Küresel Sumud Filosu Aktivistlerinden İsrail Askerlerine Ağır Suç Duyurusu: İşkence ve Cinsel Saldırı İddiası
Küresel Sumud Filosu aktivistleri, uluslararası sularda uğradıkları işkence, cinsel saldırı ve yasa dışı alıkonulma nedeniyle İsrail askerleri hakkında Hollanda'da dava açtı.
Küresel Sumud Filosu bünyesinde insani yardım taşırken uluslararası sularda İsrail güçlerinin müdahalesine maruz kalan Hollandalı aktivistler, uğradıkları ağır hak ihlalleri nedeniyle hukuki mücadele başlattı. Aktivistlerden Jesse van Schaik ve suç duyurusunu hazırlayan hukuk ekibinden Roos Ykema, gözaltı sürecinde yaşanan işkence, kötü muamele ve cinsel saldırı olaylarını yargıya taşıyarak Hollanda Savcılığına resmi başvuruda bulundu.
Uluslararası Sularda Esaret ve Akılalmaz İşkence İddiaları
Yaşadığı dehşet dolu anları paylaşan Hollandalı aktivist Jesse van Schaik, tamamen barışçıl amaçlarla ve insani yardım malzemeleriyle yola çıktıkları filonun uluslararası sularda yasa dışı şekilde ele geçirildiğini belirtti. Silah zoruyla alıkonulduklarını ifade eden Van Schaik, yaklaşık 180 kişiyle birlikte bir konteynere kapatılarak gayriinsani koşullara maruz bırakıldıklarını dile getirdi. Hücrelere sevk edildikleri esnada fiziksel şiddetin boyutunun arttığını vurgulayan aktivist, "Ellerim ve ayaklarım kelepçeli halde yerde sürüklendim, darbedildim. Savunmasız bir haldeyken rızam dışında göğüslerimin fotoğrafları çekildi" diyerek maruz kaldığı cinsel taciz ve hakaretleri aktardı. Hazırlanan suç duyurusu dosyasında; yasa dışı kaçırma, sistemli işkence, ağır darp, hücreye gaz vermekle tehdit etme ve cinsel saldırı gibi çok sayıda ağır suçlama yer alıyor.
"Diğer Aktivistlerin Çığlıklarını Duymak En Büyük İşkenceydi"
Hukuk ekibinde görev alan Roos Ykema, aktivistlerin maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel yıkımın boyutlarını gözler önüne serdi. Girit'e ulaştıklarında gruptaki 180 kişiden 34'ünün ağır yaralı olarak doğrudan hastaneye sevk edildiğini belirten Ykema; uykusuz bırakma, sahte infazlar ve aşağılayıcı muamelelerin sistematik olarak uygulandığını kaydetti. Aktivistlerin yaşadığı en büyük travmalardan birinin de çaresizlik olduğunu belirten Ykema, "Pek çok mağdur, kendilerinden ziyade yan hücrelerden gelen çığlıkları dinlemek zorunda kalmanın en büyük işkence olduğunu söyledi. Diğer insanların hayatta kalıp kalmadığını, tecavüze mi uğradığını yoksa işkence mi gördüğünü bilmeden o sesleri duymak tam bir psikolojik yıkımdı" dedi. İsrail askerlerinin, insanların yüzlerini hedef alarak uyguladığı şiddeti ve bu görüntülerin dünyaya yayılmasını hiç umursamadığını da sözlerine ekledi.
Hollanda Hükümetinin Sessizliği ve Hukuki Sürecin Geleceği
Yaşanan bu uluslararası kriz karşısında Hollanda hükümetinin takındığı tavır ise mağdurlar tarafından sert bir dille eleştirildi. Van Schaik, kendi devletlerinden hiçbir somut destek görmediklerini, yalnızca İstanbul'daki elçilikten bir görevlinin kendileriyle temas kurduğunu açıkladı. Hükümetin, ailesine dönüş bileti ücretini karşılayamayacaklarını bildiren soğuk bir mektup gönderdiğini belirten aktivist, Başbakan'ın görüşme taleplerini reddettiğini ifade etti. Hollanda yasalarına göre, yurt dışında işlenen suçlarda savcılığın soruşturma açabilmesi için suçların en az sekiz yıl hapis cezası gerektiren ağır nitelikte olması gerekiyor. Hukukçu Ykema, tek başına darp olaylarının bu sınırı aşamayacağını ancak cinsel şiddet, işkence ve insan kaçırma gibi suçların bir arada işlenmesinin Hollanda yargısına doğrudan kovuşturma yetkisi verdiğini açıkladı. Siyasi baskılara ve İsrail lobisinin gücüne rağmen, uluslararası hukukun işletilmesi adına bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurguladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!