Almanya Siyasetinde Tarihi Kırılma: Aşırı Sağcı AfD Saksonya-Anhalt’ta Rekor Oyla Zafer Kazandı
Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde aşırı sağcı AfD, oylarını tarihi bir rekorla yüzde 44.5'e yükselterek ülke siyasetinde deprem etkisi yarattı.
Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde gerçekleştirilen yerel seçimler, ülke genelinde adeta bir siyasi deprem etkisi yarattı. Federal düzeyde de yankı bulan bu tarihi oylama, göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen Alternatif Almanya (AfD) partisinin gücünü tescilledi. Sandık çıkış anketlerinden elde edilen veriler, AfD’nin eyalette ezici bir üstünlük kurduğunu ve Alman siyasetinde yeni bir dönemin kapılarını araladığını ortaya koyuyor.
Alman Siyasetinde "Güvenlik Duvarı" Çöküyor mu?
AfD’nin elde ettiği bu büyük başarı, partinin ülkedeki geleceğini tamamen değiştirebilecek nitelikte. Almanya’nın köklü siyasi partileri, aşırı sağcı AfD’nin yükselişini engellemek amacıyla uzun yıllardır bu partiyle koalisyon kurmama yönünde bir "güvenlik duvarı" politikası uyguluyordu. Ancak Saksonya-Anhalt’ta ortaya çıkan tablo, bu stratejiyi ciddi şekilde tartışmaya açacak. Partinin tek başına iktidara gelme sınırına yaklaşması, diğer aktörlerin dışlama politikasını işlevsiz kılabilir. AfD kurmayları, bu zaferi 2029 yılında yapılacak federal seçimler öncesinde hayati bir sıçrama tahtası olarak değerlendiriyor.
Seçim sonuçları, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri ve Başbakan adayı Friedrich Merz için de çanların çalmasına neden oldu. Eyalette yaşanan ağır yenilgi, parti içi muhalefeti hareketlendirirken Merz’in liderlik koltuğunu da tehlikeye attı. Son dönemde halk desteği yüzde 13 seviyelerine kadar gerileyen Merz üzerindeki baskının, bu mağlubiyetle birlikte daha da artması bekleniyor. CDU’nun kale olarak gördüğü bölgeleri kaybetmesi, federal düzeydeki oy kaybını da hızlandırıyor.
TikTok Siyasetinden Sandık Zaferine: Ulrich Siegmund Portresi
AfD’nin bu çarpıcı yükselişinin arkasındaki baş aktör, partinin genç ve dinamik adayı Ulrich Siegmund oldu. Siyasi kariyerine 18 yaşında CDU’da başlayan, ancak 2014 yılında bu partiden ayrılarak AfD saflarına katılan 35 yaşındaki eski parfüm satıcısı, bugün bir "TikTok yıldızı" olarak anılıyor. Sosyal medyayı son derece etkin kullanan Siegmund, radikal söylemlerini dijital dünyada yaygınlaştırarak geniş bir taraftar kitlesi edindi. 2021 seçimlerinden bu yana partisinin oylarını ikiye katlayan genç lider, koalisyon hükümetlerine kapıyı tamamen kapatarak mutlak çoğunlukla tek başına iktidar hedeflediğini ısrarla vurguluyor.
Siegmund’un seçim vaatleri arasında en dikkat çekici olanı, "Alman kültürüne yabancı" olarak tanımladığı göç akınını tamamen durdurmak. Bu doğrultuda, çalışmayan ve uyum sağlamayan göçmenleri sınır dışı etmek amacıyla özel bir "sınır dışı görev gücü" kuracağını vadediyor. Ayrıca okullarda gökkuşağı bayraklarının yasaklanması ve rüzgar enerjisi santrallerinin yapımının durdurulması gibi muhafazakar ve popülist vaatler de ajandasında yer alıyor. "Güzel, eski, güvenli Almanyamı geri istiyorum" sloganıyla hareket eden Siegmund, kendilerini Batı Almanya karşısında ikinci sınıf vatandaş olarak gören Doğu Almanların derin hoşnutsuzluğunu başarıyla arkasına aldı.

Resmi olmayan sonuçlara göre AfD, oy oranını bir önceki seçime göre tam 23.7 puan artırarak yüzde 44.5 gibi tarihi bir seviyeye ulaştırdı. Buna karşılık, iktidarın büyük ortağı konumundaki CDU ise 18.6 puanlık büyük bir kayıpla yüzde 18.5’e gerileyerek ikinci sırada kaldı. Seçimde Sol Parti yüzde 9.5, Yeşiller ise yüzde 9 oranında oy alabildi. Dünya basını bu gelişmeyi "aşırı sağın ezici zaferi" olarak nitelendirirken, AfD tek başına iktidar kurma şansını kıl payı kaçırmış oldu.
Uzmanlar Ne Diyor? Aşırı Sağın Yükselişi ve Türklerin Konumu
Alternatif Almanya (AfD) partisinin oylarını artırarak Alman siyasetinin merkezine yerleşmesi, Türkiye ve Almanya’daki Türk toplumu açısından da önemli soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Konuyu değerlendiren uzmanlar, bu yükselişin farklı boyutlarına dikkat çekiyor.
AB ve Küresel Araştırmalar Derneği Kurucu Üyesi Can Baydarol, aşırı sağın yükselişinin yadsınamaz bir gerçek olduğunu belirterek şu analizi yapıyor: "Bu seçimlerde birinci parti çıkacakları tahmin ediliyordu. Ancak genel seçimlerde bu denli domine edici bir güç olacaklarını öngörmüyorum. Bu durum elbette vatandaşlarımız için olumlu bir gelişme değil. Fakat Türkiye ile ilişkilerde radikal bir değişim beklenmemeli. Almanya’nın şu anki en büyük güvenlik kaygısı Rusya tehdidi ve bu noktada Türkiye’nin askeri gücüne ihtiyaç duyuyorlar. Bu nedenle savunma alanındaki iş birliği arayışları sürecektir."

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsamettin İnaç ise Avrupa genelinde aşırı sağ ve şovenizmin zemin kazandığına vurgu yapıyor: "Avrupa’da göç ve entegrasyon sorunları henüz çözülebilmiş değil. Göçmenler sadece ekonomik bir yük olarak görülmüyor, kültürel değerlerin taşınması da yerleşik toplumda direnç yaratıyor. Refah kaybı yaşandığında fatura yabancılara kesiliyor. Bu durum Almanya’daki Türkler için ciddi bir risk barındırıyor. İlginç bir şekilde, Almanya’daki Türk ve Müslüman nüfusun yaklaşık yüzde 10-11’lik kesimi de kendilerini tamamen buralı görerek AfD’ye destek veriyor. AfD, sosyal devletin zayıfladığı ve savunma bütçelerinin arttığı bu kriz dönemini başarıyla istismar ediyor." / Asena Yatağan
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!