21 Eylül Dünya Barış Günü'nde Acı Gerçek: Küresel Çatışmalar ve Çöken Ateşkes Anlaşmaları
21 Eylül Uluslararası Barış Günü'nde dünya genelindeki ateşkes girişimleri kalıcı barış sağlamakta yetersiz kalıyor. Gazze, Ukrayna, İran ve Lübnan'daki son durum.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 2001 yılında oy birliğiyle kabul edilen ve "şiddetsizlik ile ateşkes dönemi" olarak ilan edilen 21 Eylül Uluslararası Barış Günü, bu yıl "Barışa yatırım yapın - Herkes için, her yerde, her gün" temasıyla kutlanıyor. Ancak dünya genelindeki çatışma bölgelerinden gelen veriler, ilan edilen geçici ateşkeslerin kalıcı bir barış ortamı yaratmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. Açık kaynaklardan derlenen bilgilere göre, son yıllarda küresel ölçekte yürütülen diplomasi trafiği ve uzlaşı çabaları, çatışmaları kalıcı olarak sonlandırmakta yetersiz kaldı.
Gazze'de Dinmeyen Gözyaşı ve İhlal Edilen Mutabakatlar
İsrail ordusunun Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne yönelik başlattığı geniş çaplı askeri operasyonlardan bu yana, Hamas ile Tel Aviv yönetimi arasında üç kez ateşkes sağlandı. Bu doğrultuda ilk geçici ateşkes, ABD, Katar ve Mısır'ın yoğun arabuluculuk faaliyetleri sonucunda 24 Kasım 2023 günü yerel saatle 07.00'de (TSİ 08.00) uygulamaya konuldu. Esir takasını da içeren ve başlangıçta 4 gün olarak planlanan bu "insani ara", yapılan uzatmalarla 7 gün sürerek 1 Aralık 2023'te sona erdi. Bu süreçte Gazze'den 81 İsrailli esir serbest bırakılırken, İsrail zindanlarındaki 240 Filistinli de özgürlüğüne kavuştu.
Katar, çatışmaların başlamasından 15 ay sonra, 15 Ocak 2025 tarihinde taraflar arasında ikinci bir esir takası ve ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurdu. Bu mutabakat, 19 Ocak 2025 günü TSİ 12.15'te yürürlüğe girdi. Anlaşmanın 42 gün süren ilk aşamasında, İsrail hapishanelerinden 1700'den fazla Filistinli serbest bırakılırken; Gazze'den 25'i hayatta, 8'i yaşamını yitirmiş toplam 33 İsrailli esir ile 5 Tayland vatandaşı ülkelerine iade edildi. Ancak 1 Mart 2025'te ilk aşamanın bitmesiyle birlikte İsrail, anlaşmanın ikinci evresine geçmeyi reddetti. 2 Mart 2025'te Gazze'ye yönelik tüm insani yardımları engelleyen İsrail ordusu, 18 Mart 2025'te ise ateşkesi tamamen bozarak bombardımanlara yeniden başladı.
ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim 2025'te Mısır'daki müzakerelerde tarafların yeni bir ateşkes planının ilk aşamasını onayladığını duyurdu. İsrail ordusunun belirlenen "sarı hat" sınırına çekilmesinin ardından, esir takası ve insani yardımların artırılmasını öngören bu ateşkes 10 Ekim 2025'te devreye girdi. Ne var ki, Gazze'deki hükümetin medya ofisi tarafından 24 Ağustos 2026'da yayımlanan rapor acı tabloyu ortaya koydu: İsrail, ateşkesin başladığı günden bu yana geçen 318 günlük sürede mutabakatı tam 4 bin 379 kez ihlal etti. Bölgeye ulaştırılması planlanan 189 bin yardım tırından sadece 66 bin 607'sinin (yüzde 35) girişine izin verildi. Gazze Sağlık Bakanlığı ise 15 Eylül 2026'da yaptığı açıklamada, 10 Ekim 2025'ten bu yana düzenlenen saldırılarda 1375 kişinin yaşamını yitirdiğini, 4 bin 686 kişinin yaralandığını ve enkaz altından 831 cenaze çıkarıldığını kaydetti.
Ukrayna ve Rusya Hattında Geçici Molalar ve Diplomatik Girişimler
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya yönelik "özel askeri operasyon" başlatmasından bu yana iki ülke arasında birçok kez geçici nitelikte ateşkes ilan edildi. Savaşın 13. gününde sivillerin tahliyesi amacıyla Kiev dahil 5 kentte ilan edilen geçici ateşkes kalıcı bir barışa dönüşmedi. Bu süreçte Türkiye'nin üstlendiği aktif arabuluculuk rolü sayesinde BM, Rusya, Türkiye ve Ukrayna arasında 22 Temmuz 2022'de tarihi Karadeniz Tahıl Girişimi anlaşması imzalandı.
