyor. 1 milyardan fazla insana, bugün yüksek gelirli diyebileceğimiz bir nüfusa, Gümrük Birliği veya serbest ticaret anlaşmalarıyla ulaşabilir durumdayız. Avrupa Birliği'nin 'Made in Europe' kapsamına Türkiye'yi dahil etmesi önemli bir gelişme olmuştur. Dolayısıyla biz bu konularda Avrupa Birliği ile hem Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize meseleleri, enerjiden lojistiğe pek çok alanda olumlu bir gündem oluşturacak durumdayız. Bu alanlarda çalışmalarımızı sürdüreceğiz." diye konuştu.
Türkiye'nin uluslararası doğrudan yatırımlardaki yüzde 1 olan payını yüzde 1,5'e yükseltmek ve yatırımların niteliğini artırmak gibi somut hedefleri olduğunu aktaran Yılmaz, "Enerji ve iklim konuları çok önemli. Emisyon ticaretiyle ilgili bir sistem kuruluyor. 'Yeşil taksonomi' dediğimiz çalışmalar sürdürülüyor. Ülkemizin diğer ülkelere karşı uygulayacağı sınırda karbon düzenlemelerinin altyapısı oluşturuluyor. Enerji alanında Türkiye'yi bir merkez haline getirme, Avrupa'nın enerji ihtiyacıyla Türkiye'nin konumu arasında daha güçlü bağlar oluşturma noktasında önemli çalışmalar yapılıyor." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, otomotiv, makine, kimya ve elektronik gibi orta yüksek teknoloji sektörlerde daha fazla yatırım beklediklerini aktararak, şunları söyledi:
"Özellikle e-mobilite, batarya teknolojileri ve savunma sanayi gibi stratejik alanlarda daha derin bir entegrasyon hedefliyoruz. Savunma sanayicileri burada kritik hale gelmiş durumda. Tüm dünyada savunma harcamaları artıyor. Maalesef böyle bir tablo var. Ancak gerçekçi bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu konuda erken yola çıkan ülkelerden biri oldu. Erken yola çıkmamızın avantajını bu dönemde çok iyi kullanmamız gerekiyor. Dost, kardeş, işbirliği yapılabilecek ülkelerde savunma sanayiinde yeni platformlar oluşturmamız gereken bir dönemdeyiz."
Savunma alanında elde edilen yetkinliklerin sivil endüstrilere yayılması için de çabaların artırılması gerektiğini belirten Yılmaz, finansal yatırımlar ve katma değerli hizmet yatırımlarının İstanbul Finans Merkezi vizyonuyla birlikte Türkiye'yi bölgesel bir finans ve yönetim merkezi haline getireceğini, bu kapsamda belli adımlar atıldığını ve yeni dönemde en fazla üzerinde durulması gereken konulardan birinin Türkiye'nin finans merkezi rolünü güçlendirmek olduğunu sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!