Merkez Bankası Rezervlerini Yeniden Artırıyor: Dikkatler Para Politikalarında
Merkez Bankası, Orta Doğu'daki gerginliklerin ardından rezervlerini artırmaya odaklandı. Bu, Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artışı yerine beklemeyi tercih edebileceği anlamına geliyor.
Orta Doğu'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonucunda ortaya çıkan gerginlikler, Türk Lirası üzerinde olumsuz etkiler yaratmış ve bu durum Merkez Bankası'nı rezervlerini kullanmaya itmişti. Ancak ateşkesin sağlanmasıyla birlikte, Merkez Bankası yeniden rezerv biriktirmeye başladı. Son iki haftada, Merkez Bankası döviz alımlarına devam etti ve 22 Nisan'da gerçekleşecek Para Politikası Kurulu toplantısında, savaş sırasında beklenen yaklaşık 3 puanlık faiz artışı ihtimali, yerini beklemeye bırakmış görünüyor. Mart ayında olduğu gibi, Nisan ayında da yüzde 37 olan politika faizinin sabit tutulması öngörülüyor.
Döviz Alımlarında 20 Milyar Dolar Eşiği
Merkez Bankası, savaşın etkisiyle 27 Şubat - 3 Nisan tarihleri arasında QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre yaklaşık 49 milyar dolar net döviz satışı gerçekleştirdi. Bu süreçte yabancı yatırımcıların TL varlık portföyünde 37 milyar dolar civarında bir azalma, para piyasası fonlarından ise 8 milyar dolarlık çıkış yaşandı. İç yerleşiklerin yabancı para mevduatlarında ise 5 milyar dolarlık artış gözlendi. 10 Nisan haftasında ilan edilen ateşkesin ardından, Merkez Bankası'nın 12 milyar dolar net döviz alımı gerçekleştirdiği ve bu durumun yabancı yatırımcıların TL varlıklara 7 milyar dolarlık giriş yapması, para piyasası fonlarında 2 milyar dolarlık artış ve iç yerleşiklerin yabancı para mevduatlarındaki 1 milyar dolarlık düşüşle bağlantılı olduğu belirtildi. Geçen haftanın ilk üç iş gününde Merkez Bankası bilançosundan 8 milyar dolarlık döviz alışı gerçekleşirken, fon girişleri devam etti ve toplam döviz alımları 20 milyar dolara ulaştı.
Swap Hariç Rezervler 32,2 Milyar Dolara Yükseldi
Merkez Bankası'nın haftalık para ve banka verileri, 10 Nisan haftasında rezervlerde artış olduğunu gösterdi. Ateşkesin açıklandığı hafta, TCMB'nin toplam rezervleri bir önceki haftaya göre 9 milyar 270 milyon dolar artarak 170 milyar 915 milyon dolara yükseldi. TCMB'nin net uluslararası rezervleri 10 Nisan itibarıyla 9.9 milyar dolar artarak 55 milyar 591 milyon dolara ulaştı. Swap hariç rezervler ise 3 Nisan haftasında 18.4 milyar dolarken 10 Nisan haftasında 32.2 milyar dolara çıktı. Bu rezerv artışı, Para Politikası Kurulu toplantısında savaş dönemine kıyasla net bir değişiklik ihtimalini artırdı. Ekonomistler, rezervlerdeki bu toparlanmanın, PPK'nın faiz artışı yerine bekle ve gör politikasını tercih etme olasılığını güçlendirdiğini belirtiyor. TCMB Başkan Yardımcısı Hatice Karahan, temkinli ve veri odaklı kararlar almaya devam edeceklerini söyledi.
Ekonomistlerin Beklentileri
Matriks Haber'in anketine katılan 28 ekonomistin 16'sı, politika faizinin sabit kalacağını öngörüyor. 12 ekonomist ise bu ay 300 baz puanlık bir faiz artışı bekliyor. Ankete göre çarşamba günü yapılacak toplantıda politika faizi medyan tahmini yüzde 37 iken, ortalama tahmin yüzde 38,25 seviyesinde. En yüksek beklenti yüzde 40, en düşük beklenti ise yüzde 37 düzeyinde. Borç alma ve verme faizlerinin 300 baz puan artırılarak yüzde 38,50 ile yüzde 43 bandına yükseltilmesi bekleniyor.
Gedik Yatırım ekonomistleri, brent petrolün nisan-aralık döneminde ortalama 80 dolar olacağını öngörüyor. Bu varsayımla, TÜFE enflasyonunun ağustos-eylül aylarına kadar yüzde 30'un üzerinde kalacağı ve yılı yüzde 29 ile tamamlayacağı tahmin ediliyor. Savaş öncesi tahmin ise yılın yüzde 25 enflasyonla tamamlanacağı yönündeydi. Gedik Yatırım ekonomistleri, bu enflasyon patikasına göre Merkez Bankası'nın haziran-temmuz dönemine kadar fonlamasını gecelik faiz kanalından ve mevcut faizle devam ettirme eğiliminde olabileceğini, ancak rezervlerin seyrine göre 150-300 baz puan arasında bir faiz artışının da gündeme gelebileceğini belirtiyor. Yıl sonu politika faizi beklentisi ise yüzde 34,5–35,0 seviyesinde.
Eylül Toplantısına Kadar Faiz İndirimi Zor
Mart ayında eşel-mobil sisteminin devreye girmesiyle, mart enflasyonunda yaklaşık yüzde 0,35-0,40 puanlık doğrudan etki elimine edildi. Gedik Yatırım ekonomistleri, akaryakıtla birlikte doğalgaz ve enerji fiyat artışlarının enflasyon üzerindeki dolaylı etkilerinin nisandan itibaren daha belirgin hissedileceğini kaydediyor. Önümüzdeki dönemde, emtia fiyatlarının seyrinin gıda, enerji ve hizmet enflasyonu üzerinden manşet TÜFE enflasyonunun temel belirleyicisi olacağı vurgulanıyor. ABD ve İsrail ile İran arasında kısa sürede ateşkes sağlansa da enerji tesislerindeki hasarlar nedeniyle doğalgaz fiyatlarının eski seviyelerine dönmesi uzun sürebilir ve bu durum enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebilir. Eğer emtia arzı kademeli olarak normalleşir ve fiyatlar gerilerse, Gedik Yatırım ekonomistleri, fonlamanın yaz aylarından itibaren kademeli olarak haftalık repoya kaydırılabileceğini ve eylül-ekim döneminde sınırlı faiz indirimlerinin mümkün olabileceğini belirtiyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!