Diyarbakır'da Rojda Yakışıklı Cinayeti: Cezaevinden Çıktığı Gün 50 Santimlik Iple Katletti
Diyarbakır'da cezaevinden tahliye olan Okay Gür'ün, eşi Rojda Yakışıklı'yı 50 santimetrelik iple boğarak öldürdüğü korkunç cinayetin detayları ortaya çıktı.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 27 Aralık 2025 tarihinde yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran vahşetin detayları, hazırlanan iddianame ve ilk duruşmayla gün yüzüne çıktı. Sarıkaş mezrasında kaybolduktan sonra dere yatağında cansız bedeni bulunan 3 çocuk annesi Rojda Yakışıklı’nın, dini nikahlı eşi Okay Gür tarafından 50 santimetrelik bir iple boğularak katledildiği belirlendi. Olayın ardından başlatılan soruşturmada Okay Gür ile birlikte köylüleri Ömer Dorğun ve oğlu Barış Dorğun tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Cinayet Mahalli Fotoğrafını Görünce Suçunu İtiraf Etti
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, sanıklar hakkında "İştirak halinde kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Rojda Yakışıklı’nın kaybolduğu gün ağabeyinin kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunmasıyla başlayan arama çalışmaları, acı bir gerçeği ortaya çıkardı. Gözaltına alınan şüpheli Okay Gür, ilk sorgusunda suçlamaları reddederek "Eşimi ben öldürmedim, eşim kayıptı; buldunuz mu?" diyerek kendini savunmaya çalıştı. Ancak sorgu esnasında kendisine cesedin bulunduğu bölgeye ait fotoğraflar gösterilince köşeye sıkışarak cinayeti itiraf etmek zorunda kaldı.

İddianamedeki diğer dikkat çekici detay ise sanıkların birbirini suçlayan ifadeleri oldu. Sanıklardan Barış Dorğun, Okay Gür'ün cinayeti işledikten sonra kendisine cesedi gömdüğünü söylediğini ve sessiz kalması karşılığında 1 milyon TL rüşvet teklif ettiğini öne sürdü. Diğer sanık Ömer Dorğun ise olay günü sadece arazi satışı için Okay Gür ile buluştuğunu, cinayetle bir ilgisinin olmadığını iddia etti. Savcılık ise sanıkların çelişkili beyanları ve Barış Dorğun’un cesedin yerini tam olarak göstermesi nedeniyle cinayetin iştirak halinde işlendiği kanaatine vardı.
Tahliye Olduktan Sadece 24 Saat Sonra Vahşet Saçtı
Davanın ilk duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanıklar SEGBİS aracılığıyla katılırken, müşteki avukatları ve Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi temsilcileri de salonda hazır bulundu. Mahkeme heyeti, sanıklar Okay Gür, Ömer Dorğun ve Barış Dorğun’un tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 7 Aralık tarihine erteledi.

Duruşma sonrasında açıklamalarda bulunan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi avukat Nazlı Matur, cinayetin arka planındaki korkunç ihmallere ve detaylara dikkat çekti. Sanık Okay Gür’ün "uyuşturucu imal ve ticareti" suçundan 4 yıldır cezaevinde olduğunu belirten Matur, sanığın 11’inci Yargı Paketi kapsamında tahliye edilmesinden sadece bir gün sonra bu vahşi cinayeti işlediğini vurguladı.
"Pantolon Giydin" Bahanesiyle Gelen Ölüm ve Haksız Tahrik Oyunu
Avukat Nazlı Matur, Rojda Yakışıklı’nın eşinin tahliye olacağını öğrendiğinde büyük bir can güvenliği endişesi taşıdığını ve kolluk kuvvetlerine sığınarak koruma talebinde bulunduğunu aktardı. Ancak bu ihbardan iki gün sonra eve gelen Okay Gür, genç kadının telefonuna el koydu. Telefonda Rojda’nın pantolon giydiği fotoğrafları gören sanık, "Nasıl olur da pantolon giyersin?" diyerek tartışma çıkardı. Tartışmanın ardından konuşma bahanesiyle Rojda’yı evin garaj bölümüne götüren cani koca, burada genç kadını 50 santimetrelik bir iple boğarak katletti ve cansız bedenini eve 3 kilometre uzaklıktaki bir dere yatağına gömdü.

Sanığın mahkemedeki savunmasında pişman olduğunu belirtmesini haksız tahrik indiriminden yararlanma çabası olarak nitelendiren Matur, "Sanık, soruşturma aşamasında hiç bahsetmediği aldatılma iddialarını mahkemede dile getirerek cezasını düşürmeye çalışmaktadır. Ancak dosyada bu iddiaları destekleyen hiçbir somut delil yoktur. Bir kadının kendi hayatı hakkında karar vermek istemesi, istediği gibi giyinmesi ya da şiddet dolu bir ilişkiden ayrılmak istemesi asla bir cinayet gerekçesi olamaz. Tüm sanıkların en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması için mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!