Kısaca
- Medipol Bahçelievler Hastanesi uzmanları, meme kanseri taramasında yaş, aile öyküsü ve meme dokusu gibi faktörlere göre kişiselleştirilmiş planlama gerektiğini belirtti.
- Meme kanseriyle mücadelede erken teşhisin yanı sıra doğru zamanda ve kişiye özel yöntemlerle tarama yapılması büyük önem taşıyor.
Meme kanseriyle mücadelede erken teşhisin yanı sıra doğru zamanda ve kişiye özel yöntemlerle tarama yapılması büyük önem taşıyor. Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Gemici ve Meme Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sina Ferahman, meme kanserinde yaş, aile öyküsü ve meme dokusu yoğunluğu gibi faktörlerin tarama sürecinin planlanmasında belirleyici olduğunu açıkladı.
Meme kanseri taraması nasıl kişiselleştirilmeli?
Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Gemici, günümüzde meme kanseri taramalarının standart bir uygulamadan ziyade kişiselleştirilmiş bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Mamografinin tarama programlarının temelini oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Gemici, hastaların sadece başlama yaşını değil, kendi risk durumlarına göre nasıl bir program izlemeleri gerektiğini sorgulamalarının daha doğru bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Gemici, “Günümüzde meme kanseri taraması kişiselleştirilmiş bir hal alıyor. Hastalarımızın yalnızca ‘Mamografiye kaç yaşında başlamalıyım?’ diye sorması yerine ‘Benim meme kanseri riskim nedir, nasıl bir kişisel tarama programına girmeliyim?’ diye düşünmesi daha doğru olur” değerlendirmesinde bulundu.
Yüksek riskli gruplarda tarama süreci nasıl işler?
Standart tarama programlarının 40 yaşında mamografi ile başladığını belirten Prof. Dr. Gemici, yüksek risk grubundaki kişilerde ise 30’lu yaşlardan itibaren mamografi ve meme ultrasonu gibi yöntemlerin devreye girebileceğini belirtti. Risk değerlendirmesinde aile öyküsü, kişisel sağlık geçmişi ve meme dokusunun yoğunluğu gibi verilerin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Gemici, “Bizim öncelikle kişinin riskini hesaplamamız, ardından bu riske göre tarama yöntemini seçmemiz gerekiyor” dedi. Doç. Dr. Sina Ferahman ise meme kanserinin sadece kadınları değil, erkekleri de etkileyebilen bir sorun olduğunu hatırlatarak, her 100 kadına karşılık bir erkekte meme kanseri görüldüğünü ifade etti.
Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Gemici ve Doç. Dr. Sina Ferahman, meme kanseri riskinin sadece kalıtsal faktörlere bağlı olmadığını, vakaların yaklaşık yüzde 85'inin genetik geçişle ilişkili olmadığını belirterek, ailede öykü bulunmasa dahi düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.
Meme kanseri tarama süreçleri, sağlık kuruluşlarında uzman hekimler tarafından kişisel risk profili analiz edilerek planlanmaktadır. Vatandaşlar, kendi risk durumlarını öğrenmek ve uygun tarama takvimini oluşturmak için bir genel cerrahi veya radyoloji uzmanına başvurarak süreç hakkında detaylı bilgi alabilirler.
Çıkarılacak sonuç
Meme kanserinde uygulanan tarama yöntemlerinin tek tip olmadığı, bireyin sağlık geçmişi ve genetik faktörlerine göre şekillendiği anlaşılmaktadır. Erken teşhisin tedavi başarısındaki kritik rolü, kişiye özel tarama programlarının uygulanmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Ailesinde kanser öyküsü bulunmayan bireylerin de risk altında olabileceği gerçeği, tarama programlarının genel bir sağlık sorumluluğu olarak görülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, sağlık okuryazarlığının ve düzenli doktor kontrollerinin hayati önem taşıdığını kanıtlamaktadır.
Muhtemel etkiler
Kişiselleştirilmiş tarama yöntemlerinin yaygınlaşması, yüksek risk grubundaki bireylerin daha erken yaşlarda teşhis almasını sağlayabilir. Bu yaklaşım, gereksiz tetkiklerin önüne geçilmesine ve kaynakların daha verimli kullanılmasına katkıda bulunabilir.
Toplum genelinde meme kanseri farkındalığının artması, erkeklerde de görülebilen bu hastalığa karşı daha erken önlem alınmasını sağlayabilir. Düzenli tarama alışkanlığının kazanılması, ileri evre kanser vakalarının azalmasında etkili olabilir.
Kaynak: Haber7
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!