Lübnan Kilisesi, İsrail Saldırılarından Etkilenen Müslümanlara Kucak Açtı
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sonucu yerinden edilen Müslümanlar, Cizzin'deki bir kiliseye sığınarak dayanışma örneği sergiledi.
İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda yaklaşık 1500 kişi hayatını kaybetti ve 1 milyon 162 binden fazla insan yerinden edildi.
Farklı din ve etnik grupların bir arada yaşadığı Lübnan'da, özellikle güney bölgelerdeki Müslümanlar saldırılardan ağır şekilde etkilendi.
Birçok Lübnanlı evlerini ve geçimlerini bırakıp başka şehirlere göç etmek zorunda kalırken, bazıları akrabalarının yanına, okullara veya çadırlara sığınarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Cizzin kasabasındaki Aziz Batrus Kilisesi, kapılarını evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 40 Müslüman'a açarak dayanışmanın önemli bir örneğini sergiledi.
Rahip Batrus Akuri, Paskalya Yortusu ayini sonrasında AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lübnan'daki savaşın sona ermesini ve ülkenin tekrar toparlanmasını temenni etti.
Akuri, "Umarım bu Lübnan için son savaş olur ve ülkenin yeniden ayağa kalkmasına vesile olur. Sürekli savaş ve yıkım bizi tüketti. Gençlerimizin sokaklarda öldüğünü görmek çok acı. Artık huzur içinde yaşamamızın vakti geldi." dedi.
Kiliseye sığınan Müslümanlar için "Onlar sığınmacı değil, farklı dinden olan Lübnanlı misafirlerimiz." diyen Akuri, şunları söyledi:
"Lübnan'ın gerçek mesajı budur. Su içtiğiniz kaynak size dininizi, renginizi ya da milliyetinizi sormaz. Manastırın kapılarını açtığımızda, siyasi görüşü ya da dini ne olursa olsun tüm Lübnanlılara açtık. Farklı görüşlerde olabiliriz ama insanlıkta ve Lübnanlılık duygusunda biriz."
Akuri, kilisede 39 Müslümanın misafir edildiğini belirtti ve "Savaşın ilk gününden itibaren onları burada ağırlıyoruz. Sevinci ve barışı birlikte paylaşıyoruz. Umarım bu, gelecekteki nesiller için güzel bir örnek teşkil eder. Farklılıklarımıza rağmen birlikte yaşayabileceğimizi kanıtlamış oluruz." ifadelerini kullandı.
İsrail saldırılarının yoğunlaştığı bölgelerde yaşayan Akuri, "Lübnan halkı artık her şeye karşı bağışıklık kazandı. Bir gün uçak sesi duymasak şaşırır hale geldik." yorumunu yaptı.
Deyr Kanun en-Nehr'den gelen Lübnanlı Darin İzeddin ise yaşadığı deneyimleri şöyle anlattı:
"Savaşlardan bıktık, gerçekten yorulduk. Sürekli yer değiştirmekten, evimizden uzak kalmaktan bıktık. Burada bize her şey sağlandı, hiçbir eksiğimiz yok, huzur içindeyiz. Ama insan kendi evini, hayatını özlüyor. İki-üç yıldır bu durumdayız, sürekli bir gidiş geliş hali."
Kilisede kalmalarına ilişkin İzzeddin, "Bu tam anlamıyla bir insanlık örneği. Kendi evimizde gibi hissediyoruz. Bize sığınmacı gibi değil, 'burası sizin eviniz' diye yaklaştılar." ifadelerini kullandı.
Muhammed Muennis ise saldırıların başladığı geceyi anlatarak, büyük bir panik içinde bölgeden ayrıldıklarını söyledi.
Muennis, "Gece saat 1'de büyük bir gürültüyle uyandık. Çocuklar ağlıyor; her yerden patlama, silah ve çatışma sesleri geliyordu. Apar topar eşyalarımızı toplayıp Sayda'ya doğru yola çıktık." dedi.
Evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını belirten Muennis, "Çocuklar ağlayarak ve korku içinde Sayda'ya ulaştık. Yol boyunca kalacak yer aradık, tanıdıkları aradık. Durum çok zordu. Herkes kalacak yer için yüksek ücretler istiyordu." şeklinde konuştu.
Muennis, eşinin kız kardeşinin rahibi tanıması sayesinde büyük zorlukların ardından Cizzin'e ulaştıklarını anlattı.
Kilisede oldukça misafirperver karşılandıklarını vurgulayan Muennis, Lübnan'daki tüm kesimlere, Lübnanlılık temelinde birleşme çağrısında bulundu.
Eşi ve dört çocuğuyla yerinden edilen Muennis, şöyle konuştu:
"Buraya geldiğinizde gerçek Lübnan’ı görüyorsunuz; Sünni, Şii, Hristiyan ayrımı yok. Ramazan ayında buraya geldik; orucumuzu tutuyoruz, namazımızı kılıyoruz, hayatımızda hiçbir şey değişmedi. Hatta bazen bir şey ikram etmek istiyoruz ama peder izin vermiyor. Sadece onlar değil, köy halkı da gelip halimizi hatırımızı soruyor."
Lübnanlı Lilian Hamdan da saldırılardan önce dahi sürekli uçak sesleri altında yaşadıklarını belirterek, "Bizim için savaşın bittiği bir an olmadı. Savaş bitti denildikten sonra bile saldırılar ve uçak sesleri devam etti; yani tam anlamıyla barış halini hiç yaşamadık." dedi.
Saldırılar başladıktan sonra ailesiyle birlikte kilisede kaldığını anlatan Lilian, "Bir gün bile kötü bir tavırla karşılaşmadık. Burada Hristiyan-Müslüman ayrımı hissettirmiyorlar; dayanışma ve insanlık öne çıkıyor." ifadelerini kullandı.
Lilian, "Tek dileğimiz sesimizin duyulması. Lübnan'da barışın olmasını ve evlerimize dönmeyi istiyoruz. Çok yorulduk. Huzura ve dinlenmeye ihtiyacımız var; çünkü artık tükendik." diye konuştu.
Türk dizileri izleyerek biraz Türkçe öğrendiğini söyleyen Lilian, Türkiye'yi ziyaret etmek istediğini de sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!