ABD ve Orta Doğu'da Değişen Dengeler: Savaşın Yankıları
ABD, İsrail ve İran arasında patlak veren savaş Orta Doğu'yu etkisi altına aldı. Petrodolar sisteminin zayıflaması ve yuanın yükselişi bölgedeki dengeleri değiştirdi.
Özel Haber: Orta Doğu'da Savaşın Etkileri
28 Şubat tarihinde ABD, İsrail ve İran arasında patlak veren savaş, Orta Doğu'yu adeta ateş çemberine çevirdi. ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık veren İran, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt ve Suudi Arabistan'daki ABD üslerini hedef aldı. Ayrıca Ürdün, Umman, Irak, Suriye ve Türkiye'ye yönelik üç başarısız saldırı girişimi de kaydedildi. İran'ın bu stratejik hamleleri neyi amaçlıyor?
Kissinger'ın Jeopolitik Analizi
Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, “Amerika'nın düşmanı olmak riskli olabilir, ama dostu olmak ölümcüldür” sözüyle ABD’nin dış politikadaki yaklaşımını açıklar. Bu ifade, ABD'nin çıkarlarına uygun olduğunda müttefiklerini tehlikeye atabileceğini veya onları feda edebileceğini belirtir. Bu görüş, özellikle Vietnam Savaşı yıllarına (1968-1970'ler) atıfta bulunarak söylenmiştir.
Savaşın başlamasıyla birlikte ABD’nin müttefikleri de ateş hattına girdi. Savaşın nükleer tehditler üzerinden çıkmış görünmesine karşın, asıl nedenler ticari çıkarlar. ABD, özellikle Çin’in ticaretteki üstünlüğünden rahatsız. Çin, akıllı teknolojilerden savaş araçlarına kadar birçok alanda ABD'yi geride bırakmış durumda.
1974-1975 yıllarında ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve Suudi Arabistan Kralı Faysal arasında yapılan anlaşmayla petrol sadece dolarla alınıp satılmaya başlandı ve ABD, Suudi Arabistan’a askeri koruma sözü verdi. Bu sistem, petrodolar olarak adlandırıldı ve ABD ekonomisinin uzun süre ayakta kalmasını sağladı.
Petrodolar Sistemi:
Petrodolar, uluslararası petrol ticaretinin Amerikan doları üzerinden yapılmasını ve bu yolla doların uluslararası rezerv para birimi olarak güçlenmesini sağlayan bir sistemdir. Bu düzenleme, doların küresel piyasada sürekli talep görmesine neden olmuştur.
Saddam'ın Başkaldırısı
ABD'nin ekonomik üstünlüğüne ilk meydan okuyan kişi, eski Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'di. 2000 yılında petrol satışlarını dolardan euroya çevirerek ABD'nin dolar hegemonyasının sona ermesi gerektiğini savundu. Bu gelişme, ABD için ciddi bir tehdit oluşturdu. 2003'te ABD, Saddam'ın kitle imha silahları ürettiği gerekçesiyle Irak’ı işgal etti. Mesaj açıktı: “Dolarıma dokunanı yakarım” ve bu mesaj 2021’e kadar İran’ın yeniden zincirlerini kırmasına kadar geçerliliğini korudu.
Yuan'ın Yükselişi
2021'de İran, Çin ile 25 yıllık bir stratejik anlaşma imzalayarak petrol satışlarının %90'ını yuan ile gerçekleştirmeye başladı. 2023'te Suudi Arabistan, Aramco-Sinopec ödemelerinin %65'ini yuan ile yaparak Çin'le swap anlaşması yaptı ve ilk dijital yuan ile petrol ödemesini gerçekleştirdi. Aynı yıl Katar, PetroChina ile 27 yıllık LNG anlaşmasına imza attı. 2024'te BAE ve Suudi Arabistan BRICS’e katılırken, Bahreyn de BRICS'e katılmak için başvurdu.
Bu ülkeler Saddam’dan farklı olarak ABD’nin düşmanı değil, müttefikleriydi. ABD'nin bölgedeki askeri üsleri ve trilyon dolarlık silah anlaşmaları nedeniyle bu ülkelere doğrudan saldırması mümkün değildi. Kissinger’ın sözü, “Amerika'nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir ama dostu olmak ölümcüldür” bu noktada önem kazanıyor. Bu yüzden İran gibi güçlü ve saldırgan bir ülke hedef alındı ve Orta Doğu'yu bir kez daha kaosa sürükledi. 2000 yılında Saddam'ın başkaldırısına benzer şekilde, 2021’de körfez ülkeleri Çin’e yönelince, 2026’da Orta Doğu yine karıştı. ABD, Çin ile ekonomik rekabette geri kaldığını kabullenirken, çeşitli stratejilerle bu durumu aşmaya çalıştı. Ancak saldırılarla kazanç sağlayacağını düşünen ABD, müttefiklerine kendisini ne kadar yetersiz ve korumasız hissettirdiğini tüm dünyaya gösterdi.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!