İsrail'in Mescid-i Aksa Üzerindeki Egemenlik Arayışı
Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulması, Filistinliler ve uluslararası camiada endişe yaratıyor. İsrail'in bu hareketi, bölgedeki demografik yapıyı değiştirmeye yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa, İsrail’in güvenlik tedbirleri bahanesiyle kapalı tutulması nedeniyle Filistinliler arasında ve uluslararası camiada endişe yaratıyor. İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgedeki güvenlik gerekçesiyle ibadete kapatılan Mescid-i Aksa, birçok kişi tarafından büyük bir tehdit olarak algılanıyor.
Endişe Verici Kapanma
Kudüs araştırmacısı ve Silvan Topraklarını Savunma Kurulu Üyesi Fahri Ebu Diyab, Mescid-i Aksa’nın 28 Şubat’tan bu yana kapalı olmasının ender rastlanan ve tehlikeli bir gelişme olduğunu belirtti. Ebu Diyab, bu kapanmanın bölgedeki demografik ve siyasi yapıyı değiştirmeye yönelik çok yönlü bir sürecin parçası olduğunu söyledi.
Bu durumun, Haçlılar döneminden beri görülmemiş bir kapanma olduğunu vurgulayan Ebu Diyab, “1187’den bu yana hiç bu kadar uzun süreli bir kapatma yaşanmamıştı” dedi.
Güvenlik Gerekçesi İnandırıcı Değil
İsrail makamlarının kapanmayı güvenlik gerekçesiyle açıklamalarına rağmen, Ebu Diyab, bunun kamuoyunun tepkisini ölçme amacı taşıdığını düşünüyor. Ramazan ayında teravih ve bayram namazlarının engellenmesi, dini yaşantı üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Ebu Diyab, Mescid-i Aksa çevresinde namaz kılınmasına dahi izin verilmediğini ve bu durumun ideolojik ve siyasi bir karar olduğunu belirtti. “Bu karar, Mescid-i Aksa’yı sistematik bir şekilde boşaltma çabasıdır” dedi.
Ev Yıkımları ve Aksa’nın Çevresini Boşaltma
Aksa çevresinde kısıtlamalarla eş zamanlı olarak ev yıkımları da artmış durumda. Ebu Diyab, bu adımların tesadüfi olmadığını, İsrail’in Aksa üzerindeki baskıyı artırmak için egemenlik savaşı verdiğini ifade etti.
Kendi evinin 2024 yılında yıkıldığını belirten Ebu Diyab, “Aksa’ya giremesem de ezanı duyuyorum” dedi. Ebu Diyab, bölgede çok sayıda evin yıkıldığını ve Filistinli varlığının zayıflatılmaya çalışıldığını vurguladı.
Mescid-i Aksa çevresindeki Filistinlilerin bölgeden uzaklaştırılmasıyla kutsal alanın savunmasız hale getirildiğini belirtti.
Statükonun Değiştirilmesi
İsrail’in uzun zamandır Mescid-i Aksa’nın statükosunu değiştirmeye çalıştığını söyleyen Ebu Diyab, İslami Vakıflar İdaresi’nin yetkilerinin devre dışı bırakıldığını belirtti. Aksa üzerindeki kontrolün büyük ölçüde işgal güçlerine geçtiğini ifade etti.
Tapınak grupları, işgal polisi ve İsrail’in aşırı sağ kesiminin Aksa’nın anahtarlarını almak istediğini söyleyen Ebu Diyab, Aksa’nın bir mescit olarak değil, Yahudiler için bir tapınak olarak görüldüğünü belirtti.
Artan Baskınlar
Aksa’ya yönelik baskınların arttığını ve Yahudi grupların dini ritüellerine daha fazla izin verildiğini belirten Ebu Diyab, bu adımların Aksa’daki mekansal ve zamansal bölünme hedefine yönelik olduğunu ifade etti.
Ebu Diyab, İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin bu süreci hızlandırdığını ve işgal polisinden sorumlu kişi Itamar Ben-Gvir’in tapınak gruplarının ideolojisine inandığını belirtti.
Mescid-i Aksa’nın Savunmasız Kalması
Kapanmanın tehlikeli boyutlara ulaştığını ve işgal güçlerinin tepkileri ölçtüğünü söyleyen Ebu Diyab, ümmetin Aksa’nın savunulması için harekete geçmediğini belirtti.
2017’deki olaylarda Kudüs halkının direniş gösterdiğini hatırlatan Ebu Diyab, “Mescid-i Aksa yalnız ve sahipsiz kaldı” dedi.
Kudüs’te Hristiyan kutsal mekanlarının da hedef alındığını belirten Ebu Diyab, şehrin Yahudileştirilme çabası içinde olduğunu söyledi.
Palmiye Pazarı sırasında bir Hristiyan din adamının kiliseye girişinin engellenmesine uluslararası tepki gösterildiğini hatırlatan Ebu Diyab, Batı dünyasının tepki göstermesiyle kilisenin yeniden açıldığını ancak Mescid-i Aksa’nın savunmasız kaldığını ifade etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!