Avrupa Rüzgar Enerjisinde Vites Artırıyor: 2026'nın İlk Yarısında 8,8 Gigavatlık Yeni Kurulum
Avrupa, 2026'nın ilk yarısında 8,8 gigavatlık yeni rüzgar enerjisi kapasitesini devreye aldı. Almanya liderliğini sürdürürken sektörde yeni rekorlar bekleniyor.
Avrupa temiz enerji dönüşümünde rüzgar gücünden yararlanmaya devam ediyor. Avrupa rüzgar enerjisi sektörünün çatı kuruluşu olan WindEurope tarafından yayımlanan son rapor, 2026 yılının ilk yarısındaki sektörel gelişmeleri ve kurulum rakamlarını gözler önüne serdi. Verilere göre, Avrupa genelinde yılın ilk altı ayında gerçekleştirilen yeni rüzgar enerjisi kurulumlarının yüzde 74'lük ezici bir çoğunluğunu karasal rüzgar enerjisi santralleri oluşturdu.
Almanya Liderliğini Koruyor: Karasal Rüzgar Yatırımları Ön Planda
Yılın ilk yarısında rüzgar enerjisi yatırımlarında lokomotif rolü üstlenen Almanya, 3,4 gigavatlık yeni kapasite artışıyla zirveye yerleşti. Almanya'yı, yeşil enerji dönüşümünde önemli adımlar atan Birleşik Krallık 789 megavat ile takip ederken, listenin üçüncü sırasında 612 megavatlık yeni kurulumla İspanya yer aldı. Böylelikle Avrupa genelinde 2026'nın ilk yarısında toplam 8,8 gigavatlık yeni rüzgar enerjisi kapasitesi işletmeye alındı. Bu üretimin 7 gigavatlık bölümü ise doğrudan Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler tarafından gerçekleştirildi.
Son yatırımlarla birlikte Avrupa'nın toplam rüzgar enerjisi kurulu gücü kritik bir eşiği aşarak 311 gigavatın üzerine çıktı. Bu devasa kapasitenin 270,5 gigavatını karasal rüzgar santralleri oluştururken, 40,9 gigavatlık kısmı denizüstü (offshore) tesislerden elde edildi. AB sınırları içerisindeki toplam rüzgar kapasitesi ise 251 gigavatı geçti. AB'nin kurulu gücünün 228,4 gigavatı karasal, 23,2 gigavatı ise denizüstü rüzgar projelerinden sağlandı.
Milyarlarca Avroluk Yatırım Kararları ve Türbin Siparişleri
Avrupa'da rüzgar enerjisi projelerinin geleceğine yönelik finansman adımları da hız kesmedi. Yılın ilk yarısında yeni rüzgar santralleri için yaklaşık 9 milyar avro tutarında nihai yatırım kararı (FID) alındı. Yatırımcıların ilgisi büyük oranda karasal projelere yöneldi; bu kapsamda 4,5 gigavatlık karasal rüzgar kapasitesinin finansmanı adına 7 milyar avroluk bütçe onaylandı. Denizüstü rüzgar projelerinde ise durgun bir dönem yaşanırken, yalnızca 630 megavat kapasiteye sahip olan Nordlicht II projesi nihai yatırım kararına ulaşabildi. Bu dev proje için 1,9 milyar avro değerinde yatırım taahhüdü verildi.
Sipariş ve ihale süreçlerinde ise hareketlilik devam etti. 2026'nın ilk yarısında Avrupa genelinde 10,6 gigavatlık yeni rüzgar türbini siparişi verildi. Bu rakam, 2025'in aynı dönemine kıyasla yüzde 12'lik bir gerilemeye işaret etti. Siparişlerin dağılımında 7,8 gigavat karasal, 2,8 gigavat ise denizüstü türbinler olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde düzenlenen ihaleler sonucunda ise toplam 17,2 gigavatlık yeni kapasite tahsis edildi. Bu tahsisatın 8,8 gigavatı karasal, 8,4 gigavatı ise denizüstü projelerden oluştu. Temmuz ve ağustos aylarında ise Danimarka ve Moldova, toplamda 2 gigavatlık ek kapasite tahsis ederek sürece katkı sağladı. Bu ek kapasitenin 1,8 gigavatı denizüstü, 170 megavatı karasal rüzgar enerjisine ayrıldı. Yılın ikinci yarısında ise Avrupa ülkelerinde 24 gigavatın üzerinde devasa bir kapasite için yeni ihalelerin düzenlenmesi planlanıyor.
Sektörün Önündeki Kritik Engeller ve Yıl Sonu Beklentileri
WindEurope raporunda, Almanya dışındaki ülkelerde karasal rüzgar projelerine yönelik izin süreçlerinde yaşanan aksaklıkların altı çizildi. Birçok pazarda onaylanan kapasitelerin, 2025'in ilk yarısına kıyasla gerilemesi sektör temsilcilerinde hayal kırıklığı yarattı. Yeni kurulumların beklentilerin biraz altında kaldığı bu dönemde, yıl sonu toplam kurulum hedefi 24,1 gigavat olarak revize edildi. Bu tahmin, daha önce öngörülen 25,4 gigavatlık hedefin altında kalsa da gerçekleşmesi durumunda Avrupa genelinde yeni bir tarihi rekor kırılmış olacak. Öte yandan, AB'nin 2026-2030 dönemi için belirlediği yıllık ortalama 22 gigavatlık yeni kapasite hedefi geçerliliğini koruyor.
Sektörün daha hızlı büyümesinin önündeki en büyük engeller ise elektrifikasyon süreçlerinin yavaş ilerlemesi, elektrik şebekelerinde yaşanan darboğazlar, bürokratik izin süreçleri ve bazı ülkelerdeki yetersiz ihale tasarımları olarak sıralandı. Denizüstü rüzgar projelerinde ise şebeke altyapısı kısıtlamalarının yanı sıra liman kapasitelerinin yetersizliği ve özel kurulum gemilerinin tedarikinde yaşanan zorluklar, büyüme hızını yavaşlatan temel faktörler olarak dikkat çekiyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!