Yazar Zeki Bulduk'tan 15 Temmuz Analizi: "Sanat Dünyasının Büyük Kısmı Türkiye’ye Fransız Kaldı"
Yazar Zeki Bulduk, 15 Temmuz hain darbe girişiminin kültür ve sanat dünyasındaki yansımalarını değerlendirerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
"Züleyha", "Müstesna Deliler Albümü", "Bağdat Düşerken", "Bozkırın Atları", "Yaman Ölür" ve "Sevgili Mayakovski: Tahran'dan Mektuplar" gibi edebiyat dünyasında iz bırakan pek çok esere imza atan ünlü yazar Zeki Bulduk, 15 Temmuz hain darbe girişiminin Türk kültür ve sanat hayatı üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Anadolu Ajansı muhabirine özel açıklamalarda bulunan Bulduk, Türkiye'deki darbe geçmişinin sanat ve edebiyat cephesini reaksiyoner bir yapıya büründürdüğünü ifade etti.
Darbe Edebiyatı ve Kültür Sanat Camiasındaki FETÖ Sızması
15 Temmuz kalkışmasının, Türkiye'deki klasik askeri müdahale geleneğinden çok daha farklı ve tehlikeli bir boyuta sahip olduğunu vurgulayan Zeki Bulduk, bu yapının eğitimden siyasete, askeriyeden medyaya kadar adeta bir ahtapot gibi tüm devlet mekanizmalarını ele geçirmeyi hedeflediğini belirtti. Geçmişteki darbelerin kapitalist baronlar ve askeri bürokrasi eliyle demokrasiyi askıya alarak ülkeyi geriye götürdüğünü hatırlatan Bulduk, hain terör örgütü FETÖ'nün kültür-sanat alanındaki sinsi faaliyetlerine de dikkat çekti.
Örgütün farklı maskeler takarak her ideolojik kesimden taraftar topladığını ve sanat camiasının da bu durumdan olumsuz etkilendiğini dile getiren yazar, "Pek çok niteliksiz ve proje isim bu yapının koruması altında kendine yer buldu. Darbe girişiminin belki de tek olumlu sonucu, bu kifayetsiz muhterislerin deşifre olup elenmesi oldu. Ancak bu devasa yapının tamamen temizlendiğini düşünmüyorum; aksine yeni maskelerle varlıklarını sürdürmeye çalışanlar var" uyarısında bulundu.
"Sanat Dünyasının Büyük Kısmı Türkiye'ye Fransız Kaldı"
Türkiye'de demokrasinin kesintisiz sürdüğü bir iklimde sanatın çok daha süzülmüş, olgun ve yol gösterici bir nitelik kazanabileceğini savunan Bulduk, darbe dönemlerinin ise sanatı sadece bir tepki mekanizmasına dönüştürdüğünü ifade etti. 15 Temmuz sürecinde sanat camiasının sergilediği tutumu eleştiren Bulduk, tehlikeli bir duyarsızlığın ortaya çıktığını belirtti.
Girişimin doğrudan Türk halkını hedef alan, dış destekli ve bu ülkenin imkanlarıyla yetişmiş hainler tarafından tezgahlanan bir komplo olduğunu vurgulayan Bulduk, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu mücadele iddia edildiği gibi 'İslamcılar' arası bir kavga değil, doğrudan bu toprağın yerli insanlarına karşı yapılmış bir saldırıydı. Seçimlerde dünya genelinde en yüksek katılım oranlarına ulaşan bir ülkede, halkın iradesini yok sayanlara karşı durması gereken bazı 'halkçı' sanatçılar, adeta mütareke dönemi İstanbul'unun orta sınıfı gibi davrandı. İngiliz ve Fransızların balolarına gitmeyi yeğleyen o zihniyet gibi, bugün de sanat dünyasının büyük bir bölümü kendi ülkesine tamamen yabancılaşmış, yani Fransız kalmıştır."
"Üçüncü Sayfa Haberi Gibi Değil, Derin İnsan Hikayeleri Anlatılmalı"
Darbe girişiminin sanatsal ve edebi olarak temsil edilme biçimlerini de eleştiren Zeki Bulduk, olayların sadece rakamlar, tank görselleri, ATM kuyrukları ve şehit haberlerinin tekrarından ibaret bir şablona sıkıştırılmaması gerektiğini söyledi. Yaşanan tehlikenin büyüklüğünü anlatırken daha derinlikli bir dil kurulması gerektiğine işaret eden Bulduk, İsrail'in 7 Ekim Aksa Tufanı sonrası yürüttüğü agresif ve kurgusal dijital dezenformasyon kampanyalarını örnek göstererek, Türkiye'nin elinde tamamen gerçek ve destansı hikayeler olmasına rağmen bunları yeterince güçlü işleyemediğini belirtti.
15 Temmuz'a dair üretilen eserlerin devlet destekli askeri belgesellerin ötesine geçmesi gerektiğini savunan Bulduk, sözlerini şöyle tamamladı: "Büyükelçiliklerde sadece fotoğraf sergileri düzenleyerek ya da haber ajanslarının arşiv videolarını izleterek bu büyük tehlikeyi ve geçmişteki gafletleri anlatamayız. Bize güçlü insan hikayeleri gerekiyor. Yaşanan olayın, tarihteki Patrona Halil İsyanı'ndan daha yıkıcı, Göktürk Kağanlığı'nın yıkılışı sonrası Türklerin Çin esaretine düşmesi kadar tehlikeli bir varoluş mücadelesi olduğunu idrak eden her sanatçı, edebiyatçı ve haberci, bunu kitlelere nasıl anlatacağını elbet bulacaktır."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!