DSO Başkanı Kasapoğlu ve Zeybekci'den Ekonomik Uyarılar: Sanayisizleşme Tehlikesi ve 2026 Beklentileri
Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, sanayisizleşme tehlikesine karşı uyarırken, Nihat Zeybekci ekonomide 2026 yılı beklentilerini açıkladı.
Denizli Sanayi Odası (DSO) Nisan ayı meclis toplantısında, DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, sanayinin milli gelirdeki payının azalmasına ve istihdam kayıplarına dikkat çekerek 'sanayisizleşme' tehlikesine karşı önemli uyarılarda bulundu. Toplantıya katılan Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci ise, 2026 yılı itibarıyla ekonomide dengelenme ve finansmana erişimde rahatlama beklentilerini dile getirdi.
Denizli Sanayi Odası'nın Nisan ayı olağan toplantısı, DSO Hizmet Binası Müjdat Keçeci Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Okan Konyalıoğlu'nun yönettiği toplantının açılış konuşmasını, Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu yaptı. Toplantıya, önceki dönem Ekonomi Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci de katılım sağladı. Toplantıda, 17 meslek komitesini temsil eden sanayiciler sektör sorunlarını ve çözüm önerilerini Zeybekci ile paylaştı. Kasapoğlu, toplantının açılışında Türkiye ve Denizli ekonomisinin mevcut durumuna dair değerlendirmelerde bulundu ve sanayicilerin öncelikli ihtiyaçlarına dikkat çekti. Konuşmasına, "Bugün meclisimizde küresel ekonomi, Türkiye ve özellikle Denizli'nin durumunu değerlendireceğiz. İçinde bulunduğumuz dönemi doğru analiz ederek, riskleri açıkça tartışmak ve birlikte bir yol haritası belirlemek istiyoruz" sözleriyle başladı. Küresel belirsizliklerin üretim üzerindeki etkilerini artırdığını belirten Kasapoğlu, sanayideki istihdam kayıplarına dikkat çekerek, "Sanayisizleşme artık sadece akademik bir tartışma değil, ekonominin yeni bir gerçeğidir" dedi.
Sanayiciler Zorlu Rekabetle Mücadele Ediyor
DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, hem küresel hem de ulusal ekonomik gelişmelere dair yaptığı değerlendirmede, sanayicilerin her geçen gün daha zorlu bir ekonomik tabloyla karşılaştığını vurguladı. Kasapoğlu, "Sanayicilerimiz küresel atmosferin baskısını derinden hissediyor. Artan rekabet ortamında üretim yapısını dönüştürmeye çalışıyoruz fakat bu dönüşüm her geçen gün daha maliyetli ve riskli hale geliyor" dedi.
Sanayicilerin, artan rekabet ortamında üretim tarzlarını yeni üretim yöntemlerine uyarlamaya çalıştığını belirten Kasapoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Ancak bu çabalar her geçen gün daha maliyetli ve daha riskli hale geliyor. Enerji arzına yönelik olumsuz gelişmeler, tüm dünya ekonomisini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında seyreden Brent petrol fiyatı, bir ayda yaklaşık %50 artarak 100 doları aşmış durumda. Bu gelişmeler, enflasyonist ortamı besleme endişelerini beraberinde getiriyor. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her artış cari denge, enflasyon ve üretim maliyetlerimiz üzerinde baskı oluşturuyor."
Sanayi Zayıflarken Büyüme Devam Ediyor
2025 yılına dair büyüme verilerini değerlendiren Kasapoğlu, Türkiye ekonomisinin 2025'te %3,6 büyüdüğünü hatırlatarak, konunun detaylarında çarpıcı bir tablo olduğunu belirtti: "İlk bakışta olumlu gibi görünen bu verinin derinine indiğimizde farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tarım %8,8 daralırken sanayi %2,9 büyüme gösteriyor ve bu durum manşetin altında kalıyor. Daha önemlisi, sanayinin milli gelir içindeki payı son yıllarda %26'lardan %18'lere düşmüş durumda. Sanayide çalışan sayısında azalma var, 174 bin kişi sistemin dışına çıkmış. Açıkça söylemek gerekirse, sanayisizleşme patikası artık akademik bir tartışmanın ötesinde, reel sektörün gündelik gerçeğidir. Sanayi zayıflarsa ekonomi yavaşlamaz, yönünü kaybeder."
Sanayicilerin en temel ihtiyacının öngörülebilirlik olduğunu ifade eden Kasapoğlu, döviz kuru politikası, enflasyonla mücadele ve finansmana erişim konularında uzun vadeli ve tutarlı bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu ekledi. Kasapoğlu, yüksek faiz ve krediye erişimde yaşanan kısıtların yatırım kararlarını zorlaştırdığını belirterek; ihracat ve yatırım kredilerinin desteklenmesi, döviz kurunda istikrar sağlanması ve maliyet unsurlarının rekabetçiliği gözeten bir yapıya kavuşturulmasının önemine işaret etti.
