Gazze'de Çaresizliğin Portresi: Filistinliler Çadır Çilesi Yerine Hasarlı Binalarda Ölümü Göze Alıyor
Gazze'de evsiz kalan milyonlarca Filistinli, çadırların zorlu şartları yerine her an çökme riski taşıyan ağır hasarlı binalarda ölümü göze alarak yaşıyor.
İsrail'in Ekim 2023'te başlattığı ve iki yılı aşkın süredir kesintisiz devam eden yıkım ve soykırım süreci, Gazze Şeridi'nde benzeri görülmemiş bir insani felakete yol açtı. Binlerce Filistinlinin yaşamını yitirdiği bu süreçte, bölgenin altyapısı neredeyse tamamen haritadan silindi. İsrail ordusu yalnızca askeri hedefleri değil; sivil halkın en temel yaşam alanları olan konutları, okulları, ibadethaneleri ve hayati önem taşıyan su depolarını da sistematik olarak hedef aldı. Bugün yaklaşık 2,2 milyon Filistinlinin sıkışıp kaldığı Gazze'de, konutların yüzde 90'a yakını İsrail saldırıları sonucu ya tamamen yıkıldı ya da oturulamayacak derecede ağır hasar gördü.
Ateşkes anlaşmalarında yer almasına rağmen İsrail yönetiminin bölgeye yapı malzemeleri ve geçici konteyner evlerin girişine izin vermemesi, barınma krizini içinden çıkılmaz bir boyuta taşıyor. Bu abluka karşısında çaresiz kalan Gazzelilerin önünde yalnızca iki zorlu seçenek bulunuyor: Ya derme çatma çadırlarda mevsim şartlarıyla mücadele etmek ya da her an çökme riski bulunan yıkık dökük binalarda ölümü göze alarak hayata tutunmaya çalışmak.
Çadır Çilesi Karşısında Ölümle Kumar: Saadet Apartmanı Trajedisi
Gazze’de çadırda yaşamak, hem yazın kavurucu sıcağı ve haşerelerle hem de kışın dondurucu soğuğu ve sel sularıyla mücadele etmek anlamına geliyor. Bu dayanılmaz koşullar, birçok aileyi ağır hasarlı binalara sığınmaya zorluyor. Bunun en acı örneği, 16 Eylül'de çökerek 8'i çocuk olmak üzere 21 Filistinliye mezar olan Saadet Apartmanı oldu. Çadır hayatının zorluklarına dayanamayıp ölümü göze alarak bu binaya sığınan en az 6 aile, çöken beton yığınlarının altında can verdi. Ancak bu büyük trajediye rağmen, başka alternatifleri olmayan binlerce Gazzeli aile yıkılma tehdidi altındaki evlerde yaşamaya devam ediyor.
"Gidecek Başka Yerimiz Yok": Enkaz Ortasında İki Yıllık Yaşam Mücadelesi
İsrail'in patlayıcılarla ağır hasar verdiği binalardan birinde eşi ve 5 çocuğuyla hayatta kalmaya çalışan Muhammed Hıllıs, yaşadıkları dramı şu sözlerle özetliyor: "İsrail ordusu bölgemize girip evlerimizi patlatarak yerle bir etti. Gördüğünüz gibi yaklaşık iki yıldır bu enkazın ortasında, yan yatmış bu binada yaşıyorum. Gidecek başka hiçbir yerim yok. El-Mevasi bölgesi tıklım tıklım dolu, boş arazilerde yer kalmadı. Çadırların halini ve çekilen çileyi herkes biliyor. Bu yıkık ev, bizim için çadırlardan katbekat daha iyi."
Binanın eğik olmasının ve her an çökme riskinin farkında olduğunu belirten Hıllıs, "Özellikle yakınlarda bir bombardıman olduğunda, kışın fırtına ve sert rüzgarlar çıktığında durum çok tehlikeli hal alıyor. Ancak bizi koruyan sadece Allah'tır. Henüz kış tam olarak başlamadı ve önümüzde bizi nelerin beklediğini bilmiyoruz. Uluslararası kuruluşlara ve vicdan sahibi insanlara sesleniyorum; bize merhamet etsinler, buraya konteyner, çadır ve iş makineleri göndersinler ki bu molozları kaldırıp çocuklarımızla insanca yaşayabilelim" diyerek dünyaya çağrıda bulundu.
"Geceleri Üzerimize Taşlar Düşüyor": Enkaz Altında Hayatta Kalma Savaşı
Saldırılar nedeniyle iki kez yerinden edildikten sonra "güvenli alan" ilan edilen bölgelerine geri dönen ancak evlerini tamamen yıkılmış bulan Yusr el-Habibi de enkaz altında yaşam savaşı verenlerden biri. Habibi, "Ev tamamen yıkılmıştı, oturacak yerimiz yoktu. Şimdi bu yıkıntıların altında yaşıyoruz. Bombardıman veya patlama sesi duyduğumuzda ev üzerimize yıkılmasın diye hemen sokağa fırlıyoruz. Duvarlar her an çökebilir. Geceleri uyurken enkazdan başımıza taşlar düşüyor. Etrafımız fareler, kemirgenler ve böceklerle dolu. Yağmur yağdığında yataklarımız sular altında kalıyor, yağmur durunca kurutup yeniden kullanıyoruz. Çadır ya da konteyner bulamadık, gidecek başka hiçbir yerimiz yok" dedi.
Aynı enkazda yaşam mücadelesi veren 13 yaşındaki Filistinli Rahaf Selame ise içindeki büyük korkuyu şu sözlerle dile getirdi: "Her an bu yapının üzerimize yıkılmasından çok korkuyorum. Saldırılar sırasında ev sallanıyor ve taşlar dökülüyor. Birkaç gün önce çocukların üzerine çöken bina olayından sonra korkum kat kat arttı." Daha önce sığındıkları El-Mevasi bölgesinde ağabeyinin gözlerinin önünde katledildiğini belirten küçük kız, "Dünyadaki diğer çocuklar gibi bizim de güvenli bir evde yaşama, okula gitme ve eğitim alma hakkımız var" diyerek çocuk yaşta omuzladığı ağır yükü gözler önüne serdi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!