Trump'ın Ankara'daki Gizemli Uçak Değişimi: İsrail İstihbaratı ve Suikast İddialarının Perde Arkası
Donald Trump’ın Ankara’daki NATO Zirvesi sonrası F-16'lar eşliğinde gizlice uçak değiştirmesinin arkasındaki İsrail istihbaratı ve suikast iddiaları aralandı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz’da Ankara’da katıldığı NATO Zirvesi’nin ardından gerçekleştirdiği gizemli uçuşun arkasındaki sır perdesi aralanıyor. ABD’li istihbarat kaynakları, İsrail tarafından aktarılan ve İran kaynaklı bir suikast tehdidine işaret eden istihbarat raporlarının, Trump’ın Ankara’dan ayrılırken sıra dışı bir yöntemle uçak değiştirmesine neden olduğunu iddia etti. Washington Post gazetesine konuşan eski ve yeni istihbarat yetkilileri, söz konusu istihbaratın Amerikan makamlarınca "ikna edici bulunmamasına" rağmen, güvenlik bürokrasisinin en üst düzeyde alarma geçtiğini belirtti.
İsrail’in İstihbarat Oyunu ve Gizli Servis’in Olağanüstü Tedbiri
İsrail istihbarat servislerinin ABD Merkezi Haberalma Teşkilatına (CIA) ilettiği suikast ihbarı, Amerikan güvenlik birimlerinde ciddi bir tartışma başlattı. İstihbaratın güvenilirliği konusunda derin şüpheler bulunmasına rağmen, daha önce Trump’a yönelik gerçekleştirilen suikast girişimleri nedeniyle Gizli Servis’in hiçbir risk almak istemediği bildirildi. Yetkililer, tamamen "tedbir" amacıyla Trump’ın Ankara’dan çıkış planının son dakikada değiştirildiğini kaydetti.
Öte yandan, bazı ABD'li istihbarat yetkilileri İsrail’in bu hassas bilgiyi paylaşma zamanlamasını ve amacını sorguluyor. Kaynaklar, Tel Aviv’in amacının sadece müttefikini korumak olmadığını, aynı zamanda ABD’nin bölge politikalarını manipüle etmek ve Trump’ın karar alma süreçlerini kendi lehine şekillendirmek olabileceğini öne sürüyor. Görevdeki bir yetkili, İsrail’in İran’ı en sıcak ve acil tehdit olarak gördüğünü, ancak Türkiye’ye yönelik bakış açısının da bu süreçte rol oynadığını ifade etti.
Türkiye-ABD Yakınlaşması ve İstihbaratın Siyasi Hedefleri
İsrail’in Türkiye’yi orta ve uzun vadeli bir jeopolitik tehdit olarak sınıflandırdığı belirtiliyor. ABD’li yetkili, Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki güçlü kişisel dostluğun, Washington ve Ankara arasındaki ilişkileri yeniden canlandırmasından İsrail hükümetinin ciddi bir rahatsızlık duyduğunu vurguladı. Bu doğrultuda, paylaşılan istihbaratın iki lider arasındaki yakınlaşmayı gölgeleme amacı taşıyabileceği de iddialar arasında yer alıyor.
Beyaz Saray yetkilileri ise konuya ilişkin yaptıkları resmi açıklamada, başkanın güvenliğine yönelik her türlü tehdidin en üst düzeyde hassasiyetle ele alındığını belirterek, Gizli Servis’in koruma protokollerini kusursuz bir şekilde uyguladığını ifade etmekle yetindi.
Adım Adım Kaçış: İkram Kamyonundan F-16 Eşliğinde İngiltere’ye
8 Temmuz’daki NATO Zirvesi’nin ardından Ankara’da yaşanan hareketli dakikaların detayları ise adeta casusluk filmlerini aratmıyor. Trump’ın, Katar tarafından kendisine hediye edilen yeni 747-8 tipi uçağın güvenlik donanımlarının yetersiz bulunması ve İsrail’den gelen acil tehdit uyarısı üzerine ilk olarak eski Air Force One uçağına bindirildiği öğrenildi. Ancak aldatmaca operasyonu bununla sınırlı kalmadı.
Trump, hedef şaşırtmak amacıyla Air Force One uçağından gizlice indirilerek bir havalimanı ikram kamyonu vasıtasıyla üçüncü bir uçağa, askeri C-32A tipi jet uçağına nakledildi. Trump ve yakın kurmaylarını taşıyan bu askeri uçak, Türk ve müttefik F-16 savaş uçaklarının yakın koruması eşliğinde İngiltere’ye doğru yola çıktı. Trump da daha sonra yaptığı açıklamalarda, Gizli Servis’in güvenlik kaygıları nedeniyle kendisini farklı bir uçağa yönlendirdiğini doğrulamıştı.
Konuya yakın bir kaynak, Gizli Servis'in bu katı tutumunu savunarak, "Bu başkanla daha önce üç kez ölümün kıyısından dönüldü. Bu yüzden hiçbir riski göze alamazlardı. Güvenlik için ne gerekiyorsa o yapıldı" dedi.
Diğer yandan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun söz konusu tehdit uyarısına ve planlanan yanıltma operasyonuna rağmen, İran’ın asıl hedefi olduğu düşünülen eski Air Force One uçağıyla seyahat etmeyi tercih etmesi dikkat çekti. Demokrat Senatör Chris Van Hollen ise İsrail’in sunduğu istihbaratın doğrulanabilirliğini sorgulayarak, zirve için on binlerce Türk güvenlik personelinin görev yaptığı bir ortamda böylesi bir tehdit senaryosunun gerçekçi olmaktan uzak ve "fantastik" göründüğünü dile getirdi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!