İsrail'e Esir Düşen Filistinli Safedi: Hapisten Çıktığımda Oğlumun Şehadet Haberiyle Yıkıldım
Cibril Halil Raşid es-Safedi, İsrail hapishanelerinde maruz kaldığı işkence ve oğlunun ölüm haberiyle yaşadığı zorlukları anlattı.
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Hamad bölgesinde yaşayan Cibril Halil Raşid es-Safedi, AA muhabirine verdiği röportajda gözaltına alındığı andan serbest bırakıldığı ana kadar yaşadıklarını detaylı bir şekilde anlattı.
Safedi, İsrail hapishanelerinde gördüğü işkence ve kötü muamelenin hem fiziksel hem de psikolojik olarak derin yaralar bıraktığını ifade etti. Hapishaneden çıktığında bedeninin ve ruhunun ağır kayıplar yaşadığını dile getirdi.
2024 yılının 3 Nisan’ında İsrail ordusunun Hamad bölgesini kuşatması sırasında, eşi ve çocuklarıyla birlikte bölgeden kaçmaya çalışırken gözaltına alınan Safedi, bu sürecin kendisi için sadece bir özgürlük kaybı değil, aynı zamanda yoğun bir işkence döneminin başlangıcı olduğunu belirtti.
Tutuklandığı andan itibaren ellerinin arkadan, ayaklarının ise bağlı olduğunu söyleyen Safedi, ilk sağlık sorunlarıyla ilgili yaşadıklarını şu şekilde aktardı:
"Tutukluğumun ikinci gününden itibaren bacağımda ağrılar başlamıştı. Doktor talebim reddedildi. Dokuzuncu günde durumum daha da kötüleşti. 25 gün sonra sağ ayağım kesildi. Sağlık ihmali yüzünden ayağımı kaybettim."
Amputasyonun ardından birkaç gün sahra hastanesinde kalan Safedi, daha sonra tekrar cezaevine götürüldüğünü, diğer bacağında sinir hasarının olduğunu ve bazı bölgelerde his kaybı yaşadığını, mevcut protezin sadece sınırlı hareket kabiliyeti sağladığını ifade etti.
Safedi, gözaltı ve hapis sürecinde ağır işkence ve sorgulara maruz kaldığını belirterek, sorguların saatlerce sürdüğünü ve fiziksel şiddetle birleştiğini söyledi.
Safedi, "Cevaplarımızdan memnun olmadıklarında bizi dövüyorlardı." dedi.
"Disko" adı verilen ahşap bir odada, elleri kelepçeli ve gözleri bağlı halde, tahtadan bir yatakta yatmaya zorlandığını, burada 3 gün boyunca sorgulandığını ve işkence gördüğünü belirten Safedi, elektrik verilen sandalyelere bağlandıklarını anlattı.
"Ellerimiz ve ayaklarımız bağlıydı. Bizi uykusuz bırakıyorlardı, üzerimize su sıkıyorlardı, tahammül edilemeyecek derecede yüksek sesle rahatsız ediyorlardı. Yazın aşırı sıcakta, kışın ise aşırı soğukta tutulduk." ifadelerini kullandı.
Farklı askeri noktalara ve gözaltı merkezlerine sık sık sevk edildiklerini söyleyen Safedi, gecenin ilerleyen saatlerinde kamyonlarla başka bölgelere götürüldüklerini, plastik kelepçelerinin bazı yerlerde demir kelepçelerle değiştirildiğini belirtti.
Bir grup gençle birlikte otobüs ve kamyonlarla taşındıklarını ifade eden Safedi, sevk edilen herkesin darp edildiğini, cop ve tekmelerle dövüldüğünü, bazı tutukluların vücutlarında darp izleri oluştuğunu söyledi.
Safedi, maruz kaldıkları muamelenin yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığını, bazı esirlere yönelik cinsel saldırı ve köpeklerle işkencenin de yapıldığını belirtti.
Safedi, gözaltı sürecinde kendisinin de cinsel saldırı tehdidi altında bulunduğunu ancak bunun fiili olarak uygulanmadığını söyledi.
Bazı mahkumlara köpeklerle işkence yapıldığını ve askerler tarafından cinsel saldırıya uğradıklarına dair bilgiler aldıklarını ifade eden Safedi, cezaevlerinde ciddi insan hakları ihlalleri yaşandığını belirtti.
Ofer cezaevinde kaldıkları sırada, diğer esirlerden Askalan Hapishanesi’nde esirlerin taciz ve işkence nedeniyle hayatını kaybettiğini duyduklarını belirten Safedi, Ofer cezaevinde iki gencin 12 askerin karıştığı cinsel saldırı ve işkence sonucu öldüğünün kendilerine söylendiğini ifade etti.
Cezaevindeki şartların son derece kötü olduğunu vurgulayan Safedi, esirlerin sistematik olarak dövüldüğünü, hakarete uğradığını, psikolojik baskıya maruz kaldığını ve insanlık dışı koşullarda tutulduğunu kaydetti.
Cezaevindeki ağır koşulları anlatan Safedi, gözaltına alındığında yaklaşık 90 kilo olduğunu, cezaevinde gördüğü muameleler nedeniyle 50 kiloya kadar düştüğünü, tahliye edildiğinde ise 69 kilo olduğunu belirtti.
Safedi, cezaevinde yaşadığı süreç nedeniyle hala fiziksel ve psikolojik tedavi gördüğünü, özellikle uyku sorunları ve travmanın etkileriyle mücadele ettiğini söyledi.
Alıkonulmasının ardından 1 yıl 8 ay 9 gün sonra, 13 Ekim 2025’te serbest bırakıldığını belirten Safedi, tahliye edildikten sonra yaşadığı en büyük acının oğlunun ölüm haberini almak olduğunu vurguladı.
Nasır Hastanesi’ndeyken bir telefon üzerinden eşine ulaşmayı başardığını belirten Safedi, o anı şu sözlerle anlattı:
"Eşime ilk sorduğum şey, ‘Yahya nerede?’ oldu. Dışarıda başka gençleri gördüm ama onu göremedim. Sonra bana Yahya’nın şehit olduğunu söylediler."
Safedi, 22 yaşındaki tek oğlu Yahya’nın, annesi için evden bazı ihtiyaç malzemelerini almaya çalışırken İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini belirtti. "Hapisten çıktım ve oğlumun şehit olduğunu o zaman öğrendim. Onu son kez göremedim." diye konuştu.
Bu acının, cezaevinde yaşadıklarının ardından kendisi için ikinci büyük yıkım olduğunu ifade eden Safedi, "Tek oğlunu kaybetmek çok zor." dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!