Türkiye'nin Tarihi Deniz Milli Parkı Kararı Atina'yı Ayağa Kaldırdı: Yunanistan AB'ye Koşuyor
Türkiye'nin Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege'de ilan ettiği ilk deniz milli parkları Atina'da panik yarattı. Yunanistan, kararı AB'ye şikayet etmeye hazırlanıyor.
Türkiye, deniz yetki alanlarındaki egemenlik haklarını ve çevre koruma vizyonunu taçlandıracak tarihi bir adıma imza attı. Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı doğrultusunda, 2 milyon 170 bin 603 hektarlık devasa bir alana sahip olan Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ile 174 bin 214 hektar büyüklüğündeki Kuzey Ege Deniz Milli Parkı resmen koruma statüsüne alındı. Bu kararla birlikte Türkiye, tarihinin ilk deniz milli parklarını ilan etmiş oldu. Uzmanlar, bu stratejik hamlenin sadece çevre koruma amacı taşımadığını, aynı zamanda Türkiye'nin kendi kara suları ve ötesindeki deniz yetki alanlarındaki egemenlik önceliğini net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguluyor.
Ankara'nın bu hamlesi, Ege ve Akdeniz'de tek taraflı adımlarıyla bilinen Yunanistan'da adeta şok etkisi yarattı. Komşu basınından Kathimerini gazetesinin aktardığı bilgilere göre, Atina yönetimi Türkiye'nin bu kararını "hukuka aykırı" olduğu iddiasıyla Avrupa Birliği'ne (AB) taşımaya ve resmi düzeyde şikayette bulunmaya hazırlanıyor.

Atina'dan Avrupa Birliği'ne Haritalı Lobi Hazırlığı
Yunanistan'ın diplomatik taarruz planı, Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis'in İrlanda'da gerçekleştirilecek gayriresmi AB Dışişleri Bakanları toplantısına katılım hazırlıklarıyla birlikte deşifre oldu. Atina kaynakları, geliştirdikleri stratejinin amacını, Yunanistan'ın tamamen uluslararası hukuk kurallarına saygı göstererek hareket ettiğini savunmak ve Türkiye'nin milli park kararının ise uluslararası hukuku ihlal ettiğini iddia etmek olarak açıklıyor.
Bu iddiaları AB nezdinde kabul ettirebilmek için Yunan yetkililerin, Türk ve Yunan etkinlik alanlarını gösteren karşılaştırmalı özel haritalar hazırladığı öğrenildi. Bu haritalar eşliğinde AB kurumlarına sunum yapılması planlanırken, Ankara'ya da resmi bir protesto notası iletildiği bildirildi. Gelişmeler üzerine AB Komisyonu'nun da süreci yakından izlemeye aldığı belirtiliyor.
Komşuda panik havası! Türkiye'nin 'Deniz hamlesi' alarma geçirdi
Tek 1 adımla 4 önemli kazanım: Yunanistan'ı rahatsız eden yeni hamle
Ege'deki Statüko Savaşı ve 2025 Çevre Bahanesi
Yunanistan, 2025 yılında İyon Denizi ve Ege Denizi'nde iki farklı bölgeyi tek taraflı olarak deniz parkı ilan etmişti. Ankara, Atina'nın bu hamlesini çevre koruma maskesi altında Ege'deki statükoyu bozma ve nüfuz alanını genişletme çabası olarak nitelendirmişti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, o dönem yaptığı sert açıklamada, Ege ve Akdeniz gibi yarı kapalı denizlerde tek taraflı adımlardan kaçınılması gerektiğini vurgulamıştı.
Bakanlık açıklamasında, Türkiye'nin çevre konuları dahil her alanda kıyıdaş bir devlet olarak iş birliğine açık olduğu hatırlatılırken, çevre koruma gibi evrensel değerlerin, egemenliği uluslararası anlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkların statüsünü aşındırmak amacıyla istismar edilmesine asla izin verilmeyeceği net bir dille ifade edilmişti.
Bunu engellemeye Yunanistan'ın parası yetmez! İşte Türk İHA'sının görünmez gücü...
Yunanistan'da Muhalefet Ayakta: Miçotakis Hükümetine Eleştiri Yağmuru
Türkiye'nin deniz milli parkı hamlesi, Yunan iç siyasetinde de büyük bir tartışma dalgası başlattı. Ana muhalefet partisi PASOK Değişim Hareketi, Atina hükümetini eylemsizlik ve yavaş karar almakla suçladı. PASOK yetkilileri, Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktrinini yasalaştırma stratejisinin yanı sıra Suudi Arabistan ve Pakistan ile yaptığı askeri iş birlikleri göz önüne alındığında, Yunanistan'ın acilen daha kararlı ve analiz edilmiş adımlar atması gerektiğini savundu.
Bir diğer güçlü muhalefet odağı olan SYRIZA-PS Merkez Komitesi, Miçotakis hükümetinin Türkiye karşısında tutarlı bir ulusal stratejiden yoksun olduğunu ileri sürerek tepki gösterdi. Niki Partisi ise yaşananları "hükümetin yeni bir diplomatik başarısızlığı" olarak tanımlarken, Yunan Sol İttifakı Ankara'nın adımını "provokasyon" olarak niteledi ve iki ülke ilişkilerinde acil bir yön değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!