Makine Sektöründen Dev Atılım: Yılın İlk Yarısında 13,8 Milyar Dolarlık İhracat
Makine imalat sanayisi yılın ilk yarısında 13,8 milyar dolarlık ihracata imza attı. Kilogram başına ihracat değeri artarken, savunma sanayisi yeni fırsat kapısı oldu.
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından açıklanan güncel verilere göre, serbest bölgeler de dahil edildiğinde makine imalat sanayisinin konsolide ihracatı, ocak-haziran döneminde 13,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Sektörün katma değerli üretim gücünü ortaya koyan en önemli göstergelerden biri olan kilogram başına ortalama ihracat fiyatı ise bu dönemde yüzde 11 oranında artarak 8,7 dolara yükseldi.
Almanya ve ABD İhracatta Zirveyi Paylaştı
Yılın ilk yarısında Türk makine sektörünün en büyük pazarı, yüzde 8,7 artış ve 1,7 milyar dolarlık hacimle yine Almanya oldu. Almanya'yı, ihracatta yüzde 33,9 gibi dikkat çekici bir büyüme kaydederek 1,2 milyar dolarlık paya ulaşan ABD izledi. İtalya, Birleşik Krallık ve İspanya ise en çok ihracat gerçekleştirilen ilk 5 ülke arasındaki yerlerini korudu. Ürün grupları bazında incelendiğinde, "türbin, turbojet ve hidrolik silindirler" yüzde 25,6 artışla ihracatını en çok artıran grup olurken, "deri işleme makineleri" ihracatı ise yüzde 35,3 oranında düşüş kaydetti.
Küresel Ticarette Güvenlik Odaklı Yeni Dönem
Küresel sanayideki yatırım reflekslerini ve tedarik stratejilerini doğrudan etkileyen jeopolitik belirsizliklerin artık kalıcı hale geldiğini belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, ABD-İran gerilimi başta olmak üzere artan jeopolitik risklerin, Avrupa sanayisi ve özellikle Almanya'daki üreticiler üzerindeki mevcut yapısal sorunları daha da ağırlaştırdığını söyledi. Geleneksel sanayi kollarında yaşanan daralma ve istihdam kayıplarına karşın, savunma harcamalarının etkisiyle bazı üretim alanlarında büyüme görüldüğünü dile getiren Yılmaz, bunun küresel sermaye ve devletlerin önceliklerinin hızla değiştiğine işaret ettiğini bildirdi.
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nde imzalanan on milyarlarca dolarlık yeni çok uluslu tedarik anlaşmalarının küresel ekonominin artık "güvenlik odaklı yeni bir endüstriyel tahkimat" dönemine girdiğini tescillediğini kaydeden Yılmaz, savunma ve güvenlikle ilgili harcamaların 2035 yılına kadar milli gelirin yüzde 5'ine çıkarılması hedefiyle şekillenen yeni küresel bütçe ve harcama paradigmasının, Türk imalat sanayisi için devasa bir sipariş ve yatırım dalgası potansiyeli barındırdığını vurguladı.
Türk Makine Sektörü İçin Tarihi Fırsat Kapısı
Yeniden yapılanma bütçelerinin, siber güvenlikten dijitalleşmeye, kritik altyapı yatırımlarından savunma sanayisinin geliştirilmesine kadar çok geniş bir alana kaynak aktarılmasını sağladığını belirten Yılmaz, bu rüzgarı stratejik bir avantaja dönüştürmek isteyen Türkiye'nin; zırhlı araçlardan füzelere, insansız hava araçlarından konvansiyonel silahlara kadar geniş bir yelpazede önemli bir üretim ve lojistik unsuru olabileceğini ifade etti. Mevcut mühimmat açıkları ve askeri üretim kapasitesini genişletme çabalarının, Türk makine sektörünün küresel askeri-sanayi hiyerarşisinde çok daha üst düzey, yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi için tarihi bir fırsat sunduğunu dile getirdi.
Avrupa savunma tedarik zincirlerine entegrasyonun Türk makine sektörünün kalite, izlenebilirlik, siber güvenlik ve üretim standartlarını önemli ölçüde yükselteceğini ifade eden Yılmaz, KOBİ'ler için başlangıçta zorlu görünen sertifikasyon ve akreditasyon süreçlerinin sektörün küresel rekabet gücünü artıracağını ve bu süreçte kamu desteklerinin kesintisiz sürmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Güçlü bir savunma altyapısının temel amacının çatışmaları körüklemek değil, caydırıcılık sağlayarak barış ve güvenliği korumak olduğunu belirten Yılmaz, geliştirilen ileri teknolojilerin kalıcı barışın güvencesi olmasını temenni etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!