Japon Tahvil Piyasalarındaki Dalgalanmalar Küresel Ekonomiyi Etkiliyor
Japon tahvillerindeki değişimler, küresel ekonomik dengeleri yeniden şekillendirebilir.
Ortadoğu'daki çatışmaların sona ermemesi, dünya genelinde enerji arzına yönelik endişeleri canlı tutmaya devam ediyor. ABD ve İsrail'in de dahil olduğu bir geçici ateşkes, ABD-İran ilişkilerinde bir nebze rahatlama sağlasa da, piyasalardaki genel endişeyi tamamen ortadan kaldırabilmiş değil.
Savaş süresince Hürmüz Boğazı'ndan petrol geçişinde yaşanan azalma, enerji fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu. Bu durum, özellikle Japonya gibi enerji ithalatına bağımlı ekonomileri tehdit etmekte.
Petrol arzındaki kesintiler, kısa süre içinde fiyatlarda artışa yol açarken, artan enerji maliyetleri dünya genelinde kırılgan olan enflasyon görünümünü daha da zorluyor. Yüksek enerji fiyatlarının, küresel para politikalarını da etkilemesi bekleniyor.
Enflasyonist baskıların artması, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere birçok merkez bankasının faiz oranlarını düşürme planlarını erteleyebileceğine işaret ediyor. Bu durum, finansal koşulları sıkılaştırarak ekonomik faaliyeti yavaşlatabilir.
Piyasa beklentileri, büyük merkez bankalarının gelecekteki politika adımlarını daha ihtiyatlı bir şekilde atacağına dair. Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) bu ayki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırma ihtimali yüzde 69 olarak değerlendiriliyor.
Eğer bu artış gerçekleşirse, BoJ bu yılki ilk sıkılaşma adımını atmış olacak. Bankanın yıl boyunca toplamda iki faiz artırımı yapabileceği tahmin ediliyor.
Bu gelişmelerle birlikte, Japonya'da 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri, yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi, yüzde 2,40 seviyesinin üzerine çıkarak 1999'dan bu yana en yüksek düzeyine ulaştı. Benzer şekilde, 5 yıllık tahvil faizleri de yüzde 1,81'nin üzerine çıkarak 1997'den bu yana en yüksek seviyeyi test etti.
Son gelişmelerin ardından, ABD/İsrail ile İran arasında sağlanan iki haftalık ateşkes, küresel piyasalarda genel bir rahatlama yarattı. Bu olumlu hava Japon tahvil piyasasına da yansıdı. Ülkenin 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri yaklaşık 5 baz puan geriledi.
Japonya'da tahvil getirileri bir miktar düşüş göstermiş olsa da, devam eden riskler küresel finansal dengelerde ciddi kırılmalara yol açabilir.
Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ortadoğu'daki jeopolitik gerilimlerin Japonya tahvillerinde belirginleşen satış baskısına neden olduğunu ve bu durumun küresel makroekonomik dengeler açısından kritik bir dönemeci işaret ettiğini belirtti.
Gözgör, Japonya'da 5 ve 10 yıllık tahvil faizlerinin 1999'dan beri en yüksek seviyeye ulaşmasının ve BoJ'dan yıl sonuna kadar iki faiz artışı beklenmesinin, küresel likidite dinamiklerini temelden değiştirebileceğini ifade etti. Bu değişimin, küresel tahvil piyasalarını da etkileyebileceğini söyledi.
Gözgör, Japon yatırımcıların, yıllarca düşük ve negatif faiz politikaları nedeniyle ABD ve Avrupa tahvillerinin en büyük alıcılarından biri olduğunu belirtti. "Japonya'da getiri eğrisinin dikleşmesi ve faizlerin daha cazip hale gelmesi, Japon sermayesinin ülkesine dönmesine yol açabilir. Bu durum, diğer gelişmiş ülke tahvillerine olan talebi zayıflatarak küresel tahvil faizlerini senkronize bir şekilde yukarı çekebilir." dedi.
Bu durumun, küresel ekonomiye en sarsıcı yayılma etkisinin, düşük faizli yen ile borçlanıp yüksek getirili varlıklara yatırım yapmayı ifade eden "Yen Carry Trade" pozisyonlarının hızla çözülmesi yönünde olabileceğini ifade etti.
BoJ'un muhtemel faiz artışları ve artan tahvil getirilerinin, Japon yeninin değer kazanmasına ve borçlanma maliyetlerinin artmasına neden olabileceğini belirten Gözgör, bunun küresel fonları diğer piyasalardaki riskli varlıklarını satarak pozisyon kapatmaya zorlayabileceği konusunda uyardı.
Sonuç olarak, küresel finansal koşullarda ani bir sıkılaşma ve varlık fiyatlarında geniş çaplı bir oynaklık dalgası görülebileceğini söyledi.
Gözgör, risksiz getiri oranlarındaki (tahvil faizleri) yukarı yönlü hareketin, dünya genelinde kurumsal ve bireysel kredi maliyetleri için bir taban oluşturabileceğini ifade etti.
Faizlerin artmasının, şirketlerin yeni yatırım iştahını azaltabileceğini ve tüketicilerin finansman maliyetlerini artırarak harcama eğilimlerini düşürebileceğini belirtti. Bu bağlamda, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesi sürerken, Japonya'nın bu ekstra sıkılaşma dalgasının küresel talebi daha da soğutarak resesyon veya durgunluk beklentilerini artırabileceğini vurguladı.
Gözgör, gelişmekte olan ülkelerin, küresel likiditenin azaldığı ve gelişmiş ülke tahvil faizlerinin arttığı dönemlerde en çok baskı altında kalabilecek grupların başında olduğunu belirtti. "Japonya gibi uzun yıllar boyunca dünyaya ucuz fonlama sağlayan bir ülkenin bu akışı kesmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını yavaşlatabilir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde ciddi bir değer kaybı baskısı yaratabilir. Bu ülkeler, kurlarını savunmak ve sermaye kaçışını engellemek için kendi faiz oranlarını yüksek tutmak zorunda kalabilir ve bu zorunlu sıkılaşma da yerel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir." şeklinde sözlerini tamamladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!