Husilerden ABD ve Suudi Arabistan'a Gözdağı: "Bab el-Mendeb Kırmızı Çizgimizdir"
Yemen'deki Husilerin askeri yetkililerinden Abid Muhammed es-Sevr, ABD'nin Bab el-Mendeb Boğazı'na müdahale etmesinin savaş sebebi olduğunu belirterek gözdağı verdi.
Yemen'de çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte, İran destekli Husilerden ABD ve müttefiklerine yönelik çok sert bir uyarı geldi. Husilerin askeri kanadının önde gelen isimlerinden Abid Muhammed es-Sevr, Fransız haber ajansı AFP'ye verdiği özel mülakatta, Washington'ın Yemen coğrafyasına askeri bir müdahalede bulunmasının ya da stratejik Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki mevcut kontrolü değiştirme girişimlerinin kendileri için kesin bir "kırmızı çizgi" teşkil ettiğini vurguladı.
Es-Sevr, "Amerika askeri filolarıyla bölgeye müdahale etmeye yeltenirse ya da Bab el-Mendeb'in kontrolünü ele geçirmeye çalışırsa, bu durum onlar ve diğer tüm aktörler için kırmızı çizgidir. Bunun için sonuna kadar savaşacağız." ifadelerini kullandı. Husiler, geçtiğimiz Eylül ayında Kızıldeniz'i Hint Okyanusu ve Akdeniz'e bağlayan bu kritik deniz geçişi çevresindeki hakimiyet alanlarını genişletmişti. Bölgedeki askeri hareketliliğin yeniden tırmanması, küresel deniz ticareti ve enerji sevkiyatının güvenliği konusundaki endişeleri de derinleştiriyor.
Öte yandan, Husi askeri yetkilisinin canlı yayında ABD ile yürüttükleri gizli anlaşma süreçlerine dair yaptığı itiraflar, bölgedeki perde arkası diplomatik ve askeri temasların boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı.
"Bölgedeki Tüm Amerikan Çıkarlarını Hedef Alırız"
Es-Sevr, ABD'nin Suudi Arabistan'a yönelik hava saldırıları düzenlemesi ya da lojistik hava desteği sağlaması durumunda, bölgedeki tüm Amerikan unsurlarını doğrudan hedef alacaklarını ilan etti.
Husi yetkili, "Amerika, Suudi Arabistan'a hava saldırılarıyla veya askeri destekle yardım etmeyi göze alırsa, çevremizdeki tüm Amerikan çıkarlarını meşru hedef olarak değerlendireceğiz ve hiçbir unsuru bunun dışında tutmayacağız." diyerek, Bab el-Mendeb Boğazı'nı Amerikan gemilerine tamamen kapatacaklarını öne sürdü.
Bu tehditlerin gölgesinde, Suudi Arabistan Kralı Selman'ın, mukaddes şehir Mekke'yi de hedef alan Husi saldırılarına karşı gösterdiği sert tepki ve kararlı duruş, Riyad-Sana hattındaki gerilimin ne denli tehlikeli bir boyutta olduğunu gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'dan Husilere karşı aktif destek talep ettiğine dair basına yansıyan haberlerin ardından konuşan es-Sevr, Yemen hükümetinin de Washington yönetiminden resmi olarak askeri destek talebinde bulunduğunu iddia etti. Suudi Arabistan ise son dönemde topraklarına yönelik artan balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları nedeniyle ciddi bir ulusal güvenlik tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.
Husiler, Temmuz ayında çatışmaların yeniden alevlenmesinden bu yana Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'e yüzlerce hava harekatı düzenlediğini savunurken; Riyad yönetimi ise bu operasyonların tamamen Husi saldırılarına karşı meşru müdafaa kapsamında gerçekleştirildiğini vurguluyor.
Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ı hedef alan balistik füze saldırıları, iki ülke arasındaki askeri tırmanışın en somut ve tehlikeli göstergelerinden biri olarak kayıtlara geçmiş durumda.
Bölgesel tehditlerin kapsamını genişleten Husiler, daha önce de Türkiye'nin olası askeri adımlarına yönelik sert uyarılarda bulunmuş ve "Türkiye kendi isteğiyle darağacına geliyor" şeklinde küstah ifadeler kullanmıştı.
Benzer şekilde, Türk ordusunun Yemen krizine dahil olması durumunda büyük zarar göreceği yönündeki tehditler de örgütün bölgesel aktörleri hedef alan saldırgan üslubunu yansıtıyor.
"İran ile İttifak Halindeyiz Ancak Kararlarımız Bağımsız"
Husilerin Tahran yönetimi tarafından yönlendirildiği yönündeki iddialara da yanıt veren es-Sevr, İran'dan doğrudan bir talimat almadıklarını savundu.
İran ile Husilerin ortak bir ittifak ve tek bir yapı paylaştığını belirten Sevr, "İran bizim dostumuz, müttefikimiz ve kardeş ülkemizdir ancak bize talimat vermiyor. Kararlarımızda ve egemenliğimizde tamamen bağımsızız." ifadelerini kullandı. Husiler, İran ile yakın askeri ve siyasi ilişkilerini sürdürürken, Tahran yönetimi de örgütün kararlarının kendi bağımsız iradesiyle alındığını iddia ediyor.
Yemen'de Çatışmalar Yeniden Şiddetlendi
Yemen'deki iç savaşın kökenleri, ABD-İran geriliminden yıllar önce başlamış olsa da son dönemde yaşanan gelişmeler Washington ve Tahran destekli güçleri doğrudan karşı karşıya getiriyor. Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki stratejik bölgelerde ilerlemesi ve Bab el-Mendeb üzerindeki kontrolünü artırması, sadece Suudi Arabistan için değil, uluslararası deniz taşımacılığı açısından da küresel bir güvenlik sorununa dönüşmüş durumda.
Birleşmiş Milletler (BM), 22 Eylül'de yeniden başlayan şiddetli çatışmalar nedeniyle ülke içinde yerinden edilen sivillerin sayısının önümüzdeki aylarda 130 binden 230 binin üzerine çıkabileceği yönünde acil durum uyarısında bulundu.
Es-Sevr ise Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik askeri operasyonlarını sürdürmesi halinde misillemelerine kararlılıkla devam edeceklerini belirterek, "Suudi Arabistan ülkemizi yıkmaya ve halkımıza saldırmaya devam ettiği sürece demir yumrukla karşılık vereceğiz." dedi ve Husilerin Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine ve genel ekonomisine büyük zarar verebilecek askeri kapasiteye sahip olduğunu iddia etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!