7.4 Büyüklüğündeki Depremde Tek Bir Cam Bile Kırılmadı! Kolombiya’nın ‘Mucize Şehri’ Armenia’nın Sırrı Ne?
Kolombiya'da meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremde tek bir binanın bile hasar görmediği Armenia şehri, akıllara Kocaeli'nin Tavşancıl ilçesini getirdi.
Kolombiya’nın batısında yer alan Armenia kentinde yaşayan 70 yaşındaki üniversite profesörü Humberto Reyes için sıradan bir pazartesi sabahı, saniyeler içinde büyük bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Haftanın ilk iş gününe hazırlanırken eşiyle vedalaştığı sırada başlayan şiddetli sarsıntı, Reyes’i hafızasından silinmeyen o karanlık yıla geri götürdü. Reyes, sarsıntının ilk anlarında 1999 yılında Armenia kentini yerle bir eden, binaların yüzde 60'ını yıkarak yaklaşık bin kişinin ölümüne yol açan 6,2 büyüklüğündeki depremi hatırladı. Profesör ve eşi, şehirde her yıl iki kez düzenlenen deprem tatbikatlarında öğrendikleri o hayati adımı saniyeler içinde uygulayarak yatağın ve sağlam bir dolabın yanında "çök-kapan-tutun" pozisyonu aldı. Sarsıntı dindiğinde dışarıdan yükselen ambulans sesleri bir süre sonra yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Reyes sokağa adım attığında, bu kez çok farklı bir tabloyla karşılaşacaktı.

Kolombiya’nın Pasifik kıyılarında meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki devasa deprem, ülkenin batısında büyük bir yıkıma yol açtı. En az 289 kişinin yaşamını yitirdiği bu felaketin doğrudan fiziksel hasarının yaklaşık 9,5 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. Ancak sarsıntının merkez üssüne yalnızca 70 kilometre mesafede bulunan 300 bin nüfuslu Armenia şehri, adeta bir mucizeye imza attı. Depremin çok şiddetli hissedildiği kentte tek bir bina bile hasar görmedi, tek bir cam dahi kırılmadı. Buna karşın, merkez üssüne çok daha uzak olan Cali şehrinde en az 95 kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce bina ağır hasar aldı.
7,4 Büyüklüğündeki Depremde Sıfır Hasar: 'La Ciudad Milagro'
Depremin ardından Armenia’da hiçbir arama kurtarma çalışmasına ihtiyaç duyulmadı. Ülke genelinde büyük bir yas ve sarsıntı hakimken, Armenia kısa sürede halk arasında "La Ciudad Milagro" yani "Mucize Şehir" olarak anılmaya başlandı. Aslında bu mucizenin arkasında, 27 yıl önce yaşanan büyük felaketten çıkarılan dersler yatıyordu. 1999 yılındaki 6,2'lik depremde harabeye dönen şehir, mühendislerin ve yerel yöneticilerin kararlı adımlarıyla tamamen yeniden inşa edilmişti. Yetkililer, bu sıfır hasarlı tablonun tesadüf veya doğaüstü bir mucize olmadığını, bilimsel planlama ve sıkı denetimin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu vurguluyor.

