Çocuklarda Tekrarlayan Ağız Yaralarına Dikkat! Uzman İsim Nedenlerini ve Çözüm Yollarını Açıkladı
Çocuklarda sık tekrarlayan ve yaşam kalitesini düşüren ağız yaraları (aft) hakkında Uzm. Dr. Serpil Değirmenci hayati uyarılarda ve tedavi yöntemlerinde bulundu.
Çocukluk döneminde sıkça karşılaşılan ve yemek yemeden konuşmaya kadar günlük yaşam konforunu ciddi şekilde olumsuz etkileyen ağız yaraları (aftlar), anne babaların en çok endişelendiği konuların başında geliyor. Çocukların beslenme düzenini bozan ve acı veren bu yaraların ardında yatan nedenler ise oldukça çeşitli olabiliyor.
Medipol Koşuyolu Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Serpil Değirmenci, çocuklarda özellikle sık tekrarlayan ağız yaralarının kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.
Çocuk sağlığında son yıllarda öne çıkan tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan homeopati, ailelerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Alerjik bünyeye sahip çocukları olan aileler için uzmanlar hayati uyarılarda bulunuyor; alerjik reaksiyonlar dakikalar içinde çok ciddi boyutlara ulaşabiliyor.
Yeni eğitim ve öğretim yılı öncesinde çocukların hem fiziksel hem de zihinsel sağlığını korumak adına uzmanların altın değerindeki tavsiyelerine kulak vermek gerekiyor.
Son dönemde çocuklarda ev ve okul kazalarına bağlı yaralanmaların arttığına dikkat çeken uzmanlar, ebeveynleri daha dikkatli olmaya çağırıyor.
Vitamin Eksikliği ve Yoğun Stres Aft Oluşumunu Tetikliyor
Çocuklarda tekrarlayan ağız yaralarının temelinde beslenme yetersizliklerinin yatabileceğini belirten Uzm. Dr. Serpil Değirmenci; demir, B12 vitamini, folik asit ve çinko eksikliğinin aft oluşumunda kritik birer etken olduğunu vurguladı. Dr. Değirmenci, “Çocuklarda bu önemli vitamin ve minerallerin eksik olması durumunda, tekrarlayan aft tablolarıyla çok daha sık karşılaşıyoruz. Fiziksel etkenlerin yanı sıra psikolojik süreçler de oldukça etkili. Özellikle okul ve sınav dönemlerinde yoğun stres altında kalan çocuklarda ağız yaralarının görülme sıklığı ciddi şekilde artış gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Ağız yaralarının sadece basit birer lezyon olmayabileceğine de değinen Dr. Değirmenci, sık tekrarlayan ve geçmeyen aftların, nadir de olsa bazı otoimmün ya da sistemik hastalıkların erken habercisi olabileceğini, bu nedenle mutlaka uzman kontrolü gerektirdiğini belirtti.

Yanlış Diş Fırçalama ve SLS İçeren Macunlara Dikkat
Ağız içi dokuların oldukça hassas olduğunu ve lokal travmaların da yaralara yol açabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Değirmenci, sert diş fırçası kullanımının ve hatalı fırçalama tekniklerinin ağız mukozasına zarar vererek aftları tetikleyebileceğini söyledi. Dr. Değirmenci, “Çocuğun oyun esnasında veya yemek yerken yanlışlıkla dilini, dudağının iç kısmını ısırması da bu yaraların oluşmasına zemin hazırlar. Bu yüzden çocuklarda yumuşak kıllı diş fırçalarının tercih edilmesi ve doğru fırçalama alışkanlığının kazandırılması çok önemlidir. Diğer yandan, bazı diş macunlarında köpürmeyi sağlayan SLS (Sodyum Lauryl Sülfat) maddesinin de aft oluşumunu tetiklediği bilinmektedir. Ailelerin çocukları için SLS içermeyen diş macunlarını tercih etmelerini öneriyoruz” dedi.
14 Günden Uzun Süren Ağız Yaralarında Hekim Yardımı Şart
Aft tedavisinde temel amacın çocuğun hissettiği ağrıyı hafifletmek ve doku iyileşmesini hızlandırmak olduğunu belirten Uzm. Dr. Serpil Değirmenci, bu süreçte özel sprey ve kremlerden faydalanılabileceğini aktardı. Tedavi sürecinde doğru beslenmenin de iyileşmeyi doğrudan etkilediğini ifade eden Dr. Değirmenci, beslenme önerilerini şu sözlerle paylaştı: “Çocuklara bu süreçte ılık, asidik olmayan ve çiğnemesi kolay püre kıvamında besinler verilmelidir. Halk arasında sıkça yapılan, yaranın üzerine limon sıkmak veya tuz basmak gibi kulaktan dolma yöntemleri kesinlikle önermiyoruz. Bu tür tahriş edici uygulamalar çocuğun acısını ve hassasiyetini daha da artırmaktan başka bir işe yaramaz.”
Ağız içinde çıkan yaraların normal şartlarda iki hafta içinde iyileşmesi beklendiğini kaydeden Uzm. Dr. Değirmenci, “Eğer yaralar 14 günden uzun sürüyorsa ya da bu duruma yüksek ateş, karın ağrısı, eklem ağrısı gibi sistemik belirtiler eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden bir çocuk sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Erken dönemde yapılacak detaylı bir değerlendirme, altta yatan başka bir sistemik rahatsızlığın erken teşhis edilmesi açısından hayati önem taşır” uyarısında bulundu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!