Geçmeyen Ayak Soğukluğuna Dikkat: Kalp Krizi ve İnmenin Habercisi Olabilir!
Tek taraflı ayak soğukluğu ve kramplar, ölümcül kalp hastalıklarının habercisi olabilir. Uzmanlar, periferik arter hastalığı riskine karşı uyarıyor.
Kış aylarında ya da serin havalarda sıklıkla karşılaşılan ayak üşümesi şikayeti, sanıldığı kadar masum olmayabilir. Özellikle tek taraflı yaşanan ayak soğukluğuna eşlik eden kramp, renk değişikliği ve iyileşmeyen yaralar, vücudumuzun gönderdiği ciddi birer alarm niteliği taşıyor. Uzmanlar, bu belirtilerin bacak atardamarlarındaki tıkanıklığın yanı sıra kalp krizi ve inme gibi ölümcül sağlık sorunlarının öncül sinyali olabileceği konusunda hayati uyarılarda bulunuyor.
Masum Görünen Üşümenin Arkasındaki Gizli Tehlike: Periferik Arter Hastalığı
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doktor Öğretim Üyesi Oğuz Arslantürk, özellikle Karadeniz Bölgesi'nde, Zonguldak gibi yılın büyük bölümünü serin ve nemli geçiren şehirlerde ayak üşümesinin çok yaygın bir şikayet olduğunu belirtti. İnsanların bu durumu genellikle hava koşullarına bağladığını ifade eden Arslantürk, sürekli devam eden ve özellikle bir ayağın diğerine göre daha soğuk olması durumunun altından ciddi damar hastalıkları çıkabileceğine dikkati çekti.
Ayak üşümesinin her zaman büyük bir hastalığa işaret etmeyeceğini; hareketsizlik, stres, kansızlık, soğuk hava ya da tiroit bezinin yavaş çalışması gibi faktörlerden de kaynaklanabileceğini belirten Arslantürk, tehlikeli senaryoyu şu sözlerle özetledi: "Tek taraflı ayak soğukluğuna yürürken baldırda başlayıp dinlenmekle geçen kramp tarzında ağrı, ayakta solukluk, iyileşmeyen yaralar, kıllarda azalma veya ciltte renk değişikliği eşlik ediyorsa, mutlaka bacağa giden diğer atardamarlar açısından değerlendirilmelidir. Bu tablo, periferik arter hastalığının yani kalp dışındaki özellikle bacaklardaki atardamarların daralması veya tıkanmasının işareti olabilir."
500 Bin Hasta Üzerinde Yapılan Araştırma Acı Gerçeği Ortaya Koydu
Periferik arter hastalığının, damar duvarlarında biriken yağ ve kireç plaklarının bacak atardamarlarını daraltmasıyla meydana geldiğini söyleyen Dr. Oğuz Arslantürk, kan akışı azaldıkça soğukluk, solukluk ve ağrı şikayetlerinin baş gösterdiğini aktardı. Hastalığın en sinsi yönünün ise uzun süre hiçbir belirti göstermemesi ve bu yüzden çok geç fark edilmesi olduğunu vurguladı.
Bacak damarlarında ortaya çıkan bu tıkanıklığın lokal bir problem olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Arslantürk, "Damar sertliği yalnızca bacağı değil, çoğu zaman tüm damar sistemini etkileyen yaygın bir hastalıktır. Yakın zamanda yaklaşık 500 bin kalp krizi hastasının değerlendirildiği geniş kapsamlı bir çalışmada, bacak damar hastalığı bulunan kişilerde hastane içinde yaşamını kaybetme riskinin, bu hastalığı olmayanlara göre daha yüksek olduğu gösterildi. Bu araştırma bize net bir mesaj veriyor: Bacak damarlarında tespit edilen darlık, kalp ve diğer hayati damarların da tehlike altında olduğunun en önemli göstergesidir. Bu nedenle hastaların kalp ve damar sistemi mutlaka bütüncül olarak değerlendirilmelidir" dedi.
Risk Faktörlerine Dikkat: Erken Teşhis ile Hayat Kurtarmak Mümkün
Periferik arter hastalığının gelişiminde rol oynayan en büyük ve değiştirilebilir risk faktörünün sigara kullanımı olduğunu ifade eden Dr. Arslantürk; diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, ileri yaş ve kronik böbrek hastalığının da bu riski katladığını belirtti.
Hastalığın erken evrede teşhis edildiğinde son derece başarılı bir şekilde tedavi edilebildiğini müjdeleyen Arslantürk, hayati korunma yöntemlerini ise şöyle sıraladı: Sigaranın tamamen bırakılması, günlük yaşamda düzenli yürüyüşlere yer verilmesi, tansiyon, kolesterol ve kan şekerinin kontrol altında tutulması ile uzman hekim tarafından planlanan uygun ilaç tedavisi, hastalığın ilerleyişini çok büyük oranda yavaşlatabilmektedir.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!