Yerli Kömür Kullanımı: Türkiye'nin Enerji Güvenliği İçin Stratejik Bir Zorunluluk
YEKÜD Başkanı Fatma Elif Yağlı, enerji güvenliği için yerli kömür kullanımının stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
YEKÜD Başkanı Fatma Elif Yağlı, enerji politikalarındaki kritik gelişmeleri değerlendirerek, "Hürmüz Boğazı'ndaki son olaylar, enerji arz güvenliğinin sadece teorik bir kavram olmadığını, küresel ölçekte anlık krizlerle karşı karşıya kalabileceğimizi bir kez daha gözler önüne serdi. Dünya petrol ticaretinin büyük bir bölümünün geçtiği bu boğazın devre dışı kalması, tüm ülkeler için ciddi bir kırılganlık oluşturuyor" dedi.
Yağlı, "Özellikle enerji alanında işbirliği yaptığımız ülkelerin savaş halinde olması, ülkemiz için yerli ve sürekli üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin en kritik başlık haline geldiğini gösteriyor. Bugün geldiğimiz noktada, yerli enerji kaynaklarıyla üretim bir seçenek değil, mecburi bir gereklilik. Dışa bağımlı enerji yapısı, belirsiz süreli krizlerde maliyet artışı ve arz riski olarak karşımıza çıkıyor. Yerli kömürden elektrik üretimi, Türkiye'nin enerji sisteminde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güvence sağlıyor. Son 6 ayda Enerji Bakanlığı tarafından verilen teşvikler bu alanda stratejik bir adım oldu" diye belirtti.
Enerji sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından baz yük kapasitesinin hayati önemine vurgu yapan Yağlı, "Enerji sistemleri yalnızca üretim kapasitesi ile değil, süreklilik ve denge ile ayakta kalır. Kesintisiz ve öngörülebilir üretim olmadan, sistemin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sadece yenilenebilir kaynaklara dayalı bir yapı, mevcut teknolojik koşullarda arz güvenliğini tek başına sağlayamaz. Bu nedenle baz yük kapasitesinin korunması, enerji politikalarının temel unsurlarından biri olmalıdır. Yerli kömür santrallerinin tuttuğu kapasite karşılığında ödenen bedelin kaldırılmasına ilişkin getirilen yeni düzenlemenin gözden geçirilmesinde fayda görüyoruz" dedi.
‘ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ DENGELİ VE GERÇEKÇİ OLMALI’
Yağlı, enerji dönüşümünün dengeli bir modelle ilerleyebileceğini ifade ederek, "Enerji dönüşümünü ‘ya hep ya hiç’ yaklaşımıyla değil, dengeli ve gerçekçi bir geçiş süreci olarak ele almak gerekiyor. Bu süreçte baz yük tesislerimizi korurken, yenilenebilir enerji yatırımlarını da kararlılıkla artırmalıyız. Rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere tüm alternatif kaynaklar, sistemin tamamlayıcı unsurları olarak genişlemeye devam etmeli" dedi.
‘KRİZLER, DOĞRU POLİTİKALARIN TESTİDİR’
Yağlı, "Türkiye’nin enerji geleceğinin, yerli kaynaklar ile yenilenebilir yatırımların birlikte ve dengeli bir şekilde ilerlediği bir model üzerine kurulması gerekir. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz, aslında tüm ülkeler için bir stres testi niteliğinde. Bu tür dönemlerde ayakta kalan sistemler, yerli kaynaklarını etkin kullanan, dengeli üretim yapısına sahip ve arz güvenliğini önceliklendiren sistemlerdir" ifadelerinde bulundu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!