Rusya lideri Putin, 5 Ocak 2023'te Ortodoks Noeli vesilesiyle 36 saatlik tek taraflı bir ateşkes talimatı verse de Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy bu adımı Donbas'taki ilerleyişlerini durdurmaya yönelik bir taktik olarak değerlendirdi. İlerleyen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğuyla 18 Mart 2025'te tarafların enerji altyapılarına yönelik saldırıları 30 gün boyunca durdurma kararı aldığı açıklandı. Bu kapsamda 19 Mart 2025'te 175'er esir asker takas edildi. Ancak 18 Nisan 2025'te Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, bu sürenin uzatılmadığını duyurdu. Ardından gelen Paskalya Bayramı (19-21 Nisan 2025) ve İkinci Dünya Savaşı Zaferi'nin 80. yıl dönümü (7-11 Mayıs 2025) dönemlerinde ilan edilen geçici ateşkesler de karşılıklı ihlal suçlamalarıyla gölgelendi. Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da Mayıs ve Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen üç tur müzakere ise esir takası ve ateşkes şartlarının görüşülmesini sağladı.
2026 yılında da benzer bir tablo yaşandı. Putin'in 9 Nisan 2026'da duyurduğu ve Zelenskiy'nin de kabul ettiği Paskalya ateşkesi (11-12 Nisan) kapsamında 175'er savaş esiri ile yedişer sivil serbest bırakıldı. Rusya'nın Zafer Günü nedeniyle 8-9 Mayıs 2026'da ilan ettiği ateşkes ise Ukrayna tarafından ihlal edildiği gerekçesiyle eleştirildi; Zelenskiy Rus ordusunun cephe hattına 140'tan fazla saldırı ve 850 İHA saldırısı düzenlediğini açıkladı. Donald Trump'ın girişimiyle 9-11 Mayıs 2026'da sağlanan 3 günlük geniş kapsamlı ateşkeste 1000'er esir askerin değişimi hedeflense de Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'nın ateşkesi 30 bin 383 kez ihlal ettiğini öne sürdü. Son olarak Trump, 14 Eylül 2026'da tarafların karşılıklı olarak enerji tesislerini vurmama konusunda anlaştıklarını ilan etti.
Orta Doğu'da Çok Cepheli Savaş: İran, İsrail ve Lübnan Denklemi
Orta Doğu'daki gerilim, 13 Haziran 2025'te İsrail'in İran'daki nükleer tesislere ve üst düzey askeri komuta kademesine yönelik düzenlediği geniş çaplı saldırılarla yeni bir boyuta taşındı. Saldırılarda İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Genel Komutanı ve 9 nükleer bilim insanı hayatını kaybetti. ABD ise 22 Haziran 2025'te İran'ın Natanz, Fordo ve İsfahan tesislerini hedef aldı; İran buna misilleme olarak 23 Haziran 2025'te ABD'nin Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'nü vurdu. Trump'ın arabuluculuğuyla 24 Haziran 2025'te 12 günlük savaşı sonlandıran bir ateşkes sağlandı.
Ancak gerilim bitmedi; 28 Şubat 2026'da ABD and İsrail'in İran'ı yeniden vurması üzerine Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapatarak füze ve İHA'larla karşılık verdi. 40 gün süren bu şiddetli çatışmaların ardından taraflar, Pakistan'ın arabuluculuğunda İslamabad'da bir araya gelerek 8 Nisan 2026'da iki haftalık bir ateşkes ilan etti. Görüşmelerin sonucunda 17 Haziran 2026'da imzalanan "İslamabad Mutabakatı" ile askeri operasyonların durdurulması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması kararlaştırıldı. Fakat seyrüsefer anlaşmazlıkları nedeniyle bu mutabakat da sekteye uğradı ve çatışmalar 8 Temmuz 2026'da yeniden alevlendi.
Lübnan cephesinde ise İsrail, 8 Ekim 2023'te başlattığı sınır ötesi saldırılarını Eylül 2024'te Beyrut'u da içine alacak şekilde genişletti. 27 Kasım 2024'te varılan ateşkesi defalarca ihlal eden İsrail ordusu, 2 Mart 2026'da Lübnan'ın güneyini işgal etmeye başladı. 17 Nisan 2026'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkes uzatılsa da saldırılar durmadı. İki ülke arasında Washington ve Roma'da gerçekleştirilen 7 turluk doğrudan müzakerelerin ardından, 26 Haziran 2026'da bir çerçeve anlaşması imzalandı. Lübnan'ın egemenliğini korumayı ve Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını öngören bu anlaşma, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım tarafından 14 Ağustos 2026'da "İsrail dayatması" denilerek reddedildi. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, 3 Ağustos 2026'da yaptığı açıklamada İsrail'in 30 Temmuz-2 Ağustos döneminde Lübnan hava sahasını 125 kez ihlal ettiğini belirtirken; Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart 2026'dan bu yana süren saldırılarda 4 bin 386'dan fazla Lübnan vatandaşının hayatını kaybettiğini açıkladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!