Yeşil Çelik Zirvesi: Çelik Sektörü ve Yeşil Dönüşümün Buluşma Noktası
Çelik ve yeşil dönüşüm ekosisteminin buluşma noktası olan Yeşil Çelik Zirvesi, İstanbul’da düzenlendi.
Çelik endüstrisi, teknoloji, enerji ve kamu temsilcilerini bir araya getiren 3. Yeşil Çelik Zirvesi, SteelData’nın organizasyonuyla ve Tosyalı Holding’in ana sponsorluğunda İstanbul’da düzenlendi. Bu önemli etkinlik, çelik ve yeşil dönüşüm ekosisteminden yaklaşık 250 üst düzey yöneticiyi ve uzmanı bir araya getirdi.
Çelik sektörünün düşük karbonla üretime geçiş sürecini detaylı bir bakış açısıyla ele alan "Yeşil Çelik Zirvesi - Green Steel Summit 2026" İstanbul’da organize edildi. SteelData ve Tosyalı Holding iş birliğiyle hayata geçirilen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm gibi konulara odaklanarak çelik endüstrisinin geleceğini masaya yatırdı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu gibi çeşitli disiplinlerden temsilcilerin katıldığı etkinlikte karbonsuzlaşma, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri geniş bir şekilde tartışıldı.
Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşması ile başladı. Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine dair bir keynote sunumu gerçekleştirdi. İlk oturumda, ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak’ın moderatörlüğünde; Hasçelik CEO’su Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi.
‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel, Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi. Öğleden sonra düzenlenen ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin son oturumunda MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallara ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere dair görüşlerini paylaştı.
SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, etkinliği organize etmekten duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Bu zirve, sadece bugünü anlamak için değil, geleceği inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları bir araya getirerek sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederiz" dedi.
"Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor"
Zirve kapsamında çelik sektörü üzerine değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte büyük bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekti. "Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk atıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize yeni bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken, ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden ziyade karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Ülkemizin de çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırması gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da önemli bir belirleyici olacak."
"Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip"
Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, "Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz" diye konuştu.
"Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi"
Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşüm dinamikleri üzerine konuşan Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, "Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Ancak sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip" dedi.
Dr. Basson, karbon azaltımının artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldiğini ifade ederek sözlerine devam etti. "Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam oluşturmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!