Ortadoğu'yu Bölme Planları Nasıl Çöktü? 30 Yıllık Sinsi Senaryoya Türk Seddi
İsrail'in Yinon Planı ve "Clean Break" raporuyla hedeflediği Ortadoğu'yu parçalama senaryoları, Türkiye'nin sınır ötesi harekatları ve stratejik diplomasisiyle çöktü.
Stratejist Oded Yinon tarafından 1982 yılında kaleme alınan ve Ortadoğu haritasını etnik ile mezhepsel temellerde yeniden çizmeyi amaçlayan sinsi plan, Türkiye'nin kararlı askeri harekatları ve proaktif diplomasisiyle büyük bir hüsrana uğradı. Irak'ı Sünni, Şii ve Kürt; Suriye'yi ise kıyıda bir Alevi devleti, Halep ve Şam çevresinde Sünni devletler ile güneyde bir Dürzi devleti şeklinde parçalamayı öngören bu senaryo, Binyamin Netanyahu'nun 1996'daki ilk başbakanlığı döneminde "Clean Break" (Tam Kopuş) adıyla güncellenmişti. İleri Stratejik ve Siyasi Çalışmalar Enstitüsü (IASPS) bünyesinde hazırlanan bu strateji belgesi, ABD desteğiyle Lübnan, Irak ve Suriye'de aşama aşama devreye sokulmak istendi. 2011'de Suriye'de patlak veren iç savaşla birlikte, ülkenin kuzeyinde bir terör koridoru kurulması hedefi de bu planın en kritik aşaması olarak öne çıktı.
TSK'nın Sınır Ötesi Pençesi: Terör Koridoru Nasıl Çökertildi?
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), 2016 yılından itibaren başlattığı tarihi sınır ötesi harekatlarla, Suriye ve Irak'ın kuzeyinde yer alan bin 255 kilometrelik kritik sınır hattında adeta bir güvenlik duvarı ördü. PKK terör örgütünün Türkiye içindeki varlığının tamamen temizlenmesinin ardından, tehditlerin kaynağında yok edilmesi stratejisiyle sınır ötesinde güvenli bölgeler oluşturuldu. Bu kapsamda ilk büyük adım, 24 Ağustos 2016 tarihinde başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı ile atıldı. Ardından gelen 20 Ocak 2018 tarihli Zeytin Dalı Harekatı, 9 Ekim 2019'da gerçekleştirilen Barış Pınarı Harekatı ve 27 Şubat 2020'de İdlib'de devreye sokulan Bahar Kalkanı Harekatı ile terör örgütü PYD-YPG'nin Akdeniz'e ulaşmayı hedefleyen Afrin-Kamışlı koridor hayali tamamen suya düşürüldü. Yaklaşık 11 bin kilometrekarelik bir alanda teröristlerin hakimiyeti kırılırken, 2024 yılında Suriye'deki Esad rejiminin devrilmesinin ardından bölücü örgütün merkezi yönetime entegrasyon süreci büyük ölçüde tamamlandı.
'Terörsüz Bölge' Konsepti ve Irak'taki Kilidin Kapatılması
Türkiye, Suriye'deki askeri başarısını Irak'ın kuzeyinde de benzer bir kararlılıkla sürdürdü. TSK, 2019 yılında Irak sınırında başlattığı Pençe serisi operasyonlarla terör örgütünün yıllar boyunca yuvalandığı sarp dağlık arazileri tek tek temizledi. Nisan 2022'de başlatılan Pençe-Kilit Harekatı ile operasyonlarda yeni bir aşamaya geçilerek, Irak sınırının iç kısımlarında 30 ila 40 kilometre derinliğinde aşılmaz bir güvenlik kuşağı tesis edildi. Bölgede tam hakimiyet sağlayan TSK, terör örgütünü Kandil, Asos, Mahmur ve Sincar gibi stratejik noktalarda tamamen köşeye sıkıştırdı. Türkiye'nin yürüttüğü "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" vizyonu, örgütün silah bırakarak bu alanlardan tamamen çekilmesini hedefliyor. Bölgesel inisiyatifleri ön plana çıkaran diplomasi hamleleri ve Mekke Anlaşması gibi bölge ülkeleri arasındaki iş birliğini güçlendiren adımlar, Yinon Planı ve "Clean Break" gibi İsrail merkezli bölme senaryolarını tamamen etkisiz hale getirdi. Bu durum ise Tel Aviv yönetiminde ciddi bir rahatsızlık yaratıyor.

İsrail Sınırında Uçurtma Alarmı ve Göç Tehdidi
Bölgesel gerilim tırmanırken, İsrail'in güneyinde, Gazze sınırı yakınlarında tespit edilen dört uçurtma orduda büyük bir hareketliliğe yol açtı. Uçurtmalarda herhangi bir patlayıcı ya da şüpheli unsura rastlanmamasına rağmen, The Times of Israel gazetesinde yer alan haberlerde bölge halkının 7 Ekim saldırılarını hatırlatarak büyük bir korku yaşadığı belirtildi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) uçurtmalardan Hamas'ı sorumlu tutarken, Başbakanlık Ofisi uçurtmaların engellenememesi halinde fırlatılan bölgelere şiddetli saldırılar düzenleneceği ve sivil halkın zorla göç ettirileceği tehdidinde bulundu.

İsrail Medyasından Türkiye'ye Yönelik Küstah Saldırı Çağrısı
Öte yandan, İsrail medyasında Türkiye'ye yönelik hadsiz tehditler de gündeme gelmeye başladı. The Jerusalem Post gazetesinde, Kudüs merkezli Misgav Enstitüsü araştırmacısı David M. Weinberg imzasıyla yayımlanan skandal makalede, ABD ve Avrupa ülkelerine Türkiye'ye karşı sert önlemler alma çağrısı yapıldı. Weinberg, İsrail'in "önleyici askeri operasyonlar" düzenlemesi gerektiğini savunarak, "İdlib'den İstanbul'a kadar İsrail, gerekirse saldıracak, savunmayacak" şeklinde küstah ifadeler kullandı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Doğu Akdeniz ve Suriye'deki varlığının İsrail'in kuzey sınırları ile deniz yetki alanları için büyük bir tehdit oluşturduğunu öne süren yazar, gelecekte Golan Tepelerinde Türk tanklarının, Caesarea açıklarında ise Türk savaş gemilerinin görülebileceği hezeyanında bulundu.
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!