Avrupa Sanayi Hızlandırma Yasası Denizli İçin Fırsatlar Sunabilir
Gümrük Birliği sürecine değinen Kasapoğlu, Türkiye’nin Avrupa Birliği'nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları karşısında dezavantajlı konumda kaldığını belirtti. "Made in Europe" Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısının Denizli açısından fırsatlar sunabileceğini ifade eden Kasapoğlu, "Başta çelik olmak üzere, çimento ve beton bağlantılı ürünler, metal işleme, makine, otomotiv yan sanayi gibi sektörlerin daha görünür alanlar olarak öne çıktığını görüyoruz. Sektörler ve ürün grupları açısından muhtemel etkileri erkenden değerlendirmek önem taşıyor. Ticaret Bakanlığımızla koordine bir biçimde gelişmeleri yakından takip edeceğiz" dedi.
Yeni Başarı Hikayeleri Yazmalıyız
Denizli sanayisinin potansiyeline dikkat çeken Kasapoğlu, savunma sanayii başta olmak üzere yeni yatırım ve tedarik zinciri alanlarına odaklanılması gerektiğini vurguladı. "Yolu Denizli’ye her düşenin girişimci kasımızı övmesiyle böbürlenmek bizi bir yere taşımıyor. Savunma sanayiinde gerek yatırımcı gerekse tedarik zincirinin bir parçası olarak açmaya çalıştığımız alanlara dört elle sarılmalıyız. TEİ Tedarikçi Buluşmaları kapsamında 27 firmamızı bir araya getirdik. TEİ Yan Sanayi Geliştirme Ekibinin üç günlük program sonundaki gözlemi, Denizli’nin makine imalat altyapısı düşünülenin çok daha üzerinde bir potansiyele sahip olduğuydu. Kablo, mermer işleme, gıda ve makine sektörlerinde önemli hamlelerimiz var. Bilişim, yazılım ve cam sektörlerinde de yüz ağartan önemli işler yapıyoruz. Bu başarıları yukarı taşıyacak, dışarıya anlatacak ve destekleyecek hiçbir fırsatı kaçırmamaya çalışıyoruz" dedi.
Denizli Güçlü Üretim Altyapısıyla Öne Çıkıyor
Toplantıya konuk olarak katılan önceki dönem Ekonomi Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, Türkiye’nin zorlu ancak fırsatlarla dolu bir coğrafyada bulunduğunu belirterek küresel ekonomide güç dengelerinin değiştiğine ve çok kutuplu bir yapıya geçildiğine dikkat çekti. Artan küresel rekabet ortamında ülkelerin ekonomik ve siyasi stratejilerini yeniden şekillendirdiğini belirtti. Avrupa’daki yeni ticaret ve çevre düzenlemeleri ile Orta Doğu’daki gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine değinen Zeybekci, ekonomik göstergeler doğrultusunda 2026 yılı itibarıyla daha dengeli bir sürece girilebileceğini, faizlerdeki düşüşle birlikte kredi ve finansmana erişimin kolaylaşmasının beklendiğini ifade etti.
Birlikte Hareket Etmek Zorundayız
Denizli özelinde değerlendirmelerde bulunan Zeybekci, şehrin güçlü üretim altyapısı, ihracat kapasitesi ve girişimci yapısıyla Türkiye ekonomisi açısından önemli bir konumda bulunduğunu vurguladı. Zeybekci, Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa ile daha dengeli bir ekonomik yapı kurulmasının önemine değinerek hizmetler sektörü ve kamu alımlarında eşit hak sağlanmasının gerekliliğinden bahsetti. Çok yönlü dünya düzeninde Türkiye’nin stratejik rolüne dikkat çeken Zeybekci, Hürmüz Boğazı ve savaş ortamının ekonomiye olumsuz etkileri ve küresel belirsizliklere rağmen bu zorlu süreçte Denizli için birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı.
Toplantının sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Zeybekci, artan maliyetler ile sınırlı fiyatlama imkânı arasındaki dengenin sağlanmasına yönelik mevcut ve planlanan teşvik mekanizmalarının önemli rol oynayacağını ifade etti. 2026 yılı beklentilerine de değinen Zeybekci, özellikle finansmana erişim konusunda sanayiciyi rahatlatacak iyileştirmelerin hayata geçirilmesinin planlandığını belirtti. Mevcut zorlu sürecin aşılmasında en önemli unsurun ise tüm kurumların topyekûn bir anlayışla hareket etmesi olduğunu vurguladı.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!