Uzman Uyarıyor: Kronik Bel Ağrısına Dikkat!
Romatoloji Uzmanı Dr. Yeliz Zahiroğlu, uzun süren bel ağrılarının romatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek uyarıda bulundu.
Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, üç aydan uzun süren, sabahları tutukluk hissi yaratan ve hareketle rahatlayan bel ağrılarının romatoloji uzmanına danışılmasını gerektirdiğini belirtti. Aksi halde ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşılabileceğini ifade etti.
Medicana International Samsun Hastanesi'nin Romatoloji Kliniğinde görev yapan Dr. Zahiroğlu, “Ankilozan spondilit, omurga ve leğen kemiği eklemlerini etkileyen kronik ve iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Bu durum sıklıkla ‘bel fıtığı’ veya ‘kas tutulması’ ile karıştırılabilir. Ancak, bu hastalığın temelinde iltihap yer alır. Erken teşhis edilmezse, omurgada hareket kısıtlılığı, duruş bozuklukları ve yaşam kalitesinde belirgin bir düşüşe yol açabilir,” dedi.
“Her Bel Ağrısı Ankilozan Spondilit Değildir”
Dr. Zahiroğlu, belirtilerin önemine vurgu yaparak, “Her bel ağrısı ankilozan spondilit anlamına gelmez. Ancak bazı semptomlar uyarıcı olabilir. 40 yaşından önce başlayan, üç aydan uzun süren, sabah tutukluğu ile birlikte olan ve hareketle azalan ama dinlenmeyle geçmeyen bel ağrıları önemlidir. Gece, özellikle sabaha karşı uyandıran bel veya kalça ağrıları iltihaplı bel ağrısına işaret edebilir. ASAS kriterlerine göre egzersizle düzelme, gece ağrısı, sinsi başlangıç, 40 yaş altı başlangıç ve dinlenmeyle düzelmeme önemli özelliklerdir. En yaygın semptomlar bel ve kalça ağrısı, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı ve yorgunluktur. Bazı vakalarda topuk ağrısı, diz veya ayak bileği şişliği, göğüs kafesi ağrıları da görülebilir. Ankilozan spondilit sadece omurgayı etkilemez; gözde üveit, bağırsak iltihabı ve sedef hastalığı gibi durumlarla da ilişkili olabilir. Bu nedenle ‘sadece bel ağrısı’ olarak değerlendirilmemelidir,” diye konuştu.
“Uzun Süreli Bel Ağrılarını Ciddiye Alın”
Özellikle üç aydan fazla devam eden bel ağrılarına dikkat çeken Dr. Zahiroğlu, “Tanıda en önemli adım, hastanın detaylı bir öyküsünü almak ve iltihaplı bel ağrısını fark etmektir. Muayene, kan testleri, CRP-sedimantasyon gibi iltihap göstergeleri ve HLA-B27 testi gibi yöntemler kullanılır. Erken dönemde röntgen normal olabilir, bu durumda sakroiliak eklem MR’ı çok değerlidir. Günümüzde oldukça etkili tedavi yöntemlerimiz mevcut. Tedavi sürecinde düzenli egzersiz, duruş eğitimi, sigarayı bırakmak ve gerektiğinde ilaç tedavileri planlanır. Ağrı kesici ve antiinflamatuvar ilaçlar, uygun hastalarda biyolojik tedaviler ve hedefe yönelik tedaviler kullanılabilir. NHS gibi hasta bilgilendirme kaynakları da egzersiz, fizyoterapi, antiinflamatuvar ilaçlar ve gerektiğinde biyolojik tedavileri temel yaklaşımlar arasında saymaktadır. Erken teşhis ile hem ağrıyı kontrol etmek, hem hareket kabiliyetini korumak, hem de omurgada kalıcı hasarı azaltmak mümkündür. Genç yaşta başlayan bel ağrıları ‘nasıl olsa geçer’ diye göz ardı edilmemelidir. Üç aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrıları varsa, mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulmalıdır.”
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!