Armenia Belediye Başkanı James Padilla, deprem sonrası yaptığı açıklamada, kenti yıllardır böylesi bir senaryoya hazırladıklarını belirtti. Padilla, “Kendimizi tam olarak bu güne hazırladık. Olası bir afet anında devreye girecek acil durum birimlerimizi modernize ettik ve güçlendirdik. Yıllardır düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz deprem tatbikatları, halkımızı ve altyapımızı bu sarsıntıya hazır hale getirdi” dedi. Ülkenin en saygın yapı mühendislerinden ve deprem uzmanlarından biri olan Omar Cardona ise durumu çarpıcı bir tespitle özetledi: “Deprem, eski ve dayanıksız yapıları her zaman bulur ve yıkar. Ancak Armenia’da artık böyle binalar kalmadı. Bu binalar, depremlerin her zaman tahsil etmek istediği bir bedeldir ve biz o bedeli çoktan ödedik.”
Kocaeli’nin Tavşancıl’ı ve Hatay’ın Erzin’i ile Benzer Kader
Armenia’da yaşanan bu başarı hikayesi, Türkiye’nin deprem tarihindeki benzer örnekleri akıllara getirdi. 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde, fay hattının hemen üzerinde yer almasına rağmen burnu bile kanamayan Kocaeli’nin Tavşancıl beldesi bu durumun en somut örneğidir. 1989 yılında belediye başkanı seçilen Salih Gün’ün, bilim insanlarının tavsiyeleri doğrultusunda hazırlattığı imar planı, kat sınırlaması ve tavizsiz yapı denetimleri sayesinde Tavşancıl, büyük felaketi sıfır can kaybıyla atlatmıştı.
Benzer bir kararlılık örneği de 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’ın Erzin ilçesinde görüldü. Çevresindeki tüm ilçeler yerle bir olurken Erzin’de hiçbir binanın yıkılmaması dikkat çekmişti. Dönemin Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu, kaçak yapılaşmaya karşı gösterdiği tavizsiz duruşu şu sözlerle ifade etmişti: “Kendi adıma kaçak yapılaşma konusunda hiçbir şekilde taviz vermedim. Yapanlar hakkında hemen yasal işlem başlattık, yıkım kararları aldık ve savcılığa bildirdik. Bilimden ve yasadan sapmamanın karşılığını can kaybı yaşamayarak aldık.”
1 Milyar Dolarlık Fon ve 'Mikrozonifikasyon' Devrimi
Armenia’nın küllerinden doğuş süreci, 1999 felaketinin hemen ardından kurulan devasa bir bütçeyle başladı. Kolombiya’nın ekonomik can damarı olan kahve üretim bölgesini korumak amacıyla "Kahve Ekseni Yeniden İnşa Fonu" (FOREC) adı altında yaklaşık 1 milyar dolarlık bir kaynak oluşturuldu. Kahve Ekseni Yeniden İnşa Fonu (FOREC) adı verilen bu kapsamlı dönüşüm programı dahilinde Armenia şehri tam 15 bölgeye ayrılarak mercek altına alındı. Fonun genel müdürü Everardo Murillo liderliğinde yürütülen bu süreç, sismologlar ve mühendislerin ortak çalışmasıyla şekillendi. Murillo, bu başarıyı “Hızlı uygulama için yavaş ve titiz planlama” stratejisine borçlu olduklarını ifade ediyor.
Dönüşümün en önemli adımı ise Kolombiya’da ilk kez Armenia’da uygulanan "mikrozonifikasyon" çalışması oldu. Bu sistemle şehir mahalle mahalle, sokak sokak incelenerek toprağın yapısı, sıvılaşma riski ve afet hassasiyeti haritalandırıldı. Zemin analizlerinden elde edilen verilere göre şehrin imar planı baştan aşağı değiştirildi; riskli görülen alanlarda yapılaşma tamamen yasaklanırken, güvenli bölgelere uygun kat sınırları getirildi.

"Depremden Sağ Kurtulmak Şans Değil, Bilim İşidir"
Kolombiya, deprem yönetmeliklerini en son 2010 yılında kapsamlı bir şekilde güncelledi. Bu düzenlemeyle binaların hafif sarsıntılarda esnemesi, şiddetli depremlerde ise hasar alsa bile ayakta kalarak can kaybını önlemesi hedeflendi. Ancak uzmanlara göre ülkedeki asıl tehlike yönetmelik yetersizliği değil, denetimsizlik ve kaçak yapılaşma. Yapı mühendisi Omar Cardona, başkent Bogota’daki binaların yaklaşık yüzde 70’inin kayıt dışı ve denetimsiz inşa edildiğine dikkat çekiyor.
Kayıt dışı yapılaşmanın tamamen engellenmesinin zor olduğunu belirten Cardona, bu durumun önüne geçmek için halkın kendi imkanlarıyla yaptığı evleri daha güvenli hale getirebilmesini sağlayacak basit inşaat kılavuzları hazırlıyor. Bilimin hayat kurtardığını vurgulayan Cardona, sözlerini şöyle tamamlıyor: “İnsanlar bu evleri ne olursa olsun inşa etmeye devam edecek. Bizim görevimiz en azından bu yapıları daha dayanıklı hale getirmek. Depremden sağ kurtulmak bir şans işi değildir; bu tamamen bir mühendislik ve bilim problemidir. Deprem ne kadar korkunç ve yıkıcı olursa olsun, binaları ayakta tutmanın her zaman bir yolu vardır.”
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!