ABD ve İran Arasında Erbil Merkezli Gizli Diplomasi: Devrim Muhafızları ile Kurulan Şifreli Telefon Trafiği İfşa Oldu
ABD ve İran arasındaki gizli müzakerelerin perde arkası aralandı. Trump yönetiminin Neçirvan Barzani aracılığıyla kurduğu şifreli temasın detayları ortaya çıktı.
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında perde arkasında yürütülen gizli diplomasi trafiğine dair çarpıcı detaylar gün yüzüne çıktı. ABD merkezli haber sitesi "Axios"un üç üst düzey yetkili kaynağa dayandırdığı özel haberine göre, Donald Trump yönetimine bağlı müzakereciler, Mayıs ayının ortalarında iki ülke arasındaki savaşı sonlandırmak amacıyla sıra dışı bir yönteme başvurdu. Washington, karşısındaki İranlı resmi müzakerecilerin Devrim Muhafızları Ordusu'nun görüşlerini ne ölçüde temsil ettiğinden emin olamayınca, doğrudan askeri liderlikle temas kurmanın yollarını aradı. Bu doğrultuda Beyaz Saray, hem ABD yönetimi hem de Tahran tarafından güvenilir bir aktör olarak kabul edilen Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) Başkanı Neçirvan Barzani’den arabuluculuk yapmasını talep etti. Bu kritik hamleyle Trump yönetimi, İran’ın resmi diplomatik kanallarını bypass ederek doğrudan Devrim Muhafızları ile temasa geçti.
Kamuoyuna daha önce hiç yansımayan ve doğrudan bilgi sahibi kaynaklar tarafından doğrulanan bu gizli girişim, Mayıs ayının ortalarında hayata geçirildi. ABD’li yetkililerin bu yönteme başvurmasının arkasında, İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Washington ile nihai bir anlaşmaya varma konusunda tam yetkili olup olmadıkları yönündeki şüpheler yatıyordu. Beyaz Saray, Devrim Muhafızları’nın olası bir uzlaşıyı baltalama ihtimalini ortadan kaldırmak için doğrudan askeri kanatla el sıkışmak istedi.
Erbil'de Şifreli Telefon Trafiği ve Zirve Planı
Gizli operasyonun düğmesine 10 Mayıs tarihinde basıldı. Dönemin ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, Başkan Donald Trump’ın doğrudan onayıyla Neçirvan Barzani ile iletişime geçerek, Devrim Muhafızları Komutanı General Ahmed Vahidi ile doğrudan ve güvenli bir bağ kurulması konusunda yardım istedi. Bu talebin ardından, 14 Mayıs'ta İranlı bir yetkili Barzani’nin Erbil’deki ofisine özel bir şifreli telefon ulaştırdı. Bu güvenli hat üzerinden Barzani ve Vahidi arasında kritik bir görüşme gerçekleştirildi.
Yapılan telefon görüşmesinde Barzani, General Vahidi’ye Devrim Muhafızları Ordusu’nun yürütülen bu müzakere sürecini destekleyip desteklemediğini sordu. Vahidi’nin olumlu yanıt vermesi üzerine bu kritik yeşil ışık bilgisi önce Gabbard’a, ardından da vakit kaybetmeden Beyaz Saray’a iletildi. Bu olumlu temas, sürecin daha da ileri taşınmasına zemin hazırlayarak, Barzani’nin ev sahipliğinde Erbil’de ABD ve İranlı üst düzey yetkililerin katılımıyla gizli bir zirve düzenlenmesi önerisine dönüştü.
Ancak Tahran yönetimi, bu öneriyi doğrudan reddetmemekle birlikte ciddi güvenlik endişelerini öne sürdü. İran tarafı, İsrail istihbarat servisinin Kuzey Irak’ta geniş bir casusluk ağına sahip olduğunu belirterek, İran heyeti üyelerinin Erbil’e intikali sırasında ya da kentte doğrudan hedef alınabileceğini iddia etti. Bu güvenlik kaygıları nedeniyle planlanan Erbil zirvesi gerçekleştirilemedi. Buna karşın Barzani'nin, o tarihten bu yana Beyaz Saray’a iki ülke arasındaki müzakerelerin yeniden canlandırılması yönündeki yardım tekliflerini sürdürdüğü ifade edildi.
Bahreyn'deki Saldırı ve USS Abraham Lincoln'ün Lojistik Krizi
Diğer yandan, ABD donanmasının bölgedeki operasyon gücünü sarsan lojistik krizlerin perde arkasından da İran saldırıları çıktı. "The New York Times" gazetesinde yayımlanan analize göre, son dönemde özellikle USS Abraham Lincoln uçak gemisinde yaşanan ciddi tedarik sorunları, savaşın ilk günlerinde İran’ın Bahreyn’deki Amerikan üssüne düzenlediği ağır saldırılarla doğrudan bağlantılı.
Savaşın başladığı ilk gün İran tarafından füze ve kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınan Bahreyn’deki ABD Donanması üssü ağır hasar gördü. Bu saldırı, donanmanın onlarca yıldır bölgedeki en hayati lojistik merkezi olarak kullandığı üssü işlevsiz hale getirerek büyük bir tedarik krizinin fitilini ateşledi. Savaş uçaklarının operasyon kabiliyetini korumak ve İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürebilmek için yeni bir merkez arayışına giren ABD Donanması, Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia askeri üssünü ana tedarik noktası olarak belirledi. Ancak Diego Garcia üssünün, Umman Körfezi’nde aktif görev yapan iki ABD uçak gemisi taarruz grubuna yaklaşık 3 bin 500 kilometre mesafede bulunması; gıda, yakıt, mühimmat ve yedek parça gibi hayati malzemelerin ulaştırılmasını son derece zorlaştırıyor.
Katar ve İran Arasında Savaş Pilotu Gerilimi Tırmanıyor
Bölgedeki bir diğer diplomatik kriz ise İran ile Katar arasında esir alınan savaş pilotları üzerinden yaşanıyor. Tahran yönetimi, ABD-İran savaşının ilk evrelerindeki bir askeri operasyon sırasında, iki İran savaş uçağının Katar hava savunma sistemleri tarafından vurularak düşürüldüğünü iddia ediyor. İran, bu olay sonrasında Katar tarafından esir alındığını öne sürdüğü üç savaş pilotunun derhal serbest bırakılmasını talep ediyor.
Katar yönetimi ise Tahran'ın bu iddialarını kesin bir dille yalanlayarak, yapılan açıklamaları "yanıltıcı" olarak nitelendirdi ve büyük bir şaşkınlık içerisinde karşıladığını duyurdu. Buna karşın geri adım atmayan İran Silahlı Kuvvetleri, kayıp pilotların akıbetini yerinde incelemek üzere Katar’a uzman bir askeri heyet göndermek istediklerini açıkladı. Tahran, Doha yönetiminden iddiaları sadece yalanlamakla yetinmemesini ve İran araştırma ekibinin ülkeye girişine izin vermesini talep ediyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!