Soykırımı Belgeleyen Raporun Ardından Albanese'ye Zulüm: Evine El Konuldu, Eşi İşten Atıldı
İsrail'in Gazze'deki saldırıları, uluslararası hukuki bir krize yol açtı. Francesca Albanese'nin raporu sonrası yaşadığı baskılar artıyor.
HABER7
İsrail'in Gazze'deki operasyonları, bugüne kadar 42 bini kadın ve çocuk olmak üzere toplam 72 bin kişinin hayatını kaybetmesiyle uluslararası bir hukuk ve diplomasi krizine dönüşmüş durumda.
Bu kriz içinde, olayları uluslararası hukuk çerçevesinde belgeleyen bağımsız gözlemciler ve yargıçlar ön planda yer alıyor.
"SOYKIRIMIN ANALİZİ" RAPORU
Olayların fitilini ateşleyen gelişme, BM Özel Raportörü Francesca Albanese'nin Mart 2024'te yayımladığı 'Soykırımın Analizi' başlıklı rapor oldu.
İsrail'in eylemlerinin uluslararası anlaşmalara göre soykırım suçu teşkil ettiğini detaylı bir şekilde ortaya koyan bu raporun ardından Albanese, özellikle İsrail hükümeti ve ABD'deki Donald Trump yönetiminin hedefi haline geldi.
The Guardian'a verdiği röportajda karşılaştığı baskıları detaylandıran Albanese, raporun yayımlanmasının ardından hayatının nasıl sistemli bir şekilde altüst edildiğini anlattı.
"FİNANSAL VE SOSYAL DIŞLANMA"
ABD'nin yaptırım listesine alınan 49 yaşındaki İtalyan hukukçu Albanese, bu kararla birlikte uluslararası düzeyde ağır suçlularla aynı statüye sokulduğunu belirtti.
Yaptırımlar neticesinde Albanese'nin Washington'daki evine el konuldu ve tüm bankacılık hizmetlerine erişimi engellendi.
Amerikalı kişi ve kurumların kendisine herhangi bir şekilde 'para, mal veya hizmet' sağlamasının yasaklanması, raportörün günlük yaşamını durma noktasına getirdi.

Kredi kartı bile kullanamayan Albanese, hayatını sürdürebilmek için nakit kullanmak veya yakın çevresinden borç almak zorunda kaldığını belirterek durumu, "Yargılanmadan cezalandırıldım" sözleriyle özetledi.
EŞİ GÖREVİNDEN ALINDI
Baskılar sadece Albanese'nin kendisiyle sınırlı değildi; ailesini de hedef aldı. Cenevre'deki İsrail lobisinin baskıları sonucunda, Dünya Bankası'nda çalışan ekonomist eşi Massimiliano Cali görevinden uzaklaştırıldı.
Yaşadığı süreçte birçok ölüm tehdidi aldığını belirten Albanese, ABD'de anayasal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açtıklarını duyurdu.
Geri adım atmayacağını vurgulayan raportör, kararlılığını şu çarpıcı sözlerle ifade etti: "Buna değer mi diye düşündüm ama duramam, 2 çocuğum var. Özgürlüğüm korkumdan daha güçlü. Mücadeleyi bıraktığınızda kaybedersiniz."
Albanese'nin yaşadıkları, İsrail'i eleştiren uluslararası mekanizmalara yönelik daha geniş bir sindirme politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.
Geçen ay, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkaran Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yargıçları da benzer bir yaptırım dalgasıyla karşılaşmıştı.
UCM üyeleri Nicolas Guillou ve Kimberly Prost, ABD tarafından hedef alınmış, banka kartları dondurularak internet bankacılığı hizmetlerine erişimleri engellenmişti. İki yargıç, Trump yönetiminin bu adımına sert tepki göstermişti.
"SOYKIRIM" DİYENE "ANTİSEMİTİZM" SUÇLAMASI
Öte yandan İsrail, Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'daki eylemlerini eleştiren küresel figürleri itibarsızlaştırmak için yeni bir strateji izliyor.
İsrail Diaspora Bakanlığı, dünya çapında tanınan birçok ismi 'antisemitizm listesine' ekleyerek hedef gösterdi.
İsrail'in ABD için 'büyük bir yük' olduğunu savunan ünlü ABD'li gazeteci Tucker Carlson'ın ilk sırasında yer aldığı listede, farklı alanlardan birçok etkili isim bulunuyor.
Küresel Sumud Filosu'nda alıkonulan İsveçli çevre aktivisti Greta Thunberg'in de dahil edildiği listedeki diğer dikkat çeken isimler şunlar: Mısırlı komedyen Bassem Youssef ABD'li sosyal medya fenomeni ve yorumcu Candace Owens İş insanı ve sosyal medya fenomeni Dan Bilzerian Teksas merkezli İslami Araştırmalar Enstitüsü Başkanı, Filistin asıllı ABD'li Ömer Süleyman Hıristiyan nasyonalist aktivist Nick Fuentes Danimarkalı doktor Anastasia Maria Lopez Filistin asıllı İngiliz gazeteci Abdulbari Atvan Araştırmacı ve içerik üreticisi Ian Carroll |
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!