ABD, İsrail ve İran Arasında Kalıcı Ateşkes Türkiye Ekonomisine Can Suyu Olacak!
ABD, İsrail ve İran arasında kalıcı bir ateşkes, Türkiye ekonomisine önemli fırsatlar sunabilir.
Orta Doğu'da Mart ayının başlarında tetiklenen ve petrol fiyatlarını uzun süre 110 doların üzerinde tutan çatışmalar, iki haftalık bir aranın ardından piyasalara nefes aldırdı. Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin başlamasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatı 95 doların altına indi.
ABD, İsrail ve İran arasında 5,5 hafta süren çatışma döneminde, özellikle petrol gibi emtia fiyatlarındaki artışlar Türkiye gibi ithalatçı ülkeler için beklentileri olumsuz etkiledi.

SON TAHMİNLERİN GÖSTERDİKLERİ
Son bir hafta içinde, küresel finans kuruluşları Türkiye'nin enflasyon beklentilerini yukarı yönlü güncelledi. Citigroup ve JP Morgan gibi kuruluşlar Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminlerini artırdı.
Bu beklentiler doğrultusunda politika faizinin daha yüksek seviyelerde kalabileceği öngörülüyor. Yıl başında 25 milyar dolar olan cari açık beklentisi de 40 milyar dolara yükseldi.

TÜRKİYE İÇİN 5 ÖNEMLİ FIRSAT
Ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesi halinde Türkiye ekonomisinin 5 önemli avantaj elde edebileceği vurgulanıyor:
1-Enflasyon:
Enerji ve diğer emtia fiyatlarındaki düşüşler, enflasyon beklentilerini daha ılımlı hale getirecek. Mart ayında yıllık TÜFE %30,87 olarak gerçekleşmişti.
2-Faiz:
Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye geri dönüşüyle birlikte piyasa faizlerinde bir düşüş, ardından da politika faizi üzerindeki baskının azalması bekleniyor.
TCMB'nin 22 Nisan'daki toplantısı öncesinde politika faizi %37, iki yıllık gösterge tahvil faizi ise 42,4 seviyesinde bulunuyor.
3-Cari Denge:
Emtia fiyatlarındaki düşüş, cari denge üzerindeki enerji faturası kaynaklı olumsuz beklentilerin pozitife dönmesine yol açacak. Türkiye'nin ocak sonu itibarıyla 12 aylık cari açığı 32,9 milyar dolar seviyesindeydi.
Cari dengenin ana bileşenlerinden olan portföy girişleri, doğrudan yatırımlar ve turizm, jeopolitik risklere karşı en hassas alanlar olarak biliniyor. Risklerin azalması, bu kanallardan döviz girişini artırabilir.
4-Döviz:
Emtia fiyatlarındaki artış, hem döviz ihtiyacını artırmış hem de risk iştahını düşürerek kurlar üzerinde baskı oluşturmuştu. TCMB rezervleri Mart ayında yaklaşık 50 milyar dolar azaldı. Buna rağmen dolar Mart ayında sadece %1,3 değer kazandı. TL ise savaşın ilk ayında en dirençli para birimlerinden biri olarak öne çıktı.
Jeopolitik risklerin azalması, dolar talebinin düşmesini ve TL üzerindeki baskının hafiflemesini sağlayacak. Faiz ve döviz baskısının hafiflemesi, TCMB rezervlerine olumlu yansıyacak.
5-Büyüme:
Yüksek emtia fiyatları, maliyetler ve siparişler üzerinde baskı yaratarak büyümeyi tehdit etmeye başlamıştı. İSO Türkiye İmalat PMI, Mart ayında 47,9'a gerileyerek son 5 ayın en düşük seviyesini gördü. Şubat ayında bu veri 49,3 seviyesindeydi ve eşik değer olan 50,0’ye oldukça yaklaşmıştı.
S&P Global Market Intelligence Direktörü Andrew Harker, savaş öncesi imalatta şartların iyileştiğini hatırlatarak, "Mart ayında ise bir miktar ivme kaybı yaşandı. Bu yavaşlama büyük ölçüde Orta Doğu'daki savaştan kaynaklandı" dedi.
Kalıcı bir ateşkesin maliyet baskılarını azaltarak ve siparişlerin artmasını destekleyerek büyümeye olumlu etkileri olabileceği belirtiliyor.
OECD'nin son tahminlerine göre Türkiye'nin 2026'da %3,3 büyüme gösterebileceği öngörülmüştü. Bu tahminlerin iyimser senaryolarla yukarı revize edilebileceği ifade ediliyor.

EKONOMİSTLERİN GÖRÜŞLERİ
Rota Portföy Başekonomisti Özlem Bayraktar Gökşen, savaşın etkileri azalmaya başladığında Türkiye'nin diğer gelişmekte olan ülkelerden daha fazla ön plana çıkabileceğini ve çıkan yabancı sermayenin geri dönebileceğini belirtti. Bu senaryoda dezenflasyon sürecinin yeniden hızlanacağını vurgulayan Gökşen, küresel piyasalarda artan risk iştahıyla birlikte Türkiye'nin en olumlu ayrışacak ülke olacağını öngördü.
Stratejist Banu Kıvcı Tokalı, Türkiye gibi enerji ithalatçısı gelişen piyasalar için petrol fiyatlarındaki düşüşün önemine dikkat çekerek, "Petrol fiyatlarındaki düşüş cari denge ve enflasyon için olumlu. Dolar endeksinin 100'den 98'e gerilemesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişen piyasalarda risk iştahını artırabilir. Türkiye ekonomisi doğru bir rota izlerse gelişen piyasalar arasında pozitif ayrışabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!