Kıbrıs Gazisi Mehmet Kaban 52 Yıl Sonra O Tarihi Günleri Anlattı: Vatan İçin Yine Olsa Yine Giderim
Kıbrıs Barış Harekatı gazisi Erzurumlu Mehmet Kaban, 52 yıl sonra cephede yaşadığı kahramanlıkları, tanık olduğu Rum zulmünü ve unutamadığı anılarını paylaştı.
1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı’nın üzerinden geçen yarım asrı aşkın süreye rağmen, o günlerin izleri hafızalardaki tazeliğini koruyor. Erzurum'da yaşamını sürdüren 72 yaşındaki Kıbrıs Gazisi Mehmet Kaban, vatan savunmasında üstlendiği tarihi rolü ve yaşadığı kahramanlık dolu anları 52 yıl sonra büyük bir gururla paylaşıyor. Evli, 4 çocuk babası ve 16 torun sahibi olan Kaban, Bolu'da vatani görevini yaparken katıldığı harekatta 4,5 ay boyunca adada kalarak her iki aşamada da ön saflarda çarpıştı.
Beşparmak Dağları'ndan İnceburun'a Uzanan Zorlu Mücadele
Askerlik görevine 1973 yılında adım atan ve toplamda 20 ay boyunca üniforma taşıyan Mehmet Kaban, Kıbrıs’a helikopterlerle sevk edildiklerini belirtiyor. İlk olarak Beşparmak Dağları ile Lefkoşa arasındaki stratejik bir bölgeye iniş yaptıklarını ve ilk gecenin oldukça çetin geçtiğini ifade eden Kaban, düşman güçlerinin hain tuzaklarına karşı nasıl direndiklerini şu sözlerle aktarıyor: "Yemek getirdiğini iddia eden bir hainin tuzağına düştük ve 4 arkadaşımız yaralandı. Ancak gösterdiğimiz üstün başarı sayesinde kısa sürede Beşparmak Dağları'nı düşman işgalinden kurtarmayı başardık."
Düşmanın İnceburun bölgesine baskın yapacağı istihbaratını aldıktan sonra gece yarısı şehri kuşattıklarını belirten gazi Mehmet Kaban, "Sabahın ilk ışıklarıyla ateş açarak bir kısmını teslim aldık, direnenleri ise etkisiz hale getirdik. Savaşarak İnceburun'a doğru ilerledik. Lefke'de gece saatlerinde bize saldırdılar; yaklaşık 30-40 metre kadar yaklaşmışlardı. Karşılıklı yoğun ateş altında kaldık, 2 saat boyunca aralıksız çatıştık. Sabaha karşı ağaçlık alanda düşman cesetlerini bulduk" dedi.
Rum Zulmünün Tanıklığı ve Şehit Düşen Silah Arkadaşları
Savaşın en acı yüzüyle Kıbrıs topraklarında karşılaştıklarını dile getiren gazi Mehmet Kaban, cephede iki yakın arkadaşını şehit verdiğini gözyaşlarıyla anımsıyor. Arkadaşlarından birinin su içtiği sırada şehit düştüğünü ifade eden Kaban, kurtardıkları bölgelerde karşılaştıkları insanlık dışı manzaraları şu cümlelerle özetliyor: "Casus bir subayın tuzağına düşen komutanımız da şehit oldu ama o da şehadet şerbetini içmeden önce iki düşman askerini etkisiz hale getirmişti. Savaşın her anı çok zordu fakat özgürlüğe kavuşturduğumuz köylerde Türk halkının bizi kucaklaması tüm yorgunluğumuzu alıyordu. Ellerinde ne varsa bizimle paylaşır, boynumuza sarılıp ağlarlardı."
Rum çetelerinin sivil halka yönelik yaptığı zulmü bizzat gördüklerini belirten Kaban, "Gittiğimiz bazı yerlerde Rumların sivillere yönelik korkunç işkencelerine ve katliamlarına şahit olduk. Sivil halkı vahşice katletmişler, namuslarına el uzatmışlardı. Köyleri kurtardığımızda, insanları okul gibi binalara kilitleyip kapılarını üzerlerine kilitlediklerini gördük. Çocukları zorla ellerinden alıp askere aldıklarını anlattılar. Evlerin kapılarını, pencerelerini kırıp büyük zulümler yapmışlardı. Çatışmalarda görerek iki düşman askerini etkisiz hale getirdim" diye konuştu.
Ölümün Kıyısından Dönen Bir Kahramanın Dinmeyen Vatan Sevdası
Cephede defalarca ölümle burun buruna geldiğini anlatan gazi Mehmet Kaban, unutamadığı bir diğer anısını ise şöyle aktarıyor: "Komutanımız bizi köprüye göndererek düşman unsurlarının olup olmadığını kontrol etmemizi istedi. Köprüye ulaştığımızda etrafı kolaçan ettik. Arkadaşım ihtiyacını gidermek için ayrıldığında ben duvarın dibine oturup şarjörlerimi doldurmaya başladım. Tam o esnada yanıma bir mermi isabet etti. Tepeye baktığımda hareket eden birini gördüm, ateş açarak onu etkisiz hale getirdim. Bir başka çatışmada ise tüfeğime isabet eden mermi namluyu patlattı, benim ise sadece başparmağımda küçük bir çizik oluştu. Eğer bize bir gün daha süre verilseydi, Kıbrıs'ın tamamını kontrol altına alırdık."
250 kişilik taburlarından 5 şehit verdiklerini ancak çok sayıda yaralılarının olduğunu belirten Kaban, savaştan sonra yaşadığı travmaları ve kulaklarındaki kalıcı hasarı şu sözlerle dile getirdi: "Vatani görevim bittikten sonra memleketime döndüğümde uzun süre rüyalarımda o anları yaşadım, bir hafta boyunca hasta yattım. Ancak bugün sorsalar, yine gururla giderim. Tankın arkasında ilerlerken patlayan merminin basıncıyla geriye fırlatıldım. O günden beri kulaklarım ağır işitiyor. Hastanelerde çaresinin olmadığını söylediler. Vatan sağ olsun, bugün olsa yine cepheye koşarım."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!