28 Şubat Sürecinin Eğitimde Bıraktığı İzler Unutulmuyor
28 Şubat sürecinin etkileri hala hissediliyor; eğitimleri kesintiye uğrayanlar yaşadıklarını unutamıyor.
İstanbul
28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra alınan kararlar, üniversitelerde başörtülü öğrencilerin eğitim hayatını derinden etkiledi. Bu dönemde bazı öğrenciler disiplin soruşturmaları geçirirken, kimileri eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Eğitim hakkından mahrum kalan birçok öğrenci, meslek hedeflerini ya ertelemek zorunda kaldı ya da bambaşka alanlara yöneldi.
Aradan geçen 29 yılın ardından, bu dönemi birebir yaşayanlar, eğitim hayatlarındaki kesintilerin meslek ve yaşamlarını nasıl etkilediğini AA muhabirine anlattı.
📲 Artık haberler size gelsin47 yaşındaki İngilizce öğretmeni Serpil Abazi, 1996 yılında imam hatip lisesinden mezun olduktan sonra 1997'de Konya Selçuk Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü'nde eğitimine başladığını belirtti.

28 Şubat süreciyle birlikte üniversite hayatının zorlaştığını anlatan Abazi, 3. sınıfa kadar çeşitli disiplin cezaları aldığını, artan baskılar nedeniyle eğitimine devam etmenin zorlaştığını, sonunda üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığını ifade etti.
O dönemde eğitim almak için direndiklerini söyleyen Abazi, üniversite kapılarında polislerle karşılaştıklarını ve eğitim haklarının kısıtlandığını dile getirdi.
Abazi, o dönemdeki eylemlere katıldığı için gözaltına alındığını belirterek, şunları söyledi:
"2000 yılında okulu bırakmak zorunda kaldım. Disiplin cezaları aldım, uyarı, kınama, uzaklaştırma derken, sonunda okulu bırakma kararı aldım. Daha sonra özel sektörde çalıştım ama öğretmen olamamak hep içimde bir ukdeydi. 2011 yılında gelen afla üniversitelerde başörtüsü sorunu kalmadı. Aftan yararlanarak 2012'de üniversiteye döndüm ve 1,5 yıl içerisinde mezun oldum. Selçuk Üniversitesi eğitim fakültesi Necmettin Erbakan Üniversitesi adını almıştı. Bu isim benim için çok anlamlıydı; diplomamda rahmetli Necmettin Erbakan'ın adı vardı."
İstanbul'daki yaşamını bırakarak Konya'ya dönen ve 2013 yılında mezun olan Abazi, özel eğitim kurumlarında öğretmenlik yapmak istediğinde yine başörtüsü sorunuyla karşılaştığını anlattı.
Abazi, özel bir kuruma başvurduğunda "Peruk takar mısın?" sorusuyla karşılaştığını ve bunun kendisini üzdüğünü belirterek, "Üniversiteyi bu yüzden bıraktım. Mesleğim içimde bir ukde, ancak taviz vermemek için özel sektörde devam ettim." dedi.
Mezun olduğu bölümden farklı bir alanda çalışmaya başlayan Abazi, 28 Şubat Öğrenci Derneği'nin çalışmaları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğiyle 2021 yılında memur olarak atandı.
"1997'de Kalanlar İçin Hakların İadesi Şart"
Abazi, öğretmenlik hayalini 2024 yılında girdiği sınavla gerçekleştirdiğini belirterek, yıllarca mağduriyet yaşayan kadınların haklarına kavuşması için çalışmalar yapılmasını istedi.
29 yıl sonra postmodern darbenin etkilerini hatırlatan Abazi, "Biz sadece 28 Şubat'ı anıp ertesi gün devam etmek istemiyoruz. Birçok kişi 1997'deki hak kayıplarının etkisiyle kalmış durumda. Her gün 29 Şubat'a uyanıyoruz. Yasal haklarımız geri alınmış değil, taleplerimiz sürüyor. İnşallah bu son 28 Şubat olur." dedi.
Abazi, o dönemde inançlı kesimlerin kamusal alandan dışlandığını, askerlik yemin törenine dahi alınmadığını, GATA'ya hasta olarak bile kabul edilmediklerini belirtti.
Hayatın her alanında ötekileştirildiklerini söyleyen Abazi, "Hayatın her alanında geri kalmak ayrı bir mağduriyet yarattı." dedi.
Abazi, 28 Şubat sürecine ait hukuka aykırı idari işlemlerin geri alınmasını ve eğitimle meslek hakları gasbedilenlerin haklarının iade edilmesini talep ettiklerini dile getirdi.
"Okula Girmek İmkansızdı"
28 Şubat sürecinde mağduriyet yaşayan bir diğer kişi ise İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü mezunu 51 yaşındaki Banu Davran oldu.
Davran, 1994 yılında üniversiteye başladığını, son senesine kadar başörtülü şekilde eğitimine devam ettiğini belirtti.
MGK kararlarının ardından yasakların başladığını söyleyen Davran, mezuniyetine 2 ay kala belirsizlikle karşılaştığını ifade etti.
Davran, yasağın kaldırılmasıyla okula dönebildiklerini, hocalarının desteğiyle mezun olduğunu ancak sürecin psikolojik etkilerinin uzun sürdüğünü belirtti.
O dönemi "Diken üstündeydik." sözleriyle özetleyen Davran, "Gençsiniz, hayalleriniz var ama başörtülü olduğunuz için neyi nasıl yapacağınızı bilemiyorsunuz. Sürekli baskı altındasınız." dedi.
Davran, üniversite kapılarında yaşadığı anıları aktararak, "Edebiyat Fakültesinde polisler vardı, kapılar kapalıydı. Başı kapalı öğrencilerin alınmayacağı yazıyordu. Okula giremiyorduk. Başörtüsü teferruattır denilerek başını açanlar vardı. Emekle kazandığım okula girememek büyük bir hak gasbıydı." dedi.
Mezuniyetinin ardından öğretmenlik başvurusunda bulunduğunu söyleyen Davran, 1998'de atamaların kurayla yapıldığını, iki kez başvuru yapmasına rağmen atamasının gerçekleşmediğini, bunun başörtüsü nedeniyle olduğunu düşündüğünü ifade etti.

"28 Şubat'ta Ötelenmek Hayal Kırıklığı Yarattı"
Milli Eğitim Bakanlığına 1999 yılında yapılacak başvurularda "başı açık fotoğraf" gerekliliği nedeniyle başvuruda bulunamadığını belirten Davran, "Okulumu bitirmişken başarısız hissettim. Ücretli öğretmenlik, dershane öğretmenliği ya da kolejlerde çalışmak için başvurdum ancak başörtülü çalışmanın yasak olduğu belirtildi." dedi.
Davran, mesleğini yapamadığını, geçimini sağlamak için farklı alanlarda iş aradığını, satış bölümünde çalışmaya başladığını ve çeşitli sektörlerde görev aldığını anlattı.
2013 yılında kamu kurumlarında başörtüsü yasağının kalkmasının ardından bir süre ücretli öğretmenlik yaptığını, ancak uzun yıllar süren hak kayıplarının etkilerinin kolay silinmediğini ifade etti.
Banu Davran, 2018'de başlayan süreçle birlikte 2022'de, 24 yıl aradan sonra bir kamu kurumuna memur olarak atandığını belirterek, "28 Şubat'ta milli kültürüne sahip çıkan bir kadın olarak yok sayılmak, ötelenmek büyük hayal kırıklığı oldu." dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!