Karahantepe'nin 12 Bin Yıllık Geçmişi: Ceylan Eti ve Baklagil Tüketimi Ortaya Çıktı
Karahantepe'de yapılan kazılar, 12 bin yıl önceki beslenme alışkanlıklarına dair yeni bilgiler sunuyor. Ceylan eti ve baklagil tüketiminin belgelenmesi dikkat çekiyor.
Türkiye'nin en iddialı arkeolojik projelerinden biri olan Taş Tepeler Projesi kapsamında, Şanlıurfa'da sürdürülen çalışmaların önemli bir parçası olan Karahantepe, arkeologlar için adeta bir hazine niteliğinde. Bu alanda yürütülen kazılar, neolitik döneme ait çeşitli eserlerle dolu ve araştırmacıların ilgisini çekmeyi sürdürüyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Göbeklitepe'ye benzer yapılar içeren alanda, T biçiminde taşlar ve insan figürleri gibi pek çok buluntu yer alıyor. Araştırmalar, bu bölgede 12 bin yıl önce yaşamış insanların beslenme alışkanlıklarına dair yeni bilgiler sunuyor.
Şanlıurfa şehir merkezine 46 kilometre mesafedeki Tek Tek Dağları Milli Parkı'ndaki Karahantepe, bilim camiası ve ziyaretçilerin ilgisiyle hızla gelişen bir ören yeri haline geldi.
Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Karahantepe kazılarını yöneten Prof. Dr. Necmi Karul, çalışmaların yeni sezonda da devam edeceğini açıkladı. Karul, önceki sezondan elde edilen verilerin laboratuvarlarda analiz edildiğini ve bu süreçte yeni beslenme alışkanlıklarına dair ipuçları elde ettiklerini belirtti.
Karul, "Hem Göbeklitepe'de hem de Karahantepe'de ceylan eti tüketildiğine dair izler bulduk. Ancak Göbeklitepe'de dağlık alanlarda yaşayan farklı hayvan türlerinin de tüketildiğini saptadık. Bitki kalıntılarına baktığımızda ise tahılların yanı sıra baklagillerin de diyetlerinde önemli bir yer tuttuğunu anladık. Gelecek sezon bu bilgileri daha da detaylandırmayı planlıyoruz." dedi.
Prof. Dr. Karul, Türkiye'nin arkeolojik projelerinin uluslararası alanda tanıtılmasına yönelik çalışmalar yaptıklarını ve Berlin'de düzenlenen 'Toplumun Keşfi' sergisinin büyük ilgi gördüğünü ifade etti.
Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali'nin gastronomi etkinlikleri arasında Karahantepe'nin de yer almasına dikkat çeken Karul, "Bu durum, arkeolojinin geçmişin çeşitliliğini günümüze yansıtma potansiyelini gösteriyor. Karahantepe, geçmişle bağ kurabileceğimiz önemli bir merkez haline geldi." diye konuştu.
Göbeklitepe'nin 'Tarihin Sıfır Noktası' olarak adlandırılması sonrası, Karahantepe için benzer bir tanım yapılmasına gerek olmadığını belirten Karul, bu iki yerleşimin insanlık tarihi açısından önemini vurguladı.
"Göbeklitepe, yerleşik hayatın başlangıcıyla tarihlenen yerlerden biri. Buzul çağının ardından, 12 bin yıl önce bu bölgede insan yerleşimleri başlamış. Karahantepe de bu tarihlerde yerleşilmeye başlanan bir yer. Önemli olan yerleşimlerin eskiliği değil, bu yerlerin insanlık tarihi üzerindeki etkileri." ifadelerini kullandı.
Karul, Karahantepe'de insanların tükettiği gıdaların yanı sıra farklı yerleşimlerdeki beslenme alışkanlıklarını karşılaştırma imkanı bulduklarını belirtti.
Geçtiğimiz hafta başlattıkları 'Taş Tepeler Ekoloji Projesi'ne değinen Karul, 15 gündür sahada çalışan ekiplerle günümüz ekolojisini araştırdıklarını söyledi.
"Çevremizdeki canlı ortamı ve jeolojik yapıyı anlamaya çalışıyoruz. Taş Tepeler, yalnızca kazı çalışmalarıyla sınırlı değil, daha geniş bir perspektifte ele alınması gereken bir proje." dedi.
Karul, bu proje kapsamında birçok farklı disiplinden uzmanın bir araya geldiğini ve kültürel miras yönetimi açısından önemli adımlar attıklarını belirtti.
Karahantepe'nin üstüne koruma çatısı yapılacağını açıklayan Karul, bu adımın sadece koruma amacı taşımadığını, aynı zamanda ilkelerin korunmasına da yönelik olduğunu vurguladı.
Karul, Karahantepe'nin 12 hektarlık bir alanı kapladığını ve kazıların 6 bin metrekarelik bir alanda sürdüğünü, bu alanda daha derin katmanların da bulunduğunu belirtti.
"Bu projelerin tamamlanma süresi toprak altındaki buluntulara bağlı. Her yıl yeni ve heyecan verici buluntular ortaya çıkıyor. Karahantepe'deki kazıların hiç bitmemesini dilerim." dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!