Enflasyon Tahminlerinde "Savaş" Revizyonu: Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'dan Kritik Açıklamalar
TCMB Başkanı Fatih Karahan, OVP enflasyon tahminlerindeki revizyonun arkasındaki nedenleri ve küresel savaşın Türkiye enflasyonuna 7 puanlık etkisini açıkladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, ekonomi yönetiminin yeni yol haritasını çizen Orta Vadeli Program (OVP) sonrasında enflasyon tahminlerindeki güncellemelerin perde arkasını araladı. Ağustos ayında açıklanan yılın üçüncü Enflasyon Raporu'ndaki öngörülerin ardından, OVP ile gelen yeni rakamlar ve bu revizyonların nedenleri piyasaların odak noktası haline geldi.
Enflasyon Tahminlerinde OVP ile Gelen İnce Ayar
TCMB Başkanı Fatih Karahan, 13 Ağustos tarihinde gerçekleştirdiği sunumda 2026 yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 28 olarak duyurmuştu. Aynı sunumda, enflasyonun 2027 yılı sonunda yüzde 15'e, 2028 yılı sonunda ise yüzde 9 seviyesine gerileyeceği öngörülmüştü. Karahan, o dönem yaptığı açıklamada yüzde 28'lik tahminde yapılan 2 puanlık yukarı yönlü güncellemede; motorin, doğal gaz, enerji dışı emtia fiyatlarındaki görünüm, gıda enflasyonu varsayımındaki revizyonlar ile yönetilen ve yönlendirilen fiyatların etkili olduğunu belirtmişti.
Ancak açıklanan yeni Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4 olarak revize edildi. Böylece Merkez Bankası'nın ağustos ayındaki tahmininin 0,4 puan üzerine çıkılmış oldu. Yeni programda ayrıca enflasyonun 2027'de yüzde 21, 2028'de yüzde 13,5 ve ilk kez programa dahil edilen 2029 yılında ise yüzde 9'a düşmesi hedefleniyor. Bu 0,4 puanlık farkın ardından gözler revizyonun gerekçelerine çevrildi.

"Tahminler Kurumlar Arası Eş Güdümle Belirlendi"
OVP sunumunun ardından kamuoyunun sorularını yanıtlayan Karahan, 2027 ve sonraki yılları kapsayan sürecin tamamen OVP ile uyumlu şekilde yürütüleceğini vurguladı. Yapılan yeni revizyonun bu uyumun doğal bir yansıması olduğunu belirten Karahan, Merkez Bankası ile hükümetin hedeflerinin bağımsız olduğu yönündeki iddiaları net bir dille yalanladı.
Karahan, belirlenen tüm hedeflerin kurumlar arası sıkı bir koordinasyonun ürünü olduğunu ve "eş güdüm içerisinde birlikte belirlenmiş hedefler" olduğunu ifade etti. Gelecek dönemde özellikle yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar üzerinde bu koordinasyonun çok daha güçlü bir şekilde hissedileceğinin altını çizdi.

Küresel Savaşın Türkiye Enflasyonuna Etkisi: Yaklaşık 7 Puan
Enflasyon tahminlerindeki yukarı yönlü güncellemenin temel nedenlerine değinen Merkez Bankası Başkanı, geçmiş dönemde gerçekleşen enflasyonun hedeflerin üzerinde kalmasının gelecek yıllara sarkan bir baz etkisi yarattığını söyledi. Bunun yanı sıra küresel konjonktürde değişen dengelerin ve özellikle jeopolitik gerilimlerin fiyatlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu kaydetti.
Karahan, 2020 yılından bu yana pandemi, tedarik zinciri aksamaları ve ticaret savaşlarıyla mücadele eden küresel ekonominin, son dönemdeki savaşlar nedeniyle yeni arz şoklarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Yaşanan askeri çatışmaların Türkiye'deki enflasyon üzerindeki etkisine dikkat çeken Karahan, "Bu yılda bu etkinin 7 puana yakın olduğunu hesaplıyoruz" dedi.
Bu olumsuz etkinin sadece doğrudan enerji fiyatlarındaki artışla sınırlı kalmadığını; yükselen enerji maliyetlerinin ulaştırma sektörünü, dolaylı olarak da gıda başta olmak üzere tüm temel tüketim maddelerini vurduğunu açıkladı. Tarımsal üretimin en önemli girdilerinden olan gübre fiyatlarındaki artışın ve petrokimya kaynaklı maliyetlerin dayanıklı tüketim malları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu ifade eden Karahan, bu yıl yaşanan temel sapmanın en büyük nedeninin savaşın beklenenden daha şiddetli geçmesi ve halen devam etmesi olduğunu vurguladı.
Para Politikasının Etkisi ve Temel Mallardaki Olumlu Seyir
Tahminlerdeki revizyonun önemli olduğunu ancak bunun piyasalarda karamsarlık yaratmaması gerektiğini savunan Karahan, para politikasının doğrudan etki edebildiği alanlarda başarılı sonuçlar alındığını ifade etti. Özellikle temel mal grubunda, kur hareketlerine ve maliyet artışlarına rağmen enflasyonun düşük seyrettiğini belirten Karahan, bu durumun iç talepteki dengelenme süreciyle tamamen uyumlu olduğunu söyledi.
Hizmet enflasyonunda ise aylık bazda katılığın sürdüğünü ancak eğitim gibi geçmişe endeksleme eğiliminin yüksek olduğu alanlarda dahi önceki yıllara kıyasla daha olumlu bir tablonun şekillendiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!