Türk Çeliği Dünya Sahnesinde Güçleniyor
Türk çelik sektörü, esnek yapısıyla küresel ticarette güçlü bir konumda. 2026 hedefleri doğrultusunda ilerleyen sektör, yeşil dönüşüm yatırımlarına odaklanıyor.
Serkan Arman - Çelik, günlük yaşamın birçok alanında yer alarak, Türk ekonomisinin önemli bir dinamosu olmaya devam ediyor. Küresel ticarette dengeler sıklıkla değişse de, Türk çelik sektörü esnekliğiyle uluslararası arenada varlığını sürdürüyor.
Dünya çelik ticaretinin prestijli etkinliklerinden birisi olan Düsseldorf’ta düzenlenen Wire & Tube 2026 Fuarı’na Türkiye’den yoğun bir katılım gerçekleşti. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB), yeni iş fırsatları oluşturmak ve ihracatı artırmak için önemli bir katılım gösterdi. Fuarda 197 Türk firmasının yer alması, sektörün uluslararası alandaki etkinliğini gösteriyor.
Türkiye, çelik üretiminde dünya genelinde 7’nci sırada yer alırken, Avrupa’da ise lider konumda. ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Selçuk Yılmaz, 2025 yılında 38 milyon ton sıvı çelik üretimine ulaşıldığını ve ihracat hacminin 19 milyon tona çıktığını belirtti. Yılmaz, Türk çeliğinin küresel rekabetteki hızını şu sözlerle özetledi:
“Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı, büyük bir avantaj sağlıyor. Gemi yüklemelerimiz yaklaşık 48 saat içinde Avrupa limanlarına ulaşabiliyor. Hindistan, Vietnam ve Tayvan gibi uzak rakiplerimizle karşılaştırıldığında, nakliye süreleri 25-30 günü buluyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, uzun mesafeli tedarik zincirlerinin jeopolitik risklere ne kadar açık olduğunu gösteriyor. Türkiye, AB için güvenli bir liman olarak kalitesini kanıtladı. Hızlı karar alma yeteneğimiz ve kaliteli üretimimizle Avrupa’daki müşterilerimize hızlı tedarik sağlıyoruz.”
Gelecek Hedefleri Doğrultusunda İlerleme
Yılmaz, sektörün 2026 hedeflerine odaklandığını ve 20 milyon ton ihracat ile 17 milyar dolarlık bir hacim hedeflediklerini, şu an için bu projeksiyonlarda bir sapma beklemediklerini ifade etti. Türk çelik sektörü, her türlü zorlu koşulda hedeflerine ulaşabilecek deneyime sahip. Avrupa pazarındaki olası daralmalara karşı alternatif pazar arayışları, ticaret heyetleri aracılığıyla sürdürülüyor.
Çevre Dostu Dönüşümün Önemi
Küresel jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar çelik sektörünün maliyetlerini etkiliyor. Körfez’deki gelişmelerin ardından deniz taşımacılığında navlun fiyatlarının yüzde 30 ila 40 oranında arttığını belirten Yılmaz, bu durumun hammadde tedarikini zorlaştırdığını ifade etti. Sanayi elektriği ve doğal gaz fiyatlarındaki artışlar da üretim maliyetlerini yükseltiyor. Bu baskıyı azaltmak için yeşil dönüşüm yatırımları kritik hale geliyor. Sektör, 2050 yılında net sıfır karbon hedefine ulaşma doğrultusunda enerji ihtiyacının yüzde 15 ila 20’sini güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya başladı.
İhracat pazarlarında, Avrupa Birliği’nin uyguladığı kotalar ve ek vergiler en büyük risk faktörü olarak görülüyor. Kota aşımı durumunda uygulanan yüzde 25 oranındaki vergi ve Avrupa Komisyonu’nun kota miktarlarını daha da düşürme planları Türk ihracatçılarını zorluyor. Yılmaz, Avrupa’nın en önemli pazar olduğunu ve Gümrük Birliği çerçevesinde yürütülen diplomatik temasların bu engellerin aşılmasında önemli rol oynadığını vurguladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!