İsrail'in Basın Özgürlüğüne Yönelik Sansür Kıskacı
İsrail'de basın özgürlüğü, askeri sansürle baskı altında. 2025'te sansürlenen haber sayısında düşüş olsa da durum ciddiyetini koruyor.
İsrail'de basının özgürlüğü, 2025 yılında da askeri sansürün etkisi altında kalmaya devam ediyor. Ülke, basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 116. sıraya kadar gerilemiş durumda. Özellikle İran ile yaşanan gerginlikler döneminde, haberlerin kamuoyuna ulaşması günde ortalama 15 kez engelleniyor.
Askeri Sansürün Kapsamı
İsrail'de yasalar, medya kuruluşlarının güvenlik içerikli haberleri yayınlamadan önce orduya sunmalarını zorunlu kılıyor. Bu haberler, füzelerin düştüğü noktalar, gizli silah anlaşmaları ve istihbarat faaliyetlerini kapsayan geniş bir yelpazede sansüre tabi tutuluyor. 2024 yılında zirveye ulaşan sansür, 20 bin 770 haberin ordunun denetiminden geçmesine neden oldu. Bu haberlerin 1635'i tamamen yasaklanırken, 6 bin 265'inin içeriği değiştirildi veya sansürlendi.
2025 Yılı Verileri
2025 yılında ise orduya sunulan haber sayısı 17 bin 176'ya geriledi. Bu dönemde, yayınlanması tamamen engellenen haber sayısı 753, içeriği değiştirilen veya kısmen sansürlenen haber sayısı ise 4 bin 974 olarak belirlendi. Bu rakamlar, sansürde bir önceki yıla göre kısmi bir düşüşe işaret etse de, 2025 yılı hala son 15 yılın en ağır sansür uygulamalarına sahne oldu.
Medya Üzerindeki Yaptırımlar
İsrail'de askeri ya da ulusal güvenliği ilgilendiren haberlerin sansür makamına sunulması zorunlu. Ordu, devlet güvenliğine kesin ve somut zarar verecek haberleri engelleme yetkisine sahip. Ancak güvenlik tanımı oldukça geniş tutuluyor ve birçok haber bu kapsamda değerlendiriliyor. Bu kurallara uymayan gazeteciler ve medya organları ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Askeri sansür makamı, kuralları ihlal eden yayıncıları kapatma, faaliyetlerini askıya alma, para cezası kesme veya gazetecilere dava açma yetkisine sahip.
Sansürün Yönetimi ve Etkileri
Hangi haberin sansüre gönderileceğine editörler karar verse de, ordu kendi onayı olmadan yayınlanan içeriklere müdahale edebiliyor. Medyanın, sansürlenen bir haberi okuyuculara bildirmesi yasak. Televizyon kanallarının canlı yayınları dahi ordu temsilcileri tarafından denetleniyor. Ekim 2023'ten bu yana sansürde genel bir artış gözlemlense de, müdahalenin en yoğun olduğu dönemler İran ile savaş süreçleri oldu.
Ordunun Sansür Mekanizması
Son iki yılda sansürün artmasının nedeni, ordunun sansür mekanizmasının başına ülkedeki aşırı sağcı ve dini-siyonist çizgideki hukuk bürokratlarının akrabalarının getirilmesi olarak gösteriliyor. Eski İsrail Ordusu Sansür Şefi Tuğgeneral Kobi Mandelblit, Nisan 2025'e kadar görevdeydi ve ardından Netanel Kula bu göreve getirildi. Kula'nın göreve gelmesinden kısa süre sonra, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun oğlunun yurtdışında gizli bir ev satın aldığına dair haberlerin yayından kaldırıldığı sızdırıldı.
Basına Yönelik Çifte Standartlar
Başbakan Netanyahu’ya yakın olan Kanal 14, hassas askeri bilgileri defalarca yayınlamasına rağmen cezalandırılmadı. Bu durum, askeri sansürün basın özgürlüğüne aşırı bir müdahale teşkil etmesine rağmen, İsrail ordusunun bu özgürlüğe yönelik en ağır ihlali değil. Ekim 2023'ten bu yana Gazze, Lübnan, Yemen ve İran'da 250'den fazla gazeteci öldürüldü ve bazıları doğrudan hedef alındı.
Gazetecilere Yönelik Şiddet ve Baskılar
Ordu, Batı Şeria'daki gazetecileri vurmaya, darp etmeye, tutuklamaya ve cezaevindekilere suçlama yöneltmeksizin işkence etmeye devam ediyor. İsrail sınırları içinde ise sunulan yeni yasa tasarıları, İsrail medyasının bağımsızlığını baltalamayı amaçlıyor. Hükümet, medya kuruluşlarının kontrolünü ele geçirmeye çalışıyor ve kendisine yakın gazetecilere güç kazandırmayı hedefliyor.
Basın Özgürlüğü Endeksi ve Oto Sansür
Bu gelişmeler, İsrail'in uluslararası basın özgürlüğü endeksinde hızla gerilemesine neden oldu. Buna ek olarak, basın özgürlüğüne yönelik tek tehdit ordunun resmi müdahaleleri değil; gazetecilerin kendi kendilerine uyguladıkları oto sansür de önemli bir faktör. İsrail'deki ana akım medya kanalları, yasal bir engel olmamasına rağmen Gazze'deki insani dramı, sivil ölümleri ve askeri politikaları görmezden geliyor.
Medyanın Sessizliği
Gazze'de on binlerce çocuğun ve diğer masum Filistinlilerin öldürülmesi, şehirlerin yıkılması ve İsrail'in işlediği savaş suçları, medya organları tarafından haberleştirilmedi. Bu sansürler, askeri baskıdan değil; gazeteci ve medya kuruluşlarının kendi tercihlerinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla, İsrail'de basın özgürlüğü ciddi bir tehdit altında.
Sonuç olarak, İsrail'de basın özgürlüğüne yönelik sansür uygulamaları, ulusal güvenlik gerekçesiyle geniş kapsamlı olarak devam ediyor. Bu durum, ülkenin uluslararası arenada basın özgürlüğü sıralamasında gerilemesine neden olurken, medya kuruluşlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!