Kısaca
- Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31'in kentte kalıcı bir çevresel ve ekonomik dönüşüm için fırsat olduğunu belirtti.
- Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesinin, kentin sürdürülebilir kalkınması ve tarımsal geleceği açısından kritik bir fırsat olduğunu belirtti.
- İklim değişikliğiyle mücadelenin üretim, yatırım ve rekabet gücü üzerinde belirleyici olduğunu ifade eden Çandır, tarımın devamlılığının toprak ve su kaynaklarının korunmasına bağlı olduğunu vurguladı.
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesinin, kentin sürdürülebilir kalkınması ve tarımsal geleceği açısından kritik bir fırsat olduğunu belirtti. İklim değişikliğiyle mücadelenin üretim, yatırım ve rekabet gücü üzerinde belirleyici olduğunu ifade eden Çandır, tarımın devamlılığının toprak ve su kaynaklarının korunmasına bağlı olduğunu vurguladı.
COP31 sürecinde su yönetimi neden öncelikli?
Antalya Ticaret Borsası'nın 2026 yılı temasını "Su" olarak belirlediğini hatırlatan Ali Çandır, "COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi" Antalya Su Zirvesi ile su yönetimini tarım, turizm, sanayi ve kentleşme ekseninde ele aldıklarını açıkladı. Çandır, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yağmur suyu hasadı ve su kayıplarının azaltılması gibi adımların, suyun gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir değer olduğu bilinciyle atılması gerektiğini belirtti.
COP31'den beklenen somut kazanımlar nelerdir?
Ali Çandır, COP31'in sadece uluslararası bir toplantı olarak kalmaması gerektiğini, Antalya'nın su verimliliğini artıran, yenilenebilir enerjiyi destekleyen ve tarım topraklarını koruyan projelere öncelik vermesi gerektiğini ifade etti. Çandır, "Asıl başarı, COP31’in Antalya’da kalıcı bir çevresel ve ekonomik dönüşüm başlatmasıyla ölçülmelidir" diyerek, kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve özel sektör arasında güçlü bir iş birliğinin şart olduğunu vurguladı.
Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya'nın ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 sürecinde, tarımsal üretimde karşılaşılan kuraklık ve iklim değişikliği risklerine karşı su yönetimi, karbon ayak izinin azaltılması ve akıllı tarım uygulamalarının önemine dikkat çekti. Antalya Tarım Konseyi (ATAK) bünyesinde yürütülen çalışmalarla, Akdeniz şehirleri arasında tarımsal iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen "CityMed AgriNet" projesinin de bu sürece katkı sunması planlanıyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP) süreci, küresel iklim politikalarının belirlendiği ve ülkelerin çevre hedeflerinin tartışıldığı en üst düzey platformlardan biridir. Yerel düzeyde bu sürece dahil olan kurumlar, uluslararası standartları bölgesel tarım ve sanayi politikalarına entegre ederek, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmayı ve iklim finansmanından yararlanmayı amaçlamaktadır.
Çıkarılacak sonuç
Antalya'nın gıda arz güvenliğinde stratejik bir konumda bulunması, iklim değişikliğiyle mücadeleyi sadece çevresel bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk haline getirmektedir. Ali Çandır'ın açıklamaları, tarımsal üretimin geleceğinin, doğal kaynakların verimli kullanımı ve teknolojik dönüşümle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır.
Başarı kriterinin toplantı sayısından ziyade kalıcı dönüşüme endekslenmesi, yerel yönetimlerin ve özel sektörün uzun vadeli stratejiler geliştirmesi gerektiğini göstermektedir. Bu yaklaşım, Antalya'nın rekabet gücünü koruması ve iklim değişikliğinin getirdiği riskleri minimize etmesi açısından temel bir gerekliliktir.
Muhtemel etkiler
COP31 kapsamında hayata geçirilecek projelerin, Antalya'daki üreticilerin teknik destek ve finansmana erişimini kolaylaştırabileceği öngörülmektedir. Özellikle akıllı tarım ve su yönetimi konusundaki yatırımların, tarımsal verimliliği artırarak üreticilerin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü yükseltmesi beklenebilir.
Akdeniz Şehirleri Tarım Ağı gibi bölgesel iş birliklerinin, tarımsal bilgi paylaşımını hızlandırarak iklim dostu uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlaması muhtemeldir. Bu süreç, çevre dostu üretim modellerine geçiş yapan işletmeler için yeni finansman fırsatları ve pazar avantajları yaratabilir.
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!