Ayasofya'da Tarihi Dönüm Noktası: Ana Kubbenin Sırları İlk Kez Gün Yüzüne Çıkıyor
Ayasofya-i Kebir Camii'nde yürütülen Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyonunda ana kubbe korumaya alındı. Kurşun örtü kalkınca gerçek kubbe ilk kez görülecek.
Ayasofya-i Kebir Camii’nin eşsiz tarihi dokusunu gelecek nesillere güvenle aktarmak amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarında çok kritik bir aşamaya geçildi. Dünya mimarlık tarihinin en önemli anıtlarından biri olan yapının ana kubbesi üzerinde kurulan geçici çelik koruma sistemi, özel teknolojiyle üretilen sekiz dilimli membran örtüyle kaplanmaya başlandı. Bu yenilikçi sistem sayesinde, kubbe üzerindeki güçlendirme ve onarım çalışmaları hava muhalefetinden etkilenmeden, tamamen kontrollü ve korunaklı bir ortamda gerçekleştirilecek.

Cumhuriyet Tarihinin En Kapsamlı Restorasyon Seferberliği
Ayasofya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın ve tarihi yapıların restorasyonu alanında uzman inşaat mühendisi Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten, gelinen son durumu değerlendirerek bu çalışmanın önemine dikkat çekti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un da daha önce belirttiği üzere, bu sürecin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en kapsamlı ve en titiz restorasyon projesi olduğu vurgulandı. Ayasofya'da bu ölçekteki en son kapsamlı çalışmanın 1850'li yıllarda Fossati kardeşler tarafından yapıldığını hatırlatan uzmanlar, günümüzdeki çalışmaların en ileri bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü ifade etti.

Proje kapsamında gece gündüz demeden 24 saat esasıyla çalışıldığını belirten Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın, yapının özgün dokusunun korunmasına azami özen gösterildiğini söyledi. Kuzey Doğu Minaresi’nin statik aşamasının tamamlanmasının ardından kubbedeki zararlı malzemelerin temizleneceğini ve doğrudan ana duvar örgüsüne ulaşılacağını belirten Yalçın, hem içeride hem de dış cephelerde devasa iskele kurulumlarının tamamlanarak restorasyonun hız kesmeden sürdüğünü ekledi.
Deprem Güvenliği ve İleri Teknoloji Bir Arada
İstanbul'un deprem kuşağında yer alması nedeniyle projenin en önemli önceliklerinden biri yapının statik güvenliğini maksimum seviyeye ulaştırmak olarak belirlendi. Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten, ana kubbenin güçlendirilebilmesi için mevcut kurşun kaplamanın tamamen kaldırılmasının teknik bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Kurşun kaplamanın sökülmesi esnasında tarihi yapının yağmur, rüzgar ve diğer atmosferik koşullardan zarar görmemesi amacıyla geçici çelik iskele ve membran sisteminin kurulduğunu aktardı.

Kullanılan membran malzemenin sadece hava koşullarına karşı koruma sağlamadığını, aynı zamanda yangın güvenliği yüksek ve alev yürütmeyen ileri teknolojiye sahip olduğunu belirten Ökten, bu sayede hem kubbenin hem de kubbe altındaki paha biçilemez Bizans mozaiklerinin restorasyon süresince tamamen güvence altında olacağını vurguladı.
Asırlık Sırlar ve Kubbenin Gerçek Yüzü Ortaya Çıkıyor
Restorasyon projesinin en heyecan verici ve bilim dünyasını merakta bırakan aşaması, kurşun örtünün tamamen kaldırılmasıyla başlayacak. Bugüne kadar yalnızca sınırlı taramalar, analizler ve bilimsel varsayımlarla değerlendirilen ana kubbe, kurşun örtünün sökülmesinden sonra ilk kez bütüncül olarak çıplak gözle incelenebilecek. Yapının asırlar boyunca geçirdiği yapısal değişimler, depremlerin bıraktığı izler ve hasarlar doğrudan tespit edilecek.

Bir arkeolojik kazı titizliğiyle yürütülecek bu incelemelerde yapı radarı ve gelişmiş tarama teknolojileri kullanılacak. Sanat tarihçileri, mimarlar, malzeme uzmanları ve inşaat mühendislerinin ortak çalışmasıyla elde edilecek bu yeni veriler, hem restorasyon kararlarına yön verecek hem de Ayasofya'nın yapısal tarihine dair bilinmeyenleri aydınlatacak.
Çalışmaların bütüncül bir koruma anlayışıyla sürdürüldüğünü belirten Ökten, Beyazıt Minaresi’ndeki güçlendirmelerin bittiğini, sırasıyla Fatih ve Mimar Sinan minareleri ile ana kubbedeki işlemlerin devam edeceğini söyledi. Cephe restorasyonlarında kullanılan harç ve sıvaların bile laboratuvar analizleriyle özgün yapıya birebir uygun olarak hazırlandığını ifade eden uzmanlar, bu sürdürülebilir koruma modelinin Ayasofya'yı gelecek nesillere güvenle taşıyacağını belirtti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!