Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) verilerine göre İstanbul'da metrekareye 130 ila 273.1 kilogram arasında değişen oranlarda yağış düştü. 1942 yılından bu yana kaydedilen en yüksek yağış miktarı olarak kayıtlara geçen bu doğal afet, şehir genelinde sel sularının oluşmasına ve yaşamı tehdit eden riskli durumların meydana gelmesine neden oldu.
İstanbul'da sel suları hangi sağlık risklerini barındırıyor?
Aşırı yağışların ardından oluşan sel suları, bünyesinde barındırdığı kirleticiler ve atıklar nedeniyle insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturuyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hasan Alyeşil, yağmurun yol açtığı doğal afetlerin insan yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek, sel sularıyla temasın veya bu sulara maruz kalmanın çeşitli hastalıklara davetiye çıkarabileceğine dikkat çekti.
Uzman hekimler sel sonrası hasta profilinde ne görüyor?
Sel felaketinin etkileri yağış dindikten sonra da sağlık kurumlarına yansımaya devam ediyor. Uzm. Dr. Hasan Alyeşil, "Biz hekimler yağmur dindikten günler sonra bu izlerin bir kısmını muayeneye gelen hastalarda görebiliyoruz" ifadelerini kullanarak, aşırı yağışların ardından muayenehanelere başvuran hasta profilinde belirgin bir değişim yaşandığını belirtti. Hekimler, sel sularının çekilmesinin ardından ortaya çıkan çevresel faktörlerin, uzun vadeli sağlık sorunlarını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.
İstanbul'da 1942 yılından bu yana görülen en şiddetli yağışlar, AKOM verilerine göre metrekareye 273.1 kilograma kadar ulaşarak ciddi bir sel felaketine yol açtı. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hasan Alyeşil, bu tür doğal afetlerin ardından hastaların sağlık durumlarında gözlemlenen değişimlerin, sel sularının bıraktığı olumsuz etkilerin bir yansıması olduğunu vurguladı.
Afet sonrası süreçte, sel sularına maruz kalan bölgelerde hijyen koşullarının sağlanması ve olası enfeksiyon belirtilerine karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir. Vatandaşların, sel sularıyla temas ettikten sonra kendilerinde herhangi bir sağlık sorunu veya şikayet gözlemlemeleri durumunda, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları ve hekim kontrolünden geçmeleri, olası komplikasyonların önlenmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Çıkarılacak sonuç
Yaşanan sel felaketi, sadece altyapısal hasarlara değil, aynı zamanda toplum sağlığını doğrudan etkileyen biyolojik ve çevresel risklere de işaret etmektedir. Uzman görüşleri, afetin etkilerinin yağışın durmasıyla sona ermediğini, aksine sağlık kurumlarına yansıyan etkilerin günler boyu sürebileceğini kanıtlamaktadır.
Bu durum, afet yönetimi süreçlerine sağlık boyutunun daha güçlü bir şekilde entegre edilmesi gerektiğini göstermektedir. Sel sonrası dönemde bireysel hijyen önlemlerinin artırılması ve sağlık kuruluşlarının bu tür durumlara karşı hazırlıklı olması, toplum sağlığının korunması adına atılması gereken en temel adımlar arasında yer almaktadır.
Muhtemel etkiler
Sel sularının neden olduğu kirlilik, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler, çocuklar ve yaşlılar üzerinde daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Su kaynaklı enfeksiyonların artması, bölgedeki hastanelerin acil servis ve polikliniklerinde yoğunluğun geçici olarak artmasına neden olabilir.
Ayrıca, sel sularının çekilmesinin ardından bölgede yapılacak olan temizlik çalışmalarının gecikmesi, uzun vadeli halk sağlığı risklerini artırabilir. Vatandaşların sağlık uyarılarını dikkate alarak hareket etmesi, salgın risklerinin minimize edilmesine ve tedavi süreçlerinin daha hızlı işlemesine katkı sağlayabilir.
Kaynak: Sabah
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!