Cevdet Yılmaz'dan Yastık Altı Altın ve Döviz Açıklaması: Türkiye'nin Gizli Rezervi Ortaya Çıktı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, vatandaşın yastık altındaki birikimlerinin Merkez Bankası'nın 178,4 milyar dolarlık rezervinden daha büyük olduğunu açıkladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir'e gerçekleştirdiği resmi ziyaretler kapsamında ekonomi gündemine dair son derece önemli açıklamalarda bulundu. Vatandaşların yastık altında tuttukları altın ve döviz miktarına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye'nin resmi rezervlerinin ötesinde çok ciddi bir "halk rezervi" olduğunu vurguladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinin 7 Ağustos itibarıyla 178,4 milyar dolar seviyesine ulaşarak güçlü bir konumda olduğunu belirten Yılmaz, yastık altındaki varlıkların ise bu devasa miktardan bile daha büyük olduğunu ifade etti.
"Yastık Altındaki Güç Sisteme Girerse Risk Primimiz Düşer"
Yastık altı birikimlerin finansal sisteme kazandırılmasının Türkiye ekonomisi için taşıdığı kritik öneme değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bu kaynakların ekonomiye kazandırılması durumunda ülkenin elinin küresel ölçekte çok daha güçleneceğini belirtti. Yılmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Bundan da daha büyük bir rezerv milletimizde var; onu maalesef bilançolara yansıtamıyoruz. Vatandaşın yastık altında tuttuğu dolarlar, altınlar... Keşke bunlar daha fazla sisteme girse, o zaman Türkiye'nin risk primi de çok daha aşağılara inecektir. Bizim bir resmi rezervimiz var, bir de milletimizin rezervi var. Bu rezerv çok daha büyük aslında ama bunu maalesef önemli oranda yansıtamıyoruz. Bundan dolayı da farklı algılar oluşabiliyor küresel düzeyde. İnşallah bunlar da daha fazla sisteme girerek ülkemizin risk primini düşürücü etki yaparlar, üretken bir şekilde kullanılırlar."

Bütçe ve Cari Açıkta Maastricht Kriterleri Aşıldı
Türkiye'nin mali disiplin ve makroekonomik dengeler konusunda attığı kararlı adımların meyvelerini verdiğini söyleyen Yılmaz, bütçe ve cari açığın son derece yönetilebilir seviyelerde seyrettiğini ifade etti. Geçen yıl yaşanan büyük deprem felaketine ve buna bağlı olarak yapılan devasa harcamalara rağmen bütçe açığının kontrol altında tutulduğunu belirten Yılmaz, Avrupa standartlarının üzerinde bir performans sergilendiğini dile getirdi.
Yılmaz, "Geçen yıl bu depremle ilgili harcamalara rağmen bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 2.9 olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği'nde yüzde 3 var biliyorsunuz, Maastricht kriteri. Birçok Avrupa ülkesi şu anda buna uymuyor, bunu gerçekleştiremiyor ama Türkiye Cumhuriyeti bunu başardı. Geçen yıl itibarıyla yüzde 3'ün altında bir bütçe açığıyla kapatmış olduk. Bazen siyasette tartışmalar oluyor. Nominal rakamlar üzerinden birtakım değerlendirmeler yapılıyor ama ekonomide asıl olan oransal değerlendirmelerdir. Nominal rakamlar elbette büyüyor ama milli geliriniz ne, milli gelire oranla neredesiniz, buna bakmak lazım" dedi.
Cari açıkta yaşanan hızlı gerilemeye de dikkat çeken Yılmaz, "Cari açığımız geçen yıl yüzde 2'nin altında geldi, 1.9. Bu da birkaç sene önce yüzde 5'ler, 6'lar civarındaydı. Dolayısıyla ciddi anlamda cari açığımızın da geriye geldiğini, çok daha yönetilebilir seviyeye geldiğini söyleyebilirim. Son dönemki savaş ve bunun enerji maliyetleri üzerindeki etkisi bu sene bir miktar cari açığımızı artıracak, ama yine yönetilebilir bir seviyede kalacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.
"Tarımdaki Zorluklara Rağmen Yüzde 3.6 Büyüdük"
Türkiye ekonomisinin büyüme performansını da değerlendiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçen yıl tarım sektöründe yaşanan olumsuz hava koşullarına rağmen genel büyüme oranının memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Hizmet ve sanayi sektörlerinin büyümeyi sırtladığını belirten Yılmaz, bu yıl tarım sektöründen daha güçlü bir katkı beklediklerini söyledi.
Yılmaz, büyüme rakamlarına ilişkin şunları kaydetti: "Büyümemiz devam ediyor. Geçen yıl yüzde 3.6 büyüdük. Bu büyümeyi, geçen yılki 3.6'lık büyümeyi tarımda uzun zamandır yaşadığımız en kötü yıl olduğu halde başardık. Hem don hem kuraklık oldu geçen sene. Dolayısıyla tarım sektörümüzde ciddi bir küçülme oldu. Bu sene çok şükür bereketli bir sene. Bu sene tam aksine tarım büyümemize inşallah güç katacak ama geçen sene büyümemizi olumsuz etkiledi. Buna rağmen yüzde 3.6 büyümüş olduk, hizmetlerle, sanayiyle büyümemizi gerçekleştirdik